Muhterem Hocam, Allah Kur’ân-ı Kerim’de: “İstediğimi doğru yola iletirim. İstediğimi apaçık bir sapıklık içinde bırakırım.” buyuruyor. Bu konuyu açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, Allah Kur’ân-ı Kerim’de: “İstediğimi doğru yola iletirim. İstediğimi apaçık bir sapıklık içinde bırakırım.” buyuruyor. Bu konuyu açıklayabilir misiniz?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim, Allah dilediğini dalâlette bırakır, dilediğini hidayete erdirir. Şimdi âyetleri incelediğimiz zaman başlangıç noktasında herkes dalâlette. Âyetler gayet açık. İşte o dalâlette olanlara Allahû Tealâ katından hidayetçiler gönderiyor. Tâhâ 123:
20/TÂHÂ – 123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
Öyleyse hidayet kime geliyor? Dalâlette olan insanlara. Öyleyse dünya hayatını yaşarken akil ve baliğ olan herkese hidayet geliyor mu? %100. Evet. Âyet-i kerime açıkça onu ifade ediyor.
İşte hidayet geldiği zaman hidayeti dileyen var. Onlar hidayeti dilediği için Allah da onların ruhunu Kendisine ulaştırmayı diliyor. Ama hidayet kendisine geldiği zaman hidayeti dilemeyen, dalâleti seçenler var. O zaman Allahû Tealâ onların iradesine karışmıyor. Onları dalâlette bırakıyor. İşte Allah’ın dilediğini sapıklıkta bırakması, dilediğini hidayete erdirmesi o kişinin iradesiyle dilemesinden kaynaklanıyor. İrade kutsaldır. Kutsal iradeye Allah karışmıyor, kimsenin karışmasını istemiyor. Şimdi Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman her devirde insanların %90’dan fazlasını Allah seçiyor.
O seçtikleri, Allahû Tealâ onların ruhlarını Kendisine ulaştırmayı diliyor. Ama Allah diliyor. Fakat kula da bir cüz’î irade vermiş ve katından resûl gönderiyor. Diyor ki o kula: “Ben sana serbest irade verdim. Cüz’î irade verdim. Cüz’î iradene Ben karışmıyorum. Kimsenin karışmasını istemiyorum ama seni seçtim. Senin ruhunu Kendime ulaştırmayı diliyorum. Serbest iradenle sen ne diyorsun?”
İşte o kişi serbest iradesiyle Allah’ın dilediğini dileyebilir. Serbest iradesiyle Allah’ın dilediğini dilemeyebilir. İşte o dilemeyenleri Allahû Tealâ dalâlette bırakıyor. Dileyenleri de Allahû Tealâ onların ruhlarını Sıratı Mustakîm’e bağlamak suretiyle Kendisine ulaştırıyor.
Yani Allah’ın dilediğini dalâlette bırakması, dilediğini hidayete erdirmesi o kişiye verdiği kutsal iradenin bir neticesidir. İrade kutsaldır. Kutsal iradeye Allah karışmıyor. Kimsenin de karışmasını istemiyor. O cüz’î iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onun ruhunu Kendisine ulaştırıyor. O cüz’î iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilemezse Allah onu dalâlette bırakıyor.
13/RAD-27 Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”
Bu âyetle örtüşen hadîs var mı? Var tabii. Kim likâallahı dilerse, Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onun ruhunu Kendisine ulaştırıyor. Hidayete erdiriyor. Kim likâallahı, Allah’a ulaşmayı kerih görür, istemezse Allah onu dalâlette bırakıyor.
Öyleyse Allah’a ulaşmayı dileyeni Allahû Tealâ hidayete erdiriyor. Allah’a ulaşmayı dilemeyeni Allahû Tealâ dalâlette bırakıyor. Allah razı olsun.