03.12. 2023 Pazar Sohbeti 1. Bölüm Soru Yok
Soru
03.12. 2023 Pazar Sohbeti 1. Bölüm Soru Yok
Cevap
İlk âyetimiz Zumer 53.
39/ZUMER-53 Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).
De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."
Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimizin döneminde, Bedir Savaşı’nda Peygamber Efendimizin (S.A.V) amcası Hz. Hamza’yı şehit ettiren Vahşi; bu âyet-i kerime onun da sahâbe olmasını sağlayan bir âyet-i kerimedir. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), böyle olmasına rağmen devamlı tebliğ yapıyor ve bu tebliğinde Vahşi’ye Nisâ Sûresinin 48. âyet-i kerimesini okuyor.
Nisâ Sûresinin 48. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:
4/NİSÂ-48 İnnallâhe lâ yagfiru en yuşrake bihî ve yagfiru mâ dûne zâlike li men yeşâu ve men yuşrik billâhi fe kadifterâ ismen azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki Allah, O'na şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki şeyleri dilediği kimse için bağışlar. Ve kim Allah'a şirk koşarsa, o taktirde büyük bir günah işleyerek iftira etmiştir.
Bu âyet-i kerimeyi Vahşi’ye okuduğu zaman Vahşi diyor ki: "Ben zaten şirkteydim. Dolayısıyla şirk sebebiyle benim kurtuluşum olamaz." İkna olmuyor.
Ondan sonra Zumer Suresinin 53. âyet-i kerimesi devreye giriyor: "Ey nefsine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz." Bu da onu pek fazla tatmin etmiyor.
Ve son olarak Nebîler Sultanı Peygamber Efendimize (S.A.V) Allahû Tealâ, Furkân Suresinin 68, 69 ve 70. âyet-i kerimelerini okutuyor. Furkân 68, 69 ve 70’te ne yazıyor, bakalım beraberce: Onlar Allah'la beraber başka ilâha tapmazlar. Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı kişiyi, haklı olmadıkça öldürmezler, zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günah cezasıyla karşılaşır. Kıyamet günü onun azabı kat kat artar ve orada alçaltılmış olarak ebediyen kalır.
Ama bakın, Furkân 70’te ne diyor: "İşte bu kadar günah, bu kadar şirk, bu kadar şey yapmasına rağmen Allahû Tealâ istisna olarak kim tövbe eder, mü’min olur, ıslah edici amellere (ameli salihât) başlarsa Allah onun o güne kadar yapmış olduğu bütün günahları sevaba çeviriyor."
25/FURKÂN-68 Vellezîne lâ yed’ûne meallâhi ilâhen âhara ve lâ yaktulûnen nefselletî harramallâhu illâ bil hakkı ve lâ yeznûn(yeznûne), ve men yef’al zâlike yelka esâmâ(esâmen).
Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha tapmazlar. Allah’ın (öldürülmesini) haram kıldığı kişiyi haklı olmadıkça öldürmezler ve zina yapmazlar. Ve kim bunları yaparsa günah cezasıyla karşılaşır.
25/FURKÂN-69 Yudâaf lehul azâbu yevmel kıyâmeti ve yahlud fîhî muhânâ(muhânen).
Kıyâmet günü onun azabı kat kat artar. Ve orada alçaltılmış olarak ebediyyen kalır.
25/FURKÂN-70 İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir)
O zaman bu âyet-i kerime Vahşi’yi tatmin ediyor ve geliyor, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimizin (S.A.V) önünde tövbe ediyor. Tövbe edince tabi ne oluyor? Bütün günahları sevaba çevriliyor.
Vahşi diyor ki: "Resûlullah (S.A.V) döneminde ben Resûlullah’ı (S.A.V) çok üzdüm. O zaman Onu sevindirecek bir iş yapmam lâzım." Ve o zaman Müseylemetül Kezzab diye bir yalancı kişi çıkmış ortaya. O zaman diyor ki: "Bununla mücadeleyi ben sürdüreceğim." Ve gerçekten onu da öldürüyor.
İşte Zumer 53 bu açıdan çok manidardır.
Ebu Saîd’den (R.A.) anlatılan bir hadîs-i şerîfte Resûlullah (S.A.V) buyurdular ki:
"Sizden önceki yaşayanlar arasında 99 kişi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir rahip tarif edildi. Ona kadar gidip 99 kişiyi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu. Rahip: 'Hayır, yoktur.' dedi. Adam onu orada öldürüp cinayetini yüze tamamladı.
Adam yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Onun yanına gelip 100 kişiyi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu. Âlim: 'Evet, vardır. Seninle tövben arasına kim perde olabilir?' dedi ve ilave etti: 'Ancak filan memlekete gitmelisin. Zira orada Allah’a kul olan kimseler var. Sen onlarla Allah’a ibadet edersen bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin, zira orası kötü bir yer.'
Adam yola çıktı. Yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azap melekleri onun hakkında ihtilafa düştüler. Rahmet melekleri: 'Bu adam tövbekâr olarak geldi, kalben Allah’a yönelmişti.' dediler. Azap melekleri de: 'Bu adam hiçbir hayır işlemedi.' dediler."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhâri, Enbiyâ 54; Müslim, Tevbe 46, 47, 48.
"Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu. Râhib: 'Hayır yoktur!' dedi. Adam onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı."
"Adam, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Onun yanına gelip yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânı olup olmadığını sordu. Âlim: 'Evet, vardır, seninle tövben arasına kim perde olabilir?' dedi. Ve ilâve etti: 'Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zira orada Allah'a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah'a ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.'"
"Adam yola çıktı. Yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler. Rahmet melekleri: 'Bu adam tövbekâr olarak geldi. Kalben Allah'a yönelmişti.' dediler. Azab melekleri de: 'Bu adam hiçbir hayır işlemedi.' dediler."
Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem onlara: "Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin." dedi. Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri alıp götürdüler."
Burası çok manidardır. Evet, bu kadar günahın sahibi kişi hakkında melekler orada bir karşılıklı tartışmaya gidiyorlar. Diyor ki: "Bu adam tövbekâr olarak geldi, kalben Allah’a yönelmişti." Yani Allah’a ulaşmayı dilemişti. Azap melekleri de: "Bu adam hiçbir hayır işlemedi." dediler.
"Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem onlara: 'Ona çıktığı yerle gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin.' dedi. Ölçtüler, gördüler ki gitmeyi arzu ettiği iyiler diyarına bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri alıp götürdüler."
Bu Hadîs-i Şerif Buhârî’den naklediliyor.
İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: Öyle insanlar var ki cennetlik amel işlerler ama cehenneme gideceklerdir. Öyle insanlar var ki cehennemlik amel işlerler ama cennete gideceklerdir. İşte şu anda Resûlullah’ın (S.A.V) da bu hadîs-i şerîfte vazettiği gibi, ömrü boyunca günah işlemiş, doksan dokuz kişinin katili, yetmez yüze tamamlamış kişiyi... Ama buna rağmen şunu söylüyor: "Ben tövbe edersem tövbem kabul edilir mi?"
Sevgili kardeşlerim, mutlak sûrette Allah’ın tövbesini kabul ettiği kişiler kimlerdir? Allah’ın kendileri için tayin ettiği mürşide ulaşanlardır. İşte Nisâ Suresinin 64. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:
"Biz resûllerimizi, insanlar kendilerine itaat etsin diye gönderiyoruz. O nefslerine zulmedenler sana gelselerdi, Allah’tan mağfiret dileselerdi, Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, Allah her iki tarafın tövbesini kabul ederdi."
4/NİSÂ-64 Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
Kesinlikle mürşid önünde yapılan tövbeyi Allah yüzde yüz kabul ediyor. Ama o zaman sual şu: Acaba mürşide nasıl ulaşacağız?
İşte mürşide ulaşmak bir kalbi dilektir. Ve özellikle de hadîs-i şerîfte zikredilen şey şu: Adam tövbekâr olarak geldi, kalben Allah’a yönelmişti. Yani Allah’a ulaşmayı dilemişti. Allah’a ulaşmayı dilediği an, mürşidin ona gösterilmesi Allah’ın garantisindedir. Evet, mürşidin gösterilmesi Allah’ın garantisindedir ve Allahû Tealâ diyor ki: "Bana ulaşmayı dileyeni, artık o kişi Bana ulaşmayacak; Ben kendime ulaştıracağım."
Ve Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesi ile Ra'd Suresinin 27. âyet-i kerimesi bu konuyu en güzel biçimde açıklıyor. Şûrâ 13’te Allahû Tealâ ne diyor?
"Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni Kendisine ulaştırır."
ŞÛRA – 13 … kebure alâl muşrikîne mâ ted'ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
…Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).
Ra'd 27: Allah dilediği kimseyi dalâlette bırakır ama O’na yönelen kimseyi de Kendisine ulaştırır.
Öyleyse Allahû Tealâ’nın kurtuluş için öngördüğü şart: Allah’a yönelmek, yani kalben Allah’a ulaşmayı dilemektir. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerîm’de tam yedi tane âyet-i kerimede munîb, enâb, yunîb olarak Allah’a yönelmekten bahsediyor. Ra'd 27 de Şûrâ 13 de. Bütün bu âyet-i kerimeler bizi bir yere ulaştırıyor.
Rûm Suresinin 31. âyet-i kerimesinde: "O’na yönelin ve takva sahibi olun."
Öyleyse Allah’a yönelen herkes takva sahibi mi? Evet. Takva sahibi kişi kimdir? Takva sahibi kişiyi de Allahû Tealâ Bakara Sûresinin 223. (ve ilgili) âyetlerinde, Allah’a mülâki olmayı dileyenler olduğunu gösteriyor.
2/BAKARA-223 Nisâukum harsun lekum, fe’tû harsekum ennâ şi’tum ve kaddimû li enfusikum vettekûllâhe va’lemû ennekum mulâkûh(mulâkûhu), ve beşşiril mu’minîn(mu’minîne).
Kadınlarınız sizin için tarladır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle yaklaşın. Ve kendiniz için (derecelerinizi arttıracak ameller) takdim edin. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na mülâki olacağınızı (kavuşacağınızı) bilin. Ve mü’minleri müjdele.
[28.09.2026 19:43] Nuran Çelik Çelik: Eğer takva sahibi kişi Allah’a yönelmiş, ulaşmayı dileyen birisiyse, o zaman yedi tane âyet-i kerimede Allahû Tealâ Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerden bahsediyor: Yûnus 7, Yûnus 11, Yûnus 15, Yûnus 45, Furkân 21, Rûm 8, Secde 10... Allah’a yönelmeyenleri, takva sahibi olmayanları Allah dalâlette bırakıyor, Ra'd 27’de olduğu gibi.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA
1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. …
2. YÛNUS-11 …Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.
RA’D-27 …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır. …
3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir. …
4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâki olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır. …
EN’ÂM-31 Allah’a mülâki olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. …
5. FURKÂN-21 Ve Bize mülâki olmayı dilemeyenler:…nefslerinde kibirlendiler. …
6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.
7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.
FUSSİLET-54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâki olacaklarından şüphe içindeler. …
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎKİ CEHÎMDE, SIRATI CEHÎMDE
1. ARÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. …
2. RA’D-27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.”
RA’D-33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
3. KEHF-17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
4. ZUMER-23 … Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
5. ZUMER-36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.
6. MU’MİN-33 …Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur.
7. ŞÛRÂ-44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur.
Ve dalâlette olanların da yedi grup âyet-i kerime gereğince gideceği yer cehennemdir. Evet, dalâlette olanların yedi grup âyet-i kerime gereğince gidecekleri yer cehennemdir.
DALÂLETTE OLANLARIN GİDECEĞİ YER CEHENNEM
1. NİSÂ-167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar, uzak bir dalâletle sapmışlardır.
NİSÂ-168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri, Allah mağfiret edecek değildir ve yola hidayet edecek değildir.
NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır…
2. A’RÂF-178 Allah kimi hidayete erdirirse artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır.
MU’MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
3. A’RÂF-179 Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler İşte onlar, onlar gâfillerdir.
4. İSRÂ-97 Ve Allah, kimi (Kendisine) ulaştırırsa, artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onlar için O’ndan (Allah’tan) başka dostlar bulamazsın. Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü (sürünerek) haşrederiz. Onların me’vası cehennemdir. …
5. FURKÂN-34 Cehenneme yüzleri üstü haşredilenler (toplananlar), işte onlar, gideceği mekânı şerli olanlar ve sebîlden sapanlar (dalâlette kalanlar)dır.
6. YÂSÎN-62 Ve andolsun ki sizden birçoklarını dalâlette bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz?
YÂSÎN-63 Size vaadedilmiş olan cehennem (işte) budur.
7. KAMER-47 Muhakkak ki mücrimler (suçlular), dalâlet ve çılgınlık içindedir.
İşte o melekler ölçümleme yaptığı zaman nereye yakın görüyorlar? Tövbe edecek olan kişiye daha yakın görüyorlar. Ama Allah’a ulaşmayı diledikleri takdirde, o zaman Allahû Tealâ kesinlikle o kişinin kalben Allah’a yönelen takva sahibi kişi olduğunu görüyor. Ve takva sahibi olanların hepsinin kurtuluşta olduğunu Allahû Tealâ açıkça ifade ediyor.
Meryem Suresinin 71 ve 72. âyet-i kerimelerinde; dünya hayatını yaşayan cennetlik, cehennemlik herkes mutlaka önce cehenneme gidecek. Cehennemlikler cehennemde kalmak üzere gidiyorlar; cennetlikler de cehennemi görmek, Allahû Tealâ’nın o korkunç azaptan kendini kurtardığını idrak etmek ve Rabbine hamd ve şükretmek için oraya gidiyorlar.
19/MERYEM-71 Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ(makdıyyen).
Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illâ (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür.
Ama Meryem 72’de Allahû Tealâ diyor ki: "Biz cehenneme giden takva sahiplerini kurtaracağız ama zalimleri de orada bırakacağız."
19/MERYEM-71 Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ(makdıyyen).
Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illâ (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür.
O zaman kurtuluş için o kadar basit bir dileği Allah bizden istiyor ki: Sadece kalpten dilemek, kalpten Allah’a yönelmek... Ve bu kalpten yönelen herkes birinci safha takvanın sahibidir. O zaman bizim kurtuluşa ulaşmamız için muazzam bir kolaylığı Allah bize sunmuş.
İşte Resûlullah’ın (S.A.V) başka bir hadîs-i şerîfinde bu istikamette: Öyle insanlar var ki cennetlik amel işlerler ama kendisiyle cennet arasında bir arşın mesafe kalır ve kitabın hükmü, Kur’ân’ın hükmü devreye girer ve o kişi cehennemlik amel işlemeye başlar ve cehenneme gider.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Kütübü sitte, Kenzu’l-Ummal, h. No: 576.
"Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer."
Öyle insanlar var ki hep cehennemlik amel işlerler ama kitabın hükmü devreye girer ve kendisine tebliğ yapıldığı zaman daveti kabul ettikten sonra Allah’a ulaşmayı diler, Allah’a yönelir ve o kişi hiç cennetlik ameli olmamasına rağmen, hadîs-i şerîfte zikredildiği gibi o kişi cennete gider.
Öyleyse asıl olan kitabın hükmüdür, kitabın hükmüdür, kitabın hükmüdür. Amel vardır, bir de niyet vardır. İslâm’da niyet amelden üstündür. Yetmez, ameller niyete tâbidir. Yetmez, ilim ibadetin imamıdır. Öyleyse kurtuluşun olmazsa olmaz şartı Allah’ın âyet-i kerimeleridir.
Ne kadar cehenneme giden insan varsa onların özelliklerine baktığımız zaman:
Cehenneme âyetlerden gâfil olanlar giriyor.
Cehenneme âyetleri yalanlayanlar giriyor.
Cehenneme âyetleri satanlar giriyor.
Cehenneme âyetleri inkâr edenler giriyor.
Cehenneme âyetleri gizleyenler giriyor.
Cehenneme âyetlerle alay edenler giriyor.
Cehenneme âyetleri zulmânî ilimlerde kullanan insanlar giriyor.
BAKARA 102:
…Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. Ve andolsun ki onlar, onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadığını kesin olarak öğrendiler. Elbette onunla (sihre karşılık) nefslerini sattıkları şey ne kötü, keşke bilselerdi.
1. CEHENNEM
ÂYETLERDEN GÂFİL OLANLAR – YÛNUS 7
2. CEHENNEM
ÂYETLERİ YALANLAYANLAR – YÛNUS 45
3. CEHENNEM
ÂYETLERİ SATANLAR – BAKARA 79
4. CEHENNEM
ÂYETLERİ İNKÂR EDENLER – AHZÂB 67
5. CEHENNEM
ÂYETLERİ GİZLEYENLER – BAKARA 159
6. CEHENNEM
ÂYETLERLE ALAY EDENLER – KEHF 106
7. CEHENNEM
ÂYETLERİ ZÜLMANÎ İLİMLE KULLANANLAR– BAKARA 102