Muhterem Hocam, Allah dostları gün geçtikçe saygınlıklarını yitirmiş midir?

Soru

Muhterem Hocam, Allah dostları gün geçtikçe saygınlıklarını yitirmiş midir?

Cevap

Her devirde Allah'ın dostları var. Çünkü nevliya sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor:

Kaynak: Elbani, Nasuriddin, Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha, Beyrut, 1991, V,7

"Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır."

Bunlar Allah'ın mürşidleri ve mürşidi kişinin, mürşid seçimi kişinin kendisine bırakılmış değil. Hacet namazıyla Allah'tan sorulması lâzım.

Allah resûlü (S.A.V) Efendimiz buyuruyor:

RÜYA HADÎSLERİ

1. HADÎS-İ şerrİF

Resûlullah (S.A.V.) şöyle demişti: “Benden sonra, peygamberlikten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır!” Yanındakiler sordu: “Mübeşşirat da nedir?” “Salih rüyadır!” diye cevap verdi.

Bkz. Buhari, Tabir 5; Muvatta, Rüya 3,(2, 957); Ebu Davud, Edeb 96

2. HADÎS-İ şerrİF

Müminin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür.

Bkz. Buhari, Tabir 4; Muvatta, 1, (2,956)

3. HADÎS-İ şerrİF

“Rüya üçtür. Biri salih rüya olup Allah'tan müjdedir, ikincisi şeytanın verdiği üzüntüdür, üçüncüsü kişinin kendi kendine konuşmasıdır.”

Bkz. Buhârî, Tabir, 26; Müslim, Rüya, 6.

Nübüvvetin 46 cüzünden bir tanesi de salih rüya. İşte kim perşembe-i cumaya bağlayan gece İsrâ Suresinin 45. ve 46. âyet-i kerimelerine göre hacet namazını kılarak mürşidini Allah'tan talep ederse o hûşu sahibi ise Allahû Tealâ mutlaka ona mürşidi gösterecektir.

17/İSRÂ-45 Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhirati hicâben mestûrâ(mestûran).

Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).

17/İSRÂ-46 Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûran).

O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.

Mürşide tâbî olması yolun tayini Allah'a aittir, Nahl Suresinin 9. âyet-i kerimesine göre. İşte mürşidimizi Allah'ın tayin ettiğini ve bu Allah'ın tayin ettiği mürşide ulaşmak ancak Allah'a sorulmasıyla, hacet namazıyla gerçekleşir.

16/NAHL-9 Ve alâllâhi kasdus sebîli ve minhâ câirun, ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).

Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

Hadîs-i şerriflerde Resûlullah (S.A.V) Efendimiz:

HADÎS-İ şerrİF

Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663

“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”

HADÎS-İ şerrİF

Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1.

"Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dini işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir."

HADÎS-İ şerrİF

Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663.

“Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehli Beyt’im.”

Şimdi mütevaya baktığımız zaman şunu görüyoruz. Allah'ın kitabı, ehlibeytim. Allah'ın kitabını anlamak mutlaka mürşidledir. Elbette okuyacağız ama sonuçta bizim için de bir kılavuz rehber, müşrede tâbiiyet, farz.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma3