Muhterem Hocam, “Ahirette ilk soru namaz olacak. İstediğin kadar iyilik yap ve niyetin temiz olsun. Birinci soruyu geçemedikten sonra diğerlerine bakılmayacak.” diyen bir izleyicim
Soru
Muhterem Hocam, “Ahirette ilk soru namaz olacak. İstediğin kadar iyilik yap ve niyetin temiz olsun. Birinci soruyu geçemedikten sonra diğerlerine bakılmayacak.” diyen bir izleyicimize ne buyurursunuz inşaallah?
Cevap
"Ahirette ilk sual namazdan olacak olayı tamamen Kur’ân-ı Kerim’e aykırı bir zan. Baktığımız zaman Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerim’de A’râf Suresinin 8 ve 9. âyet-i kerimelerinde:
7/ARÂF-8 Vel veznu yevme izinil hakk(hakku), fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
İzin günü (hesaplaşma günü) tartı (ölçü) haktır (gerçektir). Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar, onlar felâha erenlerdir.
7/ARÂF-9 Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum bimâ kânû bi âyâtinâ yazlimûn(yazlimûne).
Ve kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize zulmettiklerinden dolayı nefslerini hüsrana düşürmüş olanlardır.
Şimdi bu tespiti âyetlerle gerçekleştirdikten sonra geçelim. Mu’minûn Suresinin 102 ve 103. âyet-i kerimelerinde Allahû Tealâ aynı hakikati bir kere daha tekrar ediyor:
23/MUMİNÛN-102 Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.
23/MUMİNÛN-103 Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
Kimin hasenat tartıları ağır gelirse onlar kurtuluşa, felâha erenlerdir. Cennetliklerdir. Kimin de hasenat tartıları hafif gelirse onlar da nefslerini hüsrana düşüren, gideceği yer cehennem olan insanlardır.
Yine baktığımız zaman, eğer olay buysa cehennemlikler cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar. Mulk Suresinin 8, 9 ve 10. âyet-i kerimelerinde:
67/MULK-8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).
(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
67/MULK-9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
67/MULK-10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).
Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.
Öyleyse görülüyor ki kesinlikle bu dünya hayatında âkil ve bâliğ olduğumuz noktadan itibaren her saniye, her an amel defterimize kazandığımız dereceler ve kaybettiğimiz dereceler yazılıyor. En’âm Suresinin 132. âyet-i kerimesi gereğince herkesin ameline göre dereceler vardır:
6/ENÂM-132 Ve li kullin deracâtun mimmâ amilû, ve mâ rabbuke bi gâfilin ammâ ya’melûn(ya’melûne).
Ve herkes için yaptıklarından dolayı dereceler vardır. Ve senin Rabbin, onların yaptıkları şeylerden gâfil değildir.
Ve sonuçta amel defterimizde iki ters işaretli sayı vardır. Birisi kırmızı rakamlarla kaybettiğimiz dereceler. İkincisi yeşil rakamlarla kazandığımız dereceler. Kaybettiğimiz dereceler fazlaysa cehennem. Kazandığımız dereceler fazlaysa cennet.
Ve bu dünya hayatında Allah’ın katından gelen davetçilerin davetine bizim cevabımız ya Allah’a ulaşmayı dilemek veya dilememek şeklinde olacaktır. Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin amelleri boşa gittiği için gittikleri yer cehennem. Hangi âyet-i kerimede bunu söylüyor Allahû Tealâ? Kehf 105’te:
18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
Öyleyse cehenneme giden bütün insanlar, zaten kâfirlerin bir ameli yok, ama mü’min olup da cehenneme gidenler, onlar amelleri boşa gidenlerdir. Sebebi Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için, resûlün davetini kabul etmedikleri için.
Ama tam tersi söz konusu. Hiçbir cennetlik ameli yok. Fakat daveti kabul ediyor. Niyeti var, Allah’a ulaşmayı dilemek niyetinde. Dolayısıyla o zaman Allahû Tealâ onların günahlarını örtüyor ve sevapları olduğu gibi kalıyor.
O zaman Allah Resûlü’nün şu hadîsi de bize cevap veriyor: “Öyle insanlar var ki cennetlik amel işler ama cehenneme gideceklerdir.” Sebep, amelleri boşa gittiği için. “Öyle insanlar var, cehennemlik amel işlerler. Hiç cennetlik amelleri yok. Onlar da cennete gidecekler.” Sebep, niyetleri oldukları için. Ve İslâm’da niyet amelden üstün.
Öyleyse insanlar ne yazık ki zanlarına dayalı olarak bir din tatbikatı içindeler ve Kur’ân’ı da bilmedikleri için Kur’ân’a muhalif olan bid’atlerle din yaşadıklarını zannediyorlar. Aslı o değil. Aslı Allah’a ulaşmayı dileyen, kalpten dileyen herkesin kurtuluşu söz konusu.
Dilemeyenlerin, Yûnus Suresinin 7 ve 8. âyet-i kerimeleri gereğince:
10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Allah razı olsun."