Muhterem Hocam, zekât toplumda nasıl bir rol oynar?
Soru
Muhterem Hocam, zekât toplumda nasıl bir rol oynar?
Cevap
"Soruyu bir kere daha tekrar edecek olursak: Zekât toplumda nasıl bir rol oynar?
Sevgili kardeşlerim, zekât kul hakkıdır. Evvelâ Hz. Ebû Bekir buyuruyor ki: “Namaz kılmazsanız o sizinle Allah arasındadır. Oruç tutmazsanız o sizinle Allah arasındadır. Zikir yapmazsanız o sizinle Allah arasındadır. Hacca gitmezseniz o sizinle Allah arasındadır. Ama zekât vermezseniz savaş açarım.” diyor.
Zekât kul hakkıdır. Allahû Teâlâ Bakara Suresi’nin 177. âyet-i kerimesinde, bakın ne buyuruyor.
BAKARA – 177: Leysel birre en tuvellû vucûhekum kibelet maşrıki vel mağribi ve lâkinne’l birre (1) men âmene billâhi (2) vel yevmil âhıri (3) vel melâiketi (4) vel kitâbi (5) ven nebiyyîn (nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî (1) zevil kurbâ (2) vel yetâmâ (3) vel mesâkîne (4) vebnes sebîli, (5) ves sâilîne (6-7) ve fî’r rikâb (rikâbi), (1) ve ekâmes salâte (2) ve âtez zekât (zekâte), (3) vel mûfûne bi (4) ahdihim izâ âhedû (âhedû), (5) ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’si ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn (muttekûne).
Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz (hakiki îmânı yansıtan) BİRR (ebrar kılacak davranış biçimi) değildir. Lâkin birr, kişinin, (1) Allah’a, (2) yevm’il âhire (Allah’a ulaşılan sonraki güne, hidayet gününe, vuslat gününe) (3) meleklere, (4) Kitab’a ve (5) peygamberlere îmân etmesi ve sevdiği maldan, (1) akrabalara (yakınlık sahiplerine) (2) yetimlere, (3) miskinlere (çalışamaz durumda olan ihtiyarlara, muhtaçlara), (4) yolda kalmış yolculara, (5) isteyen (muhtaçlara) (6) köle ve (kurtulmaları için) (7) esirlere vermesi ve namazı kılması, zekâtı vermesidir. Ve (Allah’a ve insanlara) ahd verdikleri zaman ahdlerine vefa edenler (yerine getirenler), zorlukta ve darlıkta ve şiddetli savaş halinde sabredenler, işte onlar sadık olanlardır. İşte onlar muttekîlerdir (takva sahibi olanlardır).
Evvelâ îmân şartlarını açıkladıktan sonra, malı çok sevmenize rağmen kime vermektir? Yakın akrabaya, 7 grup insan sayılıyor. Evet, burada 7 grup insan sayılıyor. Onlara haklarını vermektir. Ama bu hakların içerisinde zekât da sonradan ifade edilmiş mi? Evet. Namazı kılması, zekâtı vermesi...
Öyleyse sevgili kardeşlerim, dinî hayatın da maddî ve mânevî hayatın da yegâne anahtarı zekâttır. Eğer zekâtınızı verirseniz, zekât alanlar da zekât verecek duruma geliyor.
Öyleyse şöyle söyleyelim: İki grup insan var. Zekât verebilecek durumda olan insanlar ve zekât hiç veremeyecek durumda olan insanlar. Eğer zekât verecek durumda olan insanlar, zekâtı veremeyecek durumda olan insanlara haklarını verirlerse, bir gün o zekât alanlar da zekât verecek duruma geliyor.
Bu dönem gerçekleşecek mi? Evet. Efendimiz’in Hidayet Çağı’nda, işte o son savaşın bitiminden sonra toplumda öyle bir refah, öyle bir durum gelecek ki insanlar zekât vermek üzere fellik fellik insan arayacaklar. Gidecekler ve diyecekler ki yolda karşılaştığı birisine: “Ben zekâtımı sana vermeye geliyordum.” O da diyecek ki: “Ben de şimdi zekâtımı şuna vermeye gidiyorum.” Yani zekât alanların hepsi zekât verecek duruma gelmiş.
Nasıl oluyor bu durum? Hidayet Çağı’nda, Asr-ı Saadet’te gerçekleşecek. Dinler birleşecek, herkes aynı dinin mensubu olduğunu idrak edecek ve herkes hayırlarda yarışacak. Herkes hayırlarda yarışınca ihtiyaçtan fazlasını verecek. İhtiyaçtan fazlasının verilmesi, barışın gerçekleşmesi, silahlara ayrılan paranın yatırıma dönüştürülmesi ve insanlara ateşli silahlar yerine refah olarak dönmesini ifade ediyor. Gerçekleşecek mi? Evet.
Öyleyse zekât, toplumun sosyal hayatının vazgeçilmez anahtarıdır ve mutlak surette verilmesi lâzımdır. İşte zekât vermeyenlere, “Ben savaş açarım.” demesi, bir nevi insanların bilerek komşusunu açlığa mahkûm etmesini ifade eder.
Hâlbuki yaratılış gayemiz nedir? Yaratılış gayemiz başka insanlar için yaşamaktır. Şimdi komşumuz açken tok olan için Allah Resûlü ne diyor? “Bizden değildir.” Çünkü biz zaten o komşu için yaratılmışız. Biz tokuz, o komşu ise aç. O zaman biz yaratılış gayemize uygun bir hayatı yaşamıyoruz.
Ne zaman komşumuzu kendimizden öne geçirirsek, o zaman hedefimize ulaşabiliriz. Evet, ne zaman şartlar ne olursa olsun komşumuzu kendimizden öne geçirebildiğimiz an bu gerçekleşir. Allah razı olsun."