Muhterem Hocam, Allah yolunda tezkiye ve teslim olmak nedir? Açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, Allah yolunda tezkiye ve teslim olmak nedir? Açıklayabilir misiniz?

Cevap

"Sevgili kardeşlerim, Allah yolunda tezkiye; nefsimizin manevî kalbindeki afetlerin temizlenmesidir. Teslim ise; tasfiyesidir, yani nefsin kalbindeki afetlerin tamamen temizlenmesi, yerine 19 faziletin, yerleştirilmesiyle gerçekleşiyor. Evvela bunun ne mânâya geldiğini anlayabilmek için insanın yaratılışına bakmamız lâzım. Hicr Suresi’nin 26. âyet-i kerimesinde;

HERKES ANNE KARNINDAN FİZİK VÜCUD VE NEFS İLE DOĞAR

NEFSİN 19 AFETİ

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

FİZİK VÜCUD

HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

NEFS VÜCUD

ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

RUH VÜCUD

SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

RUHUN 19 HASLETİ

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekinnet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

Fizik vücudumuz bu zahirî âleme aittir ve fizik beden, nefsimiz ile ruhumuz için bir mekândır. Nefsimizin manevî kalbinde 19 tane hastalık (afet) vardır ve şeytan denilen insanın baş düşmanı da bu 19 afet üzerinden bize kumanda ediyor. Yani insanın iki düşmanı vardır: Birincisi nefsi, ikincisi ise bu nefse devamlı %100 tesir eden şeytandır. Ama Allahû Tealâ biz insanları nefsin ve şeytanın elinde başıboş bırakmamıştır. Zat’ından bize ruh üflemiştir (Secde 9'a göre). Ruh, Allah'ın ruhu olması ve Allah'ın Zat'ından bize üfürülmesi sebebiyle ruhta da 19 tane haslet vardır. Ve şeytanı devre dışı tutarsak aslında Allahû Tealâ insanı bir denge varlık olarak yaratmış. Nefs bir geceyi andırıyor. Ruh da gündüzü andırıyor. Gece ve gündüz içimizdedir.

Ama Allahû Tealâ ilk insan olan Âdem (A.S) babamıza secde emrine uymayınca onu kovuyor. Yeryüzüne gönderiyor. Âdem (A.S) ve eşini de cennette bırakıyor. Ama onlara tembihte bulunuyor. Ve diyor ki: ""Şeytan senin için bir düşman bu ağaçtan yeme."" Yani ne demiş oluyor Allahû Tealâ: ""Nefsin var, nefsinin afetlerine de şeytan tesir ediyor. Seni uyarıyorum: sakın ayağını kaydırmasın iblis."" Ama bir müddet sonra iblis Âdem (A.S) ve eşine vesvese veriyor. Allah'ın yasak ettiği fiili işliyorlar. Allahû Tealâ: ""Ya Âdem (A.S) Ben sana bu ağacı yasaklamadım mı?"" Âdem (A.S): ""Evet, Ya Rabbim yasakladın."" diyor. Allahû Tealâ: ""Şeytan sana düşmandır demedim mi?” buyurur. Adem (A.S): ""Dedin"" diyor. Bu hakikat Arâf Suresi’nin 18–19. âyetlerinde Allahû Tealâ bunu dile getiriyor:

7/ARÂF-18 Kâlehruc minhâ mez'ûmen medhûrâ(medhûren), le men tebiake minhum le emleenne cehenneme minkum ecmaîn(ecmaîne).

(Allahû Tealâ): “Kınanmış (hor görülmüş) ve kovulmuş olarak oradan çık!” dedi. “Elbette onlardan kim sana tâbî olursa, mutlaka sizin hepinizden cehennemi (tamamen) dolduracağım.”

7/ARÂF-19 Ve yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete fe kulâ min haysu şi'tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).

Ve ey Âdem! Sen ve zevcen cennette yerleşin (oturun) sonra da, dilediğiniz yerden yeyin. Ve bu ağaca yaklaşmayın. O zaman (yaklaşırsanız ikiniz) zalimlerden olursunuz.

7/ARÂF-20 Fe vesvese lehumuş şeytânu li yubdiye lehumâ mâ vuriye anhumâ min sev'âtihimâ ve kâle mâ nehâkumâ rabbukumâ an hâzihiş şecereti illâ en tekûnâ melekeyni ev tekûnâ minel hâlidin(hâlidine).

Şeytan, onların (o ikisinin) görünmesi ayıp olan ve kendilerinden örtülmüş (gizlenmiş) yerlerinin açığa çıkarılması için onlara vesvese verdi ve sonra da şöyle dedi: “Rabbiniz (ikinizin Rabbi) sadece iki melek olursunuz veya (orada) ebedî kalanlardan olursunuz, diye bu ağaçtan sizin ikinizi menetti (nehyetti).”

7/ARÂF-21 Ve kâsemehumâ innî lekumâ le minen nâsıhîn(nâsıhîne).

Ve ikisine yemin etti: “Muhakkak ki ben, sizin ikinize nasihat edenlerdenim.”

7/ARÂF-22 Fe dellâhumâ bi gurûr(gurûrin), fe lemmâ zâkâş şecerete bedet lehumâ sev'âtuhumâ ve tafikâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneh(cenneti), ve nâdâhumâ rabbuhumâ e lem enhekumâ an tilkumeş şecereti ve ekul lekumâ inneş şeytâne lekumâ aduvvun mubîn(mubînun).

Böylece o ikisini aldatarak öncülük (önderlik) etti. Ağaçtan tadınca (meyvesini yeyince) ayıp yerleri kendilerine göründü (açığa çıktı) ve üzerlerine cennet yaprakları yapıştırmaya başladılar ve Rab’leri (ikisinin Rabbi), ikisine şöyle seslendi: “Sizin ikinizi bu ağaçtan nehyetmedim mi (yasaklamadım mı)? Ve sizin ikinize, muhakkak ki şeytan apaçık düşmandır.” demedim mi?

20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

7/ARÂF-23 Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve in lem tagfirlenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).

İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik, şâyet Sen bize mağfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”

İşte iblisi yeryüzüne gönderiliyor. Adem (A.S)'da gönderiliyor. Ve iblisin tek gayesi şu: Onların sıratı müstakîmine oturup, onların sıratı müstakîme ulaşmasına mani olmak, yani Allah’a ulaşmayı dilemesine engel olmak. İkinci safhada ise sağdan, soldan, önden ve arkadan yaklaşarak daima onları küfürde tutmak istiyor, şükredenlerden değil, küfür edenlerden olmasını istiyor. Ama eğer kişi kalpten Allah’a ulaşmayı dilemiş ve mürşidine tâbî olmuşsa, o zaman Allahû Tealâ devrin imamının ruhunu o kişinin başının üzerine gönderir. Devrin imamının ruhu, sağdan, soldan, önden ve arkadan koruyarak o kişinin ruhunun Allah’a ulaşmasını sağlar. İşte ruhun Allah’a ulaşması nefsin tezkiyesiyle gerçekleşir. Peşinden ruh Allah’a teslim olur. Daha sonra sırasıyla fizik vücudun, nefsin ve iradenin teslimleri birer birer gerçekleşir."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20265 dk okuma2