Muhterem Hocam, ailevi sıkıntılar yaşıyorum ve geceleri uyuyamıyorum. Namaz kılıyor, zikir yapıyor ve Kur’ân okuyorum ama sıkıntılarım azalmıyor. Allah’a ulaşmak ve iç huzurumu bul

Soru

Muhterem Hocam, ailevi sıkıntılar yaşıyorum ve geceleri uyuyamıyorum. Namaz kılıyor, zikir yapıyor ve Kur’ân okuyorum ama sıkıntılarım azalmıyor. Allah’a ulaşmak ve iç huzurumu bulmak için ne yapayım?

Cevap

Çok basit, çok kolay, çok güzel. Aynen. Şimdi aile içerisinde 3 ana unsur var: Baba, anne ve çocuklar. Şimdi aile reisi baba, kendisine şu suali sormak istiyorum: Tahrîm Suresinin 6. âyet-i kerimesinde Allah’ın emrine uyarak kalben ulaşmayı diledin mi? Eğer dilemediysen o zaman mutsuzluk başlıyor. Anne, kalben ulaşmayı diledin mi? Dilemediysen o zaman sıkıntıyı yaşamak durumundasın. Çocuklar kalben ulaşmayı dilediler mi? Dilemedilerse yine huzursuz ve mutsuz hayat yaşamak durumundalar. Şimdi neden bunu söylüyorum? Ne diyor Rabbimiz? “Ateşten kendinizi, evvela kendinizi ve ailenizi koruyun.”

66/TAHRÎM-6: Yâ eyyuhâllezîne âmenû kû enfusekum ve ehlîkum nâren vakûduhân nâsu vel hicâretu aleyhâ melâiketun gılâzun şidâdun lâ ya’sûnallâhe mâ emerehum ve yef’alûne mâ yu’merûne.

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun. Onun üzerinde çok güçlü ve çok sert (acımasız) melekler vardır. Allah’ın onlara emrettiği şeyde, Allah’a asi olmazlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.

O zaman aile reisi, siz nasıl koruyacaksınız? Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz. Kalben Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz. Evin hanımı, ne yapacaksın? Allah’a ulaşmayı kalben dileyeceksin. Ve aile reisi çocuklarına Allah sevgisini aşılayacak. Onların da Allah’a ulaşmayı dilemesine vesile olacak. Bir baba olsun, mutsuzluk üçgeni içerisinde, Allah’a ulaşmayı dilemediği için bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz, diğer kenarı da 19 tane negatif özellik. Anne aynı şekilde; bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz, diğer kenarı da... Çocuklar aynı şekilde mutsuzluk üçgeni içerisinde, çocuklar da aynı.

MUTSUZLUK ÜÇGENİ (ŞEYTANIN ÜLKESİ)

Kişi inatla nefsine tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kaybettirici herşey) şeytanın ülkesinde: Bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz, bir kenarı kaybettiğimiz dereceler; burası mutsuzluk üçgenidir.

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

KALPTEN ULAŞMAYI DİLEMEYEN ÂYETLERİ YALANLAYANLAR

1. Allah’ın Âyetlerinden Gâfildir. YÛNUS-7 / NAHL-78

2. Şirktedir. ZUMER-65

3. Küfürdedir. SEBE-20

4. Dalâlettedir. RA’D-27

5. Fısktadır. BAKARA-26

6. Cahildir. (Akletmeyendir) BAKARA-13 / BAKARA-142

7. Zalimdir. (Nefsine Zulmedendir) MÂİDE-51 / İBRÂHÎM-27

8. İsyandadır. YÛNUS-11

9. Fitnededir. A’RÂF-27 / ENFÂL-28

10. Sağır, Kör ve Dilsizdir, Ölüdür. BAKARA-18 / BAKARA-171 / ZUHRUF-40 / EN’ÂM-39 / EN’ÂM-122 / ENFÂL-24

11. Şeytanın Kulu ve Dostudur. BAKARA-257 / ZUMER-17

12. Dinde Fırkalara Ayrılmıştır. EN’ÂM-153

13. Kalpleri Kasitundur. A’RÂF-146

14. Birbirine Düşmandır. ÂLİ İMRÂN-103

15. Amelleri Boşa Giden (Hüsranda). ZUMER-65

16. Gayy Yolundadır. MU’MİNÛN-103 / A’RÂF-178

17. Takva Sahibi Değildir. RÛM-32

18. Mü’min Değildir. SEBE-20

19. Hidayette Değildir. YÛNUS-45

O zaman şeytan bunlar arasında pinpon topu gibi onları birbirine karşı karşıya getiriyor. Hangi âyet gereğince? Mâide Suresinin 91. âyet-i kerimesi.

5/MÂİDE-91: İnnemâ yurîduş şeytânu en yûkia beynekumul adâvete vel bagdâe fîl hamri vel meysiri ve yasuddekum an zikrillâhi ve anis salâti, fe hel entum muntehûn(muntehûne).

Oysa ki şeytan, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Siz artık (bunlara) son verdiniz mi?

O zaman karı koca arasında iblis devreye giriyor. O an pinpon topu gibi aile reisine eşinin negatiflerini, eşine de aile reisinin negatiflerini söylemek suretiyle onları karşı karşıya getiriyor. Çocukları da anne babaya isyan ettiriyor. Bütün bunların hepsinin arkasında görünmez bir düşman var. Hangi âyette yazılı? A’râf-27’de.

7/A’RÂF-27: Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrace ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealnâş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).

Ey Âdemoğulları! Şeytan, sizin ebeveyninizi (anne ve babanızı), onların ayıp yerlerinin görünmesi için elbiselerini soyarak, cennetten çıkardığı gibi sakın sizleri de fitneye düşürmesin. Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (topluluğu), sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Muhakkak ki; Biz şeytanları mü’min olmayanlara dost kıldık.

O zaman gayet basit sevgili kardeşim. Dıştan bir düşmanın var; radara yakalanmıyor. Sizi karşı karşıya getiren, size hayatı zehir eden o; nefsinizin afetlerine tesir ediyor. Ondan kurtulmak mı istiyorsun? Ondan kurtulmak istiyorsan, kurtulmak bir dilektir. Zumer Suresinin 17. âyet-i kerimesine göre kalben Allah’a ulaşmayı dileyeceksin.

39/ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi.

Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Aile reisi diledi. O zaman aile reisi dilediği zaman bir yanlış, bir negatiflik noktasında ne yapıyor? Diyor ki: “Ey benim eşim, sen haklısın. Senden özür diliyorum. Ey canım çocuklarım, siz haklısınız. Ben sizden özür diliyorum.” O zaman hiçbir zaman onlarla kavgasını yapmayacak. Kavga etmeyecek. Onlarla barış içinde. Şimdi buna ailenin hanımını da ekleyelim. O da Allah’a ulaşmayı diledi. O da mürşidine tâbî oldu. O da diyecek ki: “Ey benim kocam, sen haklısın, %100. Ben senden özür diliyorum.” Çocuklar da aynı şekilde. Ve o zaman herkes birtakım negatifliklerle birbirini suçlamayacak. Şeytan devreden çıkmış olacak. Sadece birbirlerinden özür dileyerek, karşı tarafın kesinlikle %100 haklı, kendisinin haksız olduğunu idrak etmek suretiyle o aile bayramı yaşayacak. Allah’ın bütün insanlar için vazettiği durum bu.

O zaman bayramı yaşamak istiyorsak ne yapmamız lâzım? Kalben ulaşmayı dileyip mürşidimize tâbî olduktan sonra geceleri zikirle geçirmemiz lâzım. Geceleri uykusuzluk değil. Bakın: “Ailevi sıkıntılar yaşıyorum. Geceleri uyuyamıyorum.” Şimdi burada sıkıntılar sebebiyle değil, tam tersi zikrederek uyumayacaksın. Ama bu seni sıkıntıya sokmayacak, seni mutlu edecek. Yani her gece bir Kadir Gecesi hükmünde olacak senin için. Her gece bir bayram olacak senin için. Dolayısıyla her gündüz de bir bayram olacak. Ve böylece sen gecenin öğrencisi olacaksın, gündüzün de öğretmeni olacaksın. O zaman “Hayat o kadar güzel ki, herşey çok mu güzel yoksa bize mi öyle geliyor?” diyeceksin. Dolayısıyla o zaman namazın nasıl bir zevk olduğunu anlayacaksın. Zikrin nasıl muhteşem bir şey olduğunu anlayacaksın. Kur’ân okuyacaksın. Mutluluğu yaşayacaksın.

Herkese Allahû Tealâ kapıları açıyor. Gelin, Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) 14 asır evvel Şuarâ Suresinin 214. âyet-i kerimesini okuduğu zaman, “Ve enzir aşîratekel akrabîn.” bu âyet üzerine Hz. Ali’ye diyor ki: “Akrabaları Arafat’ta topla. Yemek vereceğiz.” diyor.

26/ŞUARÂ-214: Ve enzir aşîratekel akrabîn(akrebîne).

Ve en yakının olan aşiretini uyar.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, Îmân 348, 351. Ayrıca bk. Buhârî, Tefsîru sûre (26) 2; Tirmizî, Tefsîru sûre (27) 2; Nesâî, Vesâyâ 6.

Ebû Hureyre’den nakledilen bir Hadîs:

“Ey Abdüşems oğulları! Ey Ka’b İbni Lüey oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdümenâf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Hâşim oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azabından kurtarmaya benim gücüm yetmez...”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Tefsîr, 26; Müslim, Îmân, 348–355; Ahmed, I, 281–307; İbn-i Sa’d, I, 74, 200; Belâzürî, I, 119; Semîra ez-Zâydî, I, 357–359.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Kureyş kabilesini Safâ Tepesi’ne davet etti ve şöyle hitap etti:

“Ey Kureyş cemâati! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vadide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasbedecek desem, bana inanır mısınız?”

Onlar da hiç düşünmeden:

“Evet inanırız! Çünkü şimdiye kadar Seni hep doğru olarak bulduk. Senin yalan söylediğini hiç işitmedik!” dediler.

Oraya gelmiş bulunan herkesten bilâ-istisna bu tasdiki alan Peygamber Efendimiz (S.A.V) onlara şu ilâhî hakikati bildirdi:

“O hâlde ben şimdi size, önünüzde şiddetli bir azap günü bulunduğunu, Allah’a mülâki olmaya inanmayanların o çetin azaba uğrayacaklarını haber veriyorum. Ben sizi o çetin azaptan sakındırmak için gönderildim.

Ey Kureyşliler! Size karşı benim hâlim, düşmanı gören ve ailesine zarar vereceğinden korkarak hemen haber vermeye koşan bir adamın hâli gibidir.

Ey Kureyş cemâati! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz. Uykudan uyanır gibi de diriltileceksiniz. Kabirden kalkıp Allah’ın huzuruna varmanız, dünyadaki her hareketinizin hesabını vermeniz muhakkaktır. Neticede hayır ve ibadetlerinizin mükâfatını, kötü işleyişlerinizin de şiddetli azabını göreceksiniz! Mükâfat ebedî cennettir, ceza da daimî bir cehennemdir.”

Ama Allah’ın Resûl’ü aynı zamanda yemeğin hitamından sonra da: “Ey Abdüşems oğulları! Ey Ka’b İbni Lüey oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız.” Cehennemden kurtuluş bir dilektir. “Ey Abdümenâf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız.” Cehennemden kurtuluş bir dilektir: Kalben ulaşmayı dilemek. “Ey Hâşim oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız.” Cehennemden kurtulmak bir dilektir. “Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız.” Cehennemden kurtulmak bir dilektir. “Ey kızım Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar.” Cehennemden kurtulmak bir dilektir. “Ve o halde” diyor, “ben şimdi size önünüzde ciddî bir azabın bulunduğunu, Allah’a mülâki olmaya inanmayan, kalben ulaşmayı dilemeyenlerin azaba uğrayacaklarını, cehenneme gideceğini ama kalben ulaşmayı dileyenlerin de bu dünyada mutluluğu, huzuru, ahirette de cennete gideceğini size haber veriyorum.”

O zaman sevgili kardeşim, herşey çok güzel. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 5 Ekim 2026Son güncelleme: 5 Ekim 20268 dk okuma1