Muhterem Hocam, zikir sadece elimize tespih alıp manasına vakıf olmadığımız sözleri tekrar etmek değildir. Kanaatimce en büyük zikir Rabbimizin emir ve yasaklarını, bireysel ve top

Soru

Muhterem Hocam, zikir sadece elimize tespih alıp manasına vakıf olmadığımız sözleri tekrar etmek değildir. Kanaatimce en büyük zikir Rabbimizin emir ve yasaklarını, bireysel ve toplumsal hayatımıza hâkim kılmak değil midir?

Cevap

Tabiî, diyoruz ki Kur’ân’da Allahû Tealâ’nın, Rabbimizin emirleri ve yasakları var. Bu emir ve yasaklara itaat edenlerin mükâfatı cennet, dünyada mutluluk. Bu emir ve yasaklara uymayanların dünyada yaşadığı huzursuzluk, âhirette cehennem. Ve Kur’ân-ı Kerîm’de sahâbe bize örnek gösterilmiş. Sahâbenin hepsi Resûlullah’ın (S.A.V) önderliğinde emir ve yasakların hepsine uymuşlar ve Asr-ı Saadet’i yaşamışlar.

Öyleyse zikir, vasıta emirlerden sadece bir tanesi. Ama Allahû Tealâ’nın hedef emirleri var.

7 VASITA EMİR

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

ANKEBÛT – 5: Kim Allah’a mülâkî olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi İşiten, en iyi Bilendir.

2. Kelimeyi Şahadet – 12 İhsanla Mürşid Önünde Tövbe Etmek

BAKARA - 45, 46: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Onlar ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakın derecesinde inanırlar.

ÂLİ İMRÂN – 18: Allah, şehadet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur...

3. Oruç

BAKARA – 183: Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

4. Namaz

NİSÂ – 103: Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken Allah’ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkâniyle kılın. Muhakkak ki namaz, mü’minlerin üzerine, “vakitleri belirlenmiş bir farz” olmuştur.

5. Hac

BAKARA – 197: Hac, bilinen aylardır. İşte kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edindirirse, artık hacta kadına yaklaşmak (ve benzeri davranışlar), fâsıklık (günaha sapmak), cedelleşmek (sürtüşmek, kavga etmek) yoktur...

6. Zekât

BEYYİNE – 5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.

İşte kayyûm din (kıyamete kadar devam edecek din) budur.

7. Zikir

MUZZEMMİL – 8: Ve Rabbinin İsmini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

ANKEBÛT – 45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât, fuhuştan ve münkerden nehyeder. Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür.

7 HEDEF EMİR

VAHDET

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

TEVHİD

2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak

MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.

TESLİM:

3. Ruhun Allah’a Teslimi

RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.

4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi

YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

YÂSÎN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

5. Nefsin Allah’a Teslimi

NİSÂ-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…

6. İrşada Ulaşmak

BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.

7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek

EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.

Bu hedef emirleri Allah’a ulaşmayı dilemek, Allahû Tealâ’nın tayin ettiği mürşide tâbî olmak, ruhun Allah’a teslimi, fizik vücudunun Allahû Tealâ’ya teslimi, nefsin Allah’a teslimi, irşadın ve iradenin Allah’a teslimi; bunların hepsi bu hakikati ifade ediyor.

Allah’ın emirlerine itaat edip yasaklara uymak, hedef emirlerin tatbikatı içerisinde, onların kılavuzluğunda zikir ve diğer ibadetler yapılırsa sonuç vericidir. Allah’ın istediği de budur.

"Kanaatimce en büyük zikir Rabbimizin emir ve yasakları..." elbette. Ama bu vasıta emirlerin içerisinde ibadetlerin sultanı zikir olmadan olmaz.

Bir söz var. "Hedefi tespit etmek yeterli değil. Hedefe giden yolu da bilmek gerekir."

İşte bu hedef Allah’ın bize gösterdiği hedef. Allah’ın Zât’ına ulaşmak, Allah’ın Zât’ını görmek. Ara istasyonları var ve hedefe giden yol tâbî olduğumuz mürşid. Evvela hedef tayini yapıyoruz, sonra yolu seçiyoruz. Mürşid, Allah’a ulaştıran yolla özdeştir.

Nitekim Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), 14 asrın evvel;

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizî, İmân, 18; İbn Mace, Fiten, 17; İmam Hanbel, 2/332.

"Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Hristiyanlar 72 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacak, biri hariç hepsi cehenneme girecek."

İşte her devirde fırka-i nâciye, kurtuluşa ulaşan fırka, her inanç grubunun içerisinde var.

Sahâbeden bir tanesi, “Ya Resûlullah, bu fırka-i nâciye kimlerden oluşuyor?” Cevap çok manidar. Ben ve sizin gibi Sırat-ı Mustakîm’de olanlar. Öyleyse ben ve sizin gibi Sırat-ı Mustakîm’de olanlar. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) Sırat-ı Müstakîm’de ama ulaşmayı dileyenler de birinci Sırat-ı Mustakîm’de ve ancak Sırat-ı Mustakîm üzerinden din yaşanır.

Sırat-ı Mustakîm’den bizi ayıran fırkalara ait olan yollara tâbî olmayın, diyor Allahû Tealâ. Nitekim İbni Mesud’dan rivayet edilen bir hadîste, bir ara Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V);

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbn Mâce, Mukaddime 1

İbni Mes'ud (R.A.) şunu naklediyor:

"Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir gün yere düz bir çizgi çizdi ve 'Bu Allah'ın yoludur' dedi. Daha sonra bu çizginin sağına ve soluna başka çizgiler çizerek 'Bunlar ise diğer yollardır. Her biri üzerinde yanlışa davet eden birtakım şeytanlar vardır.' buyurdu."

En’âm 153’te ise:

ENÂM-153 Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûhu, ve lâ tettebiûs subule fe teferraka bikum an sebîlihi, zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).

Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

Ve Sırat-ı Mustakîm, işte bu Sırat-ı Mustakîm’dir. Allah’ın nurudur. Ona tâbî olun. Ama sizi Sırat-ı Mustakîm’den ayıran, Sırat-ı Mustakîm’in sağına, soluna yollardan ayıran diğer yollar, yanlışa davet eden şeytanların yoluna tâbî olmayın, diyor. Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20266 dk okuma0