Muhterem Hocam, “Zancılardan önce ilim öğrenin.” Hadis-i şerifindeki zancılar kimlerdir ve ilim neyi ifade etmektedir? Bizlere açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, “Zancılardan önce ilim öğrenin.” Hadis-i şerifindeki zancılar kimlerdir ve ilim neyi ifade etmektedir? Bizlere açıklar mısınız?

Cevap

Zancılar, elleriyle kitap yazanlardır.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Kütüb-i Sitte, İlim Bölümü, Ravi. Ukbe İbnu Amir, Hadis: 4112

"Zancılardan önce ilim öğrenin."

İşte Bakara 78-79-80’de buyuruyor ki: “Ümine, onlardan bir kısmı ümmilerdir. Onlar Allah'ın kitabını bilmezler. Sadece emaniye, kişilerin yazdığı kitapları bilirler. Onlar sadece zanda bulunurlar.”

2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).

Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.

2/BAKARA-79 Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).

Artık elleriyle (emaniye bilgiler içeren) kitabı yazanların vay haline! Sonra da onu (bu yazdıklarını) az bir bedel karşılığında satmak için: “Bu Allah’ın indindendir.” derler. İşte onlara yazıklar olsun, elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı ve yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.

2/BAKARA-80 Ve kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh(ma’dûdete), kul ettehaztum indallâhi ahden fe len yuhlifallâhu ahdehu(ahdehû) em tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve (emaniyeye tâbî olanlar): “Ateş bize, sayılı günlerden başka asla dokunmayacak (günahlarımız kadar yanıp cennete gireceğiz).” dediler. De ki: “Allah’ın katından bir ahd mi edindiniz?” O taktirde (Eğer böyle bir ahd almışsanız) Allah, ahdinden asla dönmez. Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz? Yani Allah'ın kitaplarını bilmeyenler ve kitap yazanlar sadece zanda bulunuyorlar.

İlim neyi ifade etmektedir? İlim, Kur’ân-ı Kerim’i ifade etmektedir.

Mevlana diyor ki: “Kur’ân'a gözünle bakarsan yazıyı, aklınla bakarsan ilmi, kalbinle bakarsan aşkı, ruhunla bakarsan Allah'ı görürsün.”

Bu açıdan bakıldığı zaman gerçekten akılla bakan her kişi Kur’ân'daki ilmi görür. İlim, Kur’ân-ı ifade etmektedir. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’in, yani insanların röntgenini Kur’ân-ı Kerim’le çekecek olursak üç grup insan görüyoruz: Cahiller, ilim verilenler ve ilmin sahipleri.

İşte cahiller, zanlarına tâbî olanlar. (Nisa 157, En’am 116, En’am 148, Yûnus 36, Yûnus 66, Necm 23 ve Necm 28)

CAHİLLER - ZANLARINA TABİ OLANLAR

1. NİSÂ-157 …. Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlaşmazlığa) düşenler, ondan (bu hususda) mutlaka şüphe içindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbî olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).

2. ENÂM-116 Ve yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tâbî olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar.

3. ENÂM-148 …De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse (varsa) onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbî oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

4. YÛNUS-36 Ve onların çoğu zandan başka bir şeye tâbî olmaz. Şüphesiz zan, haktan bir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını bilendir.

5. YÛNUS-66 …Allah’tan başka ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tâbî oluyorlar? Ancak zanna tâbî olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).

6. NECM-23 … Allah onlara hiçbir sultan (delil) indirmedi. Onlar sadece zanna ve nefslerinin arzuladığı şeylere tâbî oluyorlar. Ve andolsun ki, onlara Rab'lerinden hidâyet geldi.

7. NECM-28 Ve onların (melekler konusunda) bir ilmi yoktur. Onlar sadece zanna tâbî olurlar. Ve muhakkak ki zan, Hak’tan yana hiçbir şeye fayda sağlamaz.

Mesela onlar, melekler konusunda bir ilmi yok. Onlar sadece zanna tâbî oluyorlar. Muhakkak ki zan, haktan yana hiçbir şey ifade etmez. Gaybe taş atıyorlar. Öyleyse zan, sözlerin en yalanıdır. Ve “zancılardan önce” öyleyse, biz neye tâbî olacağız? Cahiller, zanlarına tabi olanlarsa; ilim verilenler de, vahye tâbî olanlardır. İlim verilenler, onlar vahye tâbî olanlardır. Vahiye tâbî olanları da o slaytımızı çıkartırsak orada da aynı şekilde görüyoruz. İlim verilenler, vahye tâbî olanlar. o zaman ilim verilenler vahye tâbî olanlardır.

İLİM VERİLENLER (ÖĞRENENLER)

1. NAHL-27: Sonra kıyamet günü (Allah), onları alçaltacak. Ve onlara: "Ortaklarım nerede?" diyecek. "Onlar için ayrılıklara düştünüz." Kendilerine ilim verilenler şöyle dedi: “Muhakkak ki rezillik ve azap, bugün kâfirlerin üstündedir.”

2. İSRÂ-107: De ki: “O’na inanılsın veya inanılmasın, O’ndan önce kendilerine ilim verilen kimseler, onlara (Kur’ân’ın secde âyetleri) okunduğu zaman, secde ederek çeneleri üstüne kapanırlar.”

3. HACC-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na iman etmeleri, onların kalplerinin O’nu (Allah’ı) idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidâyet edendir.

4. KASAS-80: Ve ilim verilenler: “Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır. Buna, sabredenlerden başkası mülaki olmaz.” dediler.

5. ANKEBÛT-49: Hayır O (Kur’ân-ı Kerim), ilim verilenlerin sinelerinde beyan olunan âyetlerdir. Ve zalimler hariç, onlar âyetlerimizi bile bile inkâr etmezler.

6. RÛM-56: Ve ilim ve iman verilenler: “Andolsun ki Allah’ın Kitabı’ndaki beas (yeniden diriliş) gününe kadar (mezarda) kaldınız.” dediler. İşte bu beas günüdür. Lâkin siz bilmiyordunuz.

7. MUHAMMED-16: Ve seni dinleyenlerden bir kısmı, senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere: “Biraz önce (O) ne dedi?” dediler. İşte onlar, Allah’ın kalplerini mühürledikleri kişilerdir ve onlar hevalarına tâbi olanlardır.

VAHYE TABİ OLANLAR

1. BAKARA-170 Ve onlara: “Allah’ın indirdiği şeye tâbî olun!” denildiğinde; “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (yola) tâbî oluruz.” dediler. Ve eğer, onların ataları hiçbir şeyi akıl etmiyor ve hidâyete ermemiş olsalar bile mi?

2. ENÂM-50 De ki: “Ben size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Ve gaybı bilmiyorum. Size, muhakkak ki ben bir meleğim demiyorum. Ancak bana vahyedilene tâbî olurum.” “Basiretle gören ve görmeyen bir olur mu, hâlâ tefekkür etmiyor musunuz?” de.

3. ARÂF-3 Rabbinizden size indirilene tâbî olun. Ve ondan başka dostlar. Ne kadar edinmeyiniz tezekkür ediyorsunuz.

ARÂF-203 Ve onlara bir âyet getirmediğin zaman “Onu derleyip toplasaydın olmaz mıydı?” dediler. De ki: “Rabbimden bana ne vahyolunursa ben ancak ona tâbî olurum.”

4. YÛNUS-15 … De ki: “O’nu, kendi nefsimden (bir şey) ilka ederek benim değiştirmem olamaz. Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbî olurum. …

YÛNUS-109 Ve sana vahyolunan şeye tâbî ol! Ve Allah, hükmedinceye (hüküm verene) kadar sabret! Ve O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

5. LOKMÂN-21 Ve onlara "Allah’ın indirdiği şeye (Kitaba) tâbî olun!" denildiği zaman: "Hayır, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (putlara) tâbî oluruz." dediler. Ve şeytan onları, alevli ateşin (cehennemin) azabına çağırıyor olsa da mı?

6. AHZÂB-2 Ve sana Rabbinden vahyedilene tâbî ol. Muhakkak ki Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.

7. AHKÂF-9 “Ben diğer resûllerden farklı bir (bidat) ortaya çıkarmış değilim.” de. Ve bana ve size ne yapılacağını ben bilemem. Ben sadece bana vahyedilene tâbî olurum. Ve ben apaçık bir nezirden başka bir şey değilim.

Öyleyse Kur’ân-ı Kerim ilimdir. Zan da insanların yazdıklarıdır. Ve zan da sözlerin en yalanıdır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20266 dk okuma0