Muhterem Hocam, zekât vermemek kul hakkına girer mi? Açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, zekât vermemek kul hakkına girer mi? Açıklayabilir misiniz?

Cevap

Evet. Nitekim kazancımızın %2,5'u zekât bize haramdır. %2,5'u da birr paranın kiridir. Sadaka, bunlar hep kullara ait olan, cebimizdeki paranın onlara Allah'ın emrettiği miktar kadar tahsis edilmesi, verilmesidir.

Zekât, kullar arasında ekonomik açıdan sosyal adalet ve eşitliğin hasıl olabilmesi için mutlaka verilmesi gereken bir durumu ifade ediyor. Bugün ekonomik krizler yaşıyorsa insanlar, aslında Allah'ın emrini yerine getirmiş olsalar hiçbirisini yaşayamayacaklar. Çünkü Allahû Tealâ'nın belirlediği miktarı biz verdiğimiz zaman çok daha fazlasını Allah bize veriyor. Kişi Bakara 261'e göre;

2/BAKARA-261 Meselullezîne yunfikûne emvâlehum fî sebîlillâhi ke meseli habbetin enbetet seb’a senâbile fî kulli sunbuletin mietu habbetin, vallâhu yudâifu li men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).

Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her sünbülünde (başağında) yüz adet tane (tohum) olmak üzere, yedi sünbül (başak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, dilediği kimse için (onun rızkını) kat kat artırıp verir. Ve Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.

Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında 100 adet bulunan 7 başaklı bir buğday grubu kadar Allahû Tealâ ihsanda bulunuyor. İşte siz bir verirsiniz, Allahû Tealâ 700 katını veriyor.

Nitekim Hz. Ebû Bekir'den nakledilen, Hz. Ömer'e atfedilen bir şey: Hz. Osman'ın kervanı Şam'dan Mekke'ye gelmek üzere. Herkesin ihtiyacı var. Herkes sipariş veriyor ama Hz. Osman vermiyor. En sonunda Resûlullah (S.A.V)'e şikâyette bulunuyorlar. Onun da cevabı şu: “Niye vermiyorsun ya Osman?” “Daha fazla veren var.” “Kim daha fazla veriyor?” “1'e 700.” diyor. “Ben herşeyin, herkesin ihtiyacını fî sebîlillah olarak verdim.”

Hz. Osman niye böyle söylüyor? Biliyor ki 1 verirse Allahû Tealâ onun 700 katını veriyor. Bunu herkes bilir.

Öyleyse bir toplumun ekonomisinin düzelebilmesi mal açısından Allahû Tealâ'nın emirlerini yerine getirmesiyle kaim. Zekâtını vermeyenler hırsızlığa kapı açıyorlar. Birrini vermeyenler rüşvete kapı açıyorlar. Yatırımları gerçekleştirmeyenler faize tevessül ediyorlar ve ihtiyaçtan fazlasını vermeyenler israf noktasında israfa kapı açıyorlar.

Olay buysa zekât vermemek elbette kul hakkıdır. Allahû Tealâ Bakara 177'de bunu açıklıyor ve bu malların nasıl insanlara verilmesi gerektiğini de Tevbe 60'ta veriyor. İşte zekâtla birlikte bir olarak akrabaya, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara, dilenenlere, köle azadına bunların verilmesi. Bu iki âyet kesinlikle bu durumu açıklıyor.

BAKARA – 177: Leysel birre en tuvellû vucûhekum kibelet maşrıki vel mağribi ve lâkinne’l birre (1) men âmene billâhi (2) vel yevmil âhıri (3) vel melâiketi (4) vel kitâbi (5) ven nebiyyîn (nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî (1) zevil kurbâ (2) vel yetâmâ (3) vel mesâkîne (4) vebnes sebîli, (5) ves sâilîne (6-7) ve fî’r rikâb (rikâbi), (1) ve ekâmes salâte (2) ve âtez zekât (zekâte), (3) vel mûfûne bi (4) ahdihim izâ âhedû (âhedû), (5) ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’si ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn (muttekûne).

Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz (hakiki îmânı yansıtan) BİRR (ebrar kılacak davranış biçimi) değildir. Lâkin birr, kişinin, (1) Allah’a, (2) yevm’il âhire (Allah’a ulaşılan sonraki güne, hidayet gününe, vuslat gününe) (3) meleklere, (4) Kitab’a ve (5) peygamberlere îmân etmesi ve sevdiği maldan, (1) akrabalara (yakınlık sahiplerine) (2) yetimlere, (3) miskinlere (çalışamaz durumda olan ihtiyarlara, muhtaçlara), (4) yolda kalmış yolculara, (5) isteyen (muhtaçlara) (6) köle ve (kurtulmaları için) (7) esirlere vermesi ve namazı kılması, zekâtı vermesidir. Ve (Allah’a ve insanlara) ahd verdikleri zaman ahdlerine vefa edenler (yerine getirenler), zorlukta ve darlıkta ve şiddetli savaş halinde sabredenler, işte onlar sadık olanlardır. İşte onlar muttekîlerdir (takva sahibi olanlardır).

TEVBE – 60: İnnemâs sadakâtu lil (1) fukarâi (2) vel mesâkîni (3) vel âmîline aleyhâ (4) vel muellefeti kulûbuhum (5) ve fî rikâbi (6) vel gârimîne (7) ve fî sebîlillâhi (8) vebnissebîl (vebnissebîli), farîdaten minallâh (minallâhi), vallâhu alîmun hakîm (hakîmun).

Muhakkak ki; sadaka, Allah’tan bir farz olarak (1) fakirler (2) ve miskinler (yoksullar) (3) ve memurlar (zekât toplayıcılar) içindir. (4) Ve kalpleri (İslâm’a) ısındırılacak olanlara (5) ve kölelere (harcamaya) (6) ve borçlulara (7) ve Allah yolunda (olanlara) (8) ve yolculara aittir. Ve Allah, bilendir, hüküm sahibidir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 21 Ekim 2026Son güncelleme: 21 Ekim 20264 dk okuma0