Muhterem Hocam, mürşid kavramı kişilerin beklentisine göre mi şekillenir?

Soru

Muhterem Hocam, mürşid kavramı kişilerin beklentisine göre mi şekillenir?

Cevap

Hayır. Allahû Tealâ insanı yaratandır, en iyi bilendir. Allahû Tealâ insanlar için sonsuz ahiret ve dünya saadetini istiyorsa, bu mutlaka nefsimizin tezkiye ve tasfiyesi ile mümkün. Mürşidsiz de hiç kimse nefs tezkiye ve tasfiyesi yapamaz. Öyleyse bu, kişinin beklentisine göre değil. Allah’ın o kişi için tayin ettiği mürşide tâbî olmayı Allah insana farz kılmış.

Kardeşlerimiz diyorlar ki: “Kitap var, Peygamber var.” Evet, Allah’ın Resûl'ü Kur’ân-ı Kerim’i en iyi bilen olarak Allah tarafından kendisine öğretilmiş. Ama O, son nebî. "Benden sonra nebî gelmeyecek ama benden sonra mürşidler gelecek.” demiş. O zaman eğer Allah Resûl'ünü en üst seviyede mürşid olarak kabul ediyorsa insan, mürşid, emrine itaat edilen kişidir. O zaman mürşide tâbiiyet farzdır.

İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Benden sonra nebî gelmeyecek ama halifeler, imamlar gelecek.” Halife de Allah’ın tayin ettiği mürşiddir, imam da Allah’ın tayin ettiği mürşiddir. Her devirde devrin imamı vardır, her devirde zamanın halifesi vardır. Bu mürşiddir. O zaman Peygamber Efendimiz (S.A.V)'den sonra bu hep kıyâmete kadar da var olacaktır. “Benden sonra nebî gelmeyecek, âlimler ve halifeler gelecek.” Tüm bunların hepsini 7 grup hadîste Allah Resûl'ü, kendisinden sonra da mutlaka mürşide tâbî olmasını farz kılmış.

7 GRUP HADÎSTE MÜRŞİDE TÂBİİYET HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra Nebîler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.” Kaynak: Sahih Buhari 11. cilt, sayfa 181 HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra Nebî gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.” Kaynak: Sahih Buhari 9. cilt 1409. hadîs HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliyet üzere ölür.” Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851 “Sahâbem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız, doğruya erersiniz.” Kaynak: Feyzu’l-Kadir 4, 76 HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbî olun.” Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1. “Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.” Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-Ehadîs-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7 HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kâmil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.” Kaynak: İbni Mace 8/2589 HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.” Kaynak: Müslim “Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.” Kaynak: Riyazussalihin s.137 HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse din işlerini yenileyen, tazeleyen, ba’seder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.” Kaynak: Ebu Davud “Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dini işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.” Kaynak: Sahih-i Buhari; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100

İşte Resûlullah Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: “İslâm, Nuh’un gemisidir. Gemiye binen kurtulur. Ehl-i beytim Nuh’un gemisidir. Gemiye binen kurtulur.”

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Suyuti, Tefsir-i Hulafa, s. 573; Taberani, Mu’cemü’l-Kebir, s. 78. “Benim Ehli Beyt’imin sizin içinizdeki misali, Hz. Nuh’un kavmi içerisinde Hz. Nuh’un gemisi gibidir. Kim gemiye binerse necat bulur, kim gemiye binmezse helâk olur.”

“Sizden sonra iki emanet bırakıyorum: Allah’ın Kitab'ı ve Ehli Beyt'im.” Öyleyse Nuh’un gemisidir. Gemiye binen necât bulur, gemiye binmeyen helak olur.

Öyleyse buradan da anlıyoruz ki mürşide tâbî olan necât bulur, tâbî olmayan, gemiye binmeyen helak olur.

Allahû Tealâ Mâide-35’te: “Sizi kim Allah’a ulaştırmaya vesile olacaksa onu, Allah’tan isteyin.”

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: El-Marifet-ü ve’t-Tarîh, c. 1, s. 538. “Ey insanlar! Aranızda iki değerli emanet bırakıyorum. Allah’ın Kitab'ı ve ıtretim (Ehli Beyt’im). Bunların biri öbüründen daha üstündür, o da Allah’ın Kitabıdır. Bunlar havuzun başında bana gelip çatıncaya kadar birbirinden ayrılmazlar. Bunlar Nuh’un gemisine benzer, binmeyen ise boğulur.”

Yetmez, Allahû Tealâ Âli İmrân 112’de: "Allah’tan bir ip ve insanlardan bir ipe tutunmak ancak kurtuluşa erdiriyor." buyurmaktadır.

3/ÂLİ İMRÂN-112 Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne). Onların üzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah'ın ipine (Sıratı Mustakîm'e) ve insanlardan bir ipe (Allah'a ulaştıracak olan mürşide) tutunanlar (ulaşanlar) hariç. (Onlar) Allah'tan bir gazaba uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve peygamberleri haksız yere öldürmüş olmaları sebebiyledir. İşte bu, onların (Allah'a) isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.

Allahû Tealâ’nın dizaynı her zaman en güzel standartlarda gerçekleşir. Mürşidimizi Allahû Tealâ’dan mutlaka istemeliyiz. Mürşid, Allah’la kul arasında bir vasıtadır. Mürşid bir insandır. Allah yaratandır. Allah ise o mürşidi yaratandır, o mürşidin kayıtsız şartsız hâkimidir, sahibidir. Allahû Tealâ bütün devirlerde mürşidler vücuda getirmiştir. Kesintisiz bir tâbiiyet söz konusudur. Âdem (A.S)’dan bugüne kadar bu tâbiiyet hep var olmuştur. Bir insan mürşidine ulaşmadan önce dalâlettedir. Ancak mürşidine ulaştığı takdirde dalâletten kurtulur.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma3