Muhterem Hocam, zikir elbette şifadır. Ancak bütün fiziksel hastalıkları zikirsizliğe bağlayabilir miyiz? O hâlde Hz. Eyyûb neden hasta oldu? Sahâbeden hasta olanlar neden hastalan

Soru

Muhterem Hocam, zikir elbette şifadır. Ancak bütün fiziksel hastalıkları zikirsizliğe bağlayabilir miyiz? O hâlde Hz. Eyyûb neden hasta oldu? Sahâbeden hasta olanlar neden hastalandı?

Cevap

Tabiî ki. Hastalıkların çeşitli sebepleri vardır. Manevî hastalıklar vardır. Bir de biyolojik hastalıklar vardır. Bağlayamayız Tabiî.

"Şimdi o hâlde Hz. Eyyûb neden hasta oldu?" Hz. Eyyûb’ün yaşadığı olaylar hepsi birer imtihan.

"Sahâbeden hasta olanlar neden hastalandı?" Aynen. Güzel.

Şimdi sevgili kardeşim, hastalık kader ve kader sebebiyle biz derecât kaybetmeyiz. Kader sebebiyle bir faydaya ve bir hayra ulaşırız. Ama derecât kaybı söz konusu değil.

Şimdi kardeşimizin suali ne? "Zikir elbette şifadır. Ancak bütün hastalıkları ziksizliğe bağlayabilir miyiz?" Hayır. Biyolojik hastalıklar. Hz. Eyyûb (A.S)'ı örnek verecek olursak, İblis bizi devamlı imtihana sokan baş düşman İblis. "Allahû Tealâ'ya, Eyyûb’a Sen herşeyi vermişsin. Neden? Tabiî ki sana hamd ve şükredecek. Onun malını al bakalım, ondan tekrar sana hamd ve şükrediyor mu?" Gerçekten de Allahû Tealâ bazı sebeplerle onun malını alıyor. Ama Eyyûb (A.S) bunun bir imtihan olduğunu biliyor. Her olayın çözümünün Allah’ta olduğunu biliyor ve "Veren Sensin, alan da Sen." Hamd ve şükrüne devam ediyor.

İblis diyor ki "Ona çok üst seviyede bir dediğini iki etmeyen, itaat eden akrabalar vermişsin. Onları yanından al bakalım, tekrar hamd ve şükür edecek mi?" Hakikaten akrabayı taallukatını da alıyor. Ama her seferinde yaşadığı olay Eyyûb (A.S) olayın kendisiyle Allah arasında olduğunu, muhatabın Allah olduğunu buyuruyor. Sebepler farklı olabilir ama "Hayır." diyor. "Veren Sensin, alan Sen." Yani o evlâtları, akrabayı bana veren Sendin. Alan da Sensin. Hamd ve şükrediyor.

"Sağlık vermişsin diyor. Onun için çok hamdedip şükrediyor." İşte hastalığı bu şekilde Eyyûb (A.S)’a veriyor. Ama Eyyûb (A.S)’ın da hastalığının Allah’tan olduğunu, murad-ı ilâhînin o kişiyi üzmek olmadığını, kendisine yakın kılmak istediğini bilinci için olan Eyyûb (A.S) "Hastalığı veren de Sensin, alan da Sensin." Her zaman hamd ve şükrediyor ve sabrediyor.

Sonuçta galip gelen Eyyûb (A.S) sabırla Kur’ân’da anılıyor ve kaybeden de İblis. Herkes için bu olay söz konusu. Herkes için mal ile ve canı ile Allahû Tealâ onları imtihan ediyor. Bakara Suresi’nin 155. âyet-i kerimesinde:

2/BAKARA-155 Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).

Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.

Kimdir o sabredenler? O sabredenler, onlara bir musîbet isabet ettiği zaman Bakara 156:

2/BAKARA-156 Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

Biz Allah içiniz ve mutlaka Allahû Tealâ’ya döneceğiz. İşte onların üzerine salâvat ve rahmet vardır. Ve onlar hidayete erenlerdir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20263 dk okuma0