Muhterem Hocam, zekât ve birrimi eksiksiz vermeme rağmen yine de maddî sıkıntılar çektiğim oluyor acaba bunun sebebi hikmeti nedir, açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, zekât ve birrimi eksiksiz vermeme rağmen yine de maddî sıkıntılar çektiğim oluyor acaba bunun sebebi hikmeti nedir, açıklayabilir misiniz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Muhterem Efendimiz bir sözünde şöyle buyuruyor: "Yaşadığınız sıkıntılar sahip olduğunuz şeylerin azlığı değil isteklerinizin çokluğudur." Öyleyse yani adeta “Ben veriyorum, Sen bana niye vermiyorsun” mantığı içerisinde olursak bu olmadı tabiî. Herşeyden evvel mülkün sahibi Allah’tır. Sahip olduğumuz her şey O’nundur ve O bize verdiklerini nasıl kullanmamız gerektiğini bize beyan ediyor.

Zekât ve birr de bize verdiği malın nasıl kullanılması gerektiğini, bize bildiriyor. Zekât kazancımızın %2,5'u bize haram. Öyleyse kursağımıza haram lokmanın girmemesi lâzım, %2,5'u da birr paranın kiri. Öyleyse yapabildiğimiz, yiyebildiğimiz her gıdanın helâl ve tayyip, temiz olması gerekir. Allah Teala bu ölçü içerisinde bizi bulunduruyor ama eğer geriye dönük bu yaşadığın sıkıntıları bir bir analiz edecek olursan göreceksin ki sahip olduğun şey, her şey yeterlidir. Bir fıkra ile bunu süsleyelim;

Nasrettin Hocaya birisi gelmiş: “Öf” demiş, “Pöf” demiş, “Sıkıntılarım var geçinemiyorum, her şey adeta üzerime kabus gibi çökmüş halde” demiş. Hoca da dinliyor. "Nedir senin derdin?”. Diyor: “Biz üç nüfusuz, ben ve hanımım, beş kişi bir tek odada yaşıyoruz evimiz dar.” Hoca da kendisini dinlemiş, demiş ki “Benim söylediklerimi yerine getirecek misin? Söz veriyor musun?” “Söz” demiş. O zaman Hoca demiş “Evde inek var mı?” “Var” demiş. “O zaman odaya bir inek daha al.” diyor. “Ya hoca, biz evimiz dar, bir odada tıkış tıkış vaziyetteyiz. Sana geldik çözüm için sen çözüm değil tam tersi bir reçete bize veriyorsun”. “Bilmiyorum. Sen bana söz verdin ineği alacaksın.” diyor. İneği alıyor yine öf pöf ediyor. Ertesi hafta tekrar geliyor, "Bir inek daha al içeriye." diyor. Bakıyor ki söz vermiş, her sıkıntıda bir inek içeri alınıyor, olacak gibi değil. En iyisi diyor “susmak” ve sesini çıkartılmıyor. Bu sefer Hoca yanına geliyor. “Ne durumdasın?” diyor. Ses çıkartmayınca, o zaman diyor "Bir ineği çıkart" diyor. Ertesi hafta tekrar alıyor, yine o ineği de çıkartıyor. Ev sahibi diyor ki “Ya hoca, o kadar evimiz geniş ki, hamd eder şükrederiz meğerse biz bunun farkında değilmişiz."

İşte sevgili kardeşlerim insanoğlu her zaman böyledir. Yani sahip olduğumuz şeyler bize yeterlidir. Zaten Allah Resûlü (S.A.V) hadîs-i şerif'lerinde ne buyuruyor: “Zikrin en eftali hafî olanı, rızkın en hayırlısı kâfi gelendir.” Eğer kâfi olarak o gözle bakıp görebilirsen sıkıntıların kalmaz inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20262 dk okuma2