Muhterem Hocam, 7.000 zikirden bahsediyorsunuz. Burada hangi zikirleri çekeceğiz?
Soru
Muhterem Hocam, 7.000 zikirden bahsediyorsunuz. Burada hangi zikirleri çekeceğiz?
Cevap
Bize öğretilen Nakşî zikri; Allah lafz-ı celâlinin tekrarı, “Allah, Allah, Allah” diye. Bunu hangi âyete dayanarak yapıyoruz? Ona bakalım. Muzzemmil-8:
73/MUZZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin İsmi’ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
“Rabbinin ismiyle zikret.” Rabbimizin ismi Allah. O zaman Rabbimizin aslî ismi olan Allah isminin tekrarıyla bu zikri yapacağız. Kur’ân âyetleri bir zikir değil mi? Zikir. Namaz kılmak bir zikir değil mi? Zikir. Ama en büyük zikir ne? Allah isminin tekrarı.
Kur’ân âyetlerinin tilâveti 24 saat olabiliyor mu? Hayır. Namaz 24 saat kılınabiliyor mu? Hayır, ifrata giriyor. Ama daimî zikir yapılabilir mi? Evet. Çünkü daimî zikirde ifrat yok. Zikirde tefrit var ama ifrat kesinlikle yok ve sonuna kadar açık. Allahû Tealâ mutlaka bu ismin tekrarıyla zikri yapmamızı istiyor. Yetmez. Allah bizler için hedef olarak mutluluğu tayin etmiş.
Din ile Rabbimizin muradı insanların mutluluğu. Çünkü Allah’ın ibadetlerimize ihtiyacı yok. Ama bizim o ibadetlere ihtiyacımız var. Çünkü o ibadetlerin hepsi birer mutluluk vasıtası. Allahû Tealâ’nın mürşide de ihtiyacı yok. Ama bizim mürşide ulaşmaya ihtiyacımız var. Kısacası Allah’ın Kur’ân’da vazettiği, yapmamızı istediği herşey mutluluğumuzun bir vasıtası ve Rabbimiz bunları bize vermeye her zaman hazır. Ra’d-28’de:
13/RA’D-28: Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
Hepimiz mutluluğu arıyorsak, istiyorsak ve Rabbimiz bu âyet-i kerimede “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur.” diyorsa o zaman bizim ne yapmamız lâzım? Mutlu olmak isteyen herkesin zikir yapması gerekir.
Mürşide ulaşmadan yapılan zikirler kişinin kalbinde %2’lik rahmeti oluşturur. Asla ötesine geçemez. Ama nefs tezkiyesi ve tasfiyesini yapmak istiyorsak ne yapmamız lâzım? Mutlaka mürşidimize ulaşmamız lâzım. Çünkü tâbiiyetle birlikte bir çift nur değil, 2 çift nur gelir ve o bizi nefs tezkiyesi ve tasfiyesine götürür. O zaman mutlak surette bunu yapmamız lâzım. Daha birçok âyet-i kerimede;
A’râf-205’te:
A’RÂF-205: Vezkur rabbeke fî nefsike tedarruan ve hîfeten ve dûnel cehri minel kavli bil guduvvi vel âsâli ve lâ tekun minel gâfilîn(gâfilîne).
Ve sabah ve akşam vakitlerinde Rabbini kendi kendine, korkarak ve yalvararak, sözün sesli olmayanı ile zikret. Ve gâfillerden olma.
Demek ki 2 tür insan var. Bir; gaflette olan, zikir yapmayan. Bir de zikirde olan, gafletten uyanan kişi. Eğer mutluluğu arıyorsak bizim uykudan, gafletten uyanmamız ve zikri mutlaka bu dünya hayatını yaşarken yapmamız lâzım. Zikir farzmış; Muzzemmil-8. Çok zikir de farz; Ahzâb-41. Daimî zikir de farz; Nisâ-103.
33/AHZÂB-41: Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.
4/NİSÂ-103: Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah’ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü’minlerin üzerine, “vakitleri belirlenmiş bir farz” olmuştur.
Küllî zikir de farz ve diğerleri de kesinlikle Kur’ân’da yer alıyor. Allah razı olsun.