Muhterem Hocam, zulmün olduğu noktada adalet nasıl devreye girer?
Soru
Muhterem Hocam, zulmün olduğu noktada adalet nasıl devreye girer?
Cevap
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de, Allah seriül hisaptır. Ve hepimizin üzerinde 4 tane melek vazifeli kılmıştır, kirâmen kâtibîn melekleri.
İşte başkasına zulmettiğimiz zaman, zulmettiğimiz kişi mazlum, biz ise zalimsek biz derecât kaybediyoruz. Kaybettiğimiz derecâtı zulmettiğimiz kişi kazanıyor ve anında Allahû Tealâ hesabı görüyor.
Her devirde bir tarafta adaletin bütün boyutlarıyla yara aldığı ve insanlara zulmedildiği bir toplum yapısı ve topluma hükmedenler var. Bunlar adaletsizliğin temsilcileridir, zalimlerdir.
Bir tarafta da gene o insanların arasında öyleleri vardır ki bunlar adaleti sağlayanlardır. Ne yapmış sahâbe? Anlaşamadıkları her noktada Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e ulaşmışlar. Her anlaşmazlık arkasından dostluk gelmiş.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in hadîs-i şerifinde: “Ümmetim içerisinde her zaman adil bir imam olacak. Bu imam insanları hâkimlerin tahrifinden, bâtıl ehlinin bid’atlerinden ve cahillerin yorumundan insanları temizleyecek.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Bihar'ul-Envar, cilt 33, sayfa 30, Hadis 46
“Ümmetin içinde her zaman bir adil imam var olacaktır ki, hâkimlerin tahrifini, bâtıl ehlinin bidatlerini ve cahillerin yorumlarını dinden uzaklaştırıp yok etsin.”
Hâkimlerin tahrifi, bâtıl ehli, yani bâtıl ehlinin bid’atleri ve cahillerin yorumundan insanları kurtaracak ki bu devrin imamıdır. Devrin imamı A’râf Suresi’nin 181. âyet-i kerimesinde bildirildiği gibi:
7/ARÂF-181 Ve mimmen halâknâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn(ya’dilûne).
Ve yarattıklarımızdan bir ümmet vardır ki, Hakk’a (Allah’a) ulaştırırlar ve onunla adaletle hükmederler.
“Yarattıklarımızdan bir ümmet vardır ki hakka ulaştırırlar ve onunla adaletle hükmederler.” Bu ümmet irşadla vazifeli olanlardan meydana geliyor.
Allahû Tealâ Enbiyâ Suresi’nin 91. âyet-i kerimesinde yanılmıyorsam, veya bir öncesi bir sonrasına bakacak olursak, daha sonra Enbiyâ 92’ye, evet:
21/ENBİYÂ-92 İnne hâzihî ummetukum ummeten vâhıdeten ve ene rabbukum fa’budûni.
Muhakkak ki bu sizin ümmetiniz (topluluğunuz, dîniniz), tek bir ümmettir (dîndir). Ve Ben, sizin Rabbinizim. Öyleyse Bana kul olun!
“Muhakkak ki bu sizin ümmetiniz, toplumunuz, dininiz tek bir ümmettir. Ben sizin Rabbinizim.”
İşte din tektir ama her devirde bu dini en üst noktada temsil eden, Allah’ın tasarrufunda olan bir imam vardır. O insanları hakka ulaştırıyor, hidayete erdiriyor ve onlar arasında adaleti tesis ediyor, adaleti gerçekleştiriyor.
Yûnus Suresi’nin 47. âyet-i kerimesinde: “Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara resûlleri geldiği zaman onların arasında adaletle hükmolunur.”
10/YÛNUS-47 Ve li kulli ummetin resûlun, feizâ câe resûluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn(yuzlamûne).
Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.