Muhterem Hocam, Allah'a inanan tüm insanların birlik olması neyi sağlar?
Soru
Muhterem Hocam, Allah'a inanan tüm insanların birlik olması neyi sağlar?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, bir ikinci asr-ı saadetin oluşmasını sağlar.
Bir kere, insanlık tarihi boyunca ne kadar ayrı lisanı konuşan insan varsa, onların içerisinden Allah’ın doğmadan evvel seçtiği, ardı arkası kesilmeksizin gönderdiği velî resûller var. Her devirde resûl var, net olarak bunu görüyoruz.
İbrâhîm 4; o kavmin lisanıyla açıklıyor. Nahl 36; her kavimde var. İsrâ 15; “Resûl göndermezsek azap etmeyiz.” Tâhâ 134; insanların resûlü talep etmeleri.
Yani kısacası resûlle, herkese tebliğ ulaşıyor.
KULLARIN ALLAH ÜZERİNDE HAKKI ALLAH’IN ONLARA RESUL GÖNDERMESİDİR 1. NİSÂ – 165 (Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resullerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah'a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir. 2. İBRÂHİM – 4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidâyete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet 3. NAHL – 36 …Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidâyete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu... 4. İSRÂ – 15 Kim hidâyete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidâyete erer. ... Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık. 5. TÂHÂ – 134 Ondan önce gerçekten Biz onları, azapla helâk etmiş olsaydık, muhakkak şöyle derlerdi: "Rabbimiz, bize resûl göndermeydin olmaz mıydı? Böylece bize de zelil (rezil) ve rüsva olmadan önce senin âyetlerine tâbi olsaydık." 6. KASAS – 47 ... "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbi olur ve mü'minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebi-Resûl olarak göndermezdik). KASAS – 59 Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı. 7. ZUMER – 71 ... "Size sizden olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?" dediler ki: "Evet." Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu. MULK - 8-9 ... onun bekçileri ... "Size nezir gelmedi mi?" diye sordu. ... “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
Dünya sulh ve sukûna ulaşabilmesi buna bağlıdır. Hepimiz için söz konusu olan şey, dünya sulhuna hizmet olmalıdır. Bu Dinin temeli tek bir temeldir; Allah’a teslim olmaktır. Bütün kavimlerin içinde mutlaka Allah’a teslim olanları oluşturan bir grup vardır. Mutlaka Allah’ın bir de Resûl'ü vardır. Bu dünyayı gelecek devirde Allah’ın dostları olarak birleştirenler, Allah’ın resûlleri olacaklardır. Mehdi (A.S) da insanları bu devirde hidâyete erdirecek olan ve dünya barışını sağlayabilecek olan, bütün dünyadaki insanları Allah’ın tek dini olan Hz. İbrâhîm’in hanif Dininde birleştirecek olan kişidir.
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz'in ahir zamanda geleceğini bizlere müjdelediği, “Ümmetimin en hayırlısı...” diye buyurduğu Mehdi (A.S)'ın Kur’ân’da 7 grup âyet-i kerimede anlatıldığını da ifade edelim. Mehdi Resûl'le ilgili 7 grup âyeti kerime:
MEHDİ RESUL âyetLERİ ÂLİ İMRÂN – 81 “Ve Allah, nebilerden, ‘Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah’ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resul geldiği zaman, O’na mutlaka îmân edeceksiniz ve O’na mutlaka yardım edeceksiniz’ diye misak aldığı zaman...” TEVBE – 32 “Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez.” TEVBE – 33 “Resul’ünü müşrikler kerih görseler de, hidâyetle ve hak din ile bütün dinler üzerine izhar etmesi için gönderen O’dur.” FURKÂN – 27 “Keşke resulle beraber bir yol ittihaz etseydim.” FURKÂN – 28 “Yazıklar olsun, keşke ben falanı dost edinmeseydim.” FURKÂN – 29 “...Bana zikir geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımsız bırakandır.” FURKÂN – 30 “Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur'ân'ı terk edilmiş bir şey edindiler.” NEML – 82 “Ve onların üzerine (Allah’ın Kitap’ta söylediği) söz vuku bulunca, onlara arzdan dabbe çıkardık (çıkarırız). İnsanların (Kitap’taki) âyetlerimize yakin hasıl etmediklerini söyleyecek.” DUHÂN – 10 “Artık gök, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözet.” DUHÂN – 11 “O (fitne ki) insanları sarmıştır. İşte bu, elim bir azaptır.” DUHÂN – 12 “Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, müminleriz.” DUHÂN – 13 “Onlara açıklayan bir Resul gelmişti. İbret almadılar.” DUHÂN – 14 “Ve (O’na) ‘öğretilmiş ve deli’ dediler. Ve sonra O’ndan yüz çevirdiler.” SAFF – 8 “Onlar, ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlayacak olandır.” SAFF – 9 “Resul’ünü hidâyet ile ve dinlerin hepsinin üzerine, izhar etmek için, Hakk din ile gönderen O’dur.” BEYYİNE – 2 “Allah’tan gönderilen Resul, (onlara) tertemiz (bâtıl ve şüpheden uzak) sahifeleri okur.” BEYYİNE – 3 “O sayfalar içinde temel, değişmez hükümler yazılı olan kitaplardır.”
Allah Resûl'ü (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki: “Bu Kur’ân, sizden öncekilerin, kıyâmete kadar sizden gelecek olan insanların ve aranızdaki hükmü.” Yani Kur’ân-ı Kerim bütün zamanların Kitab'ıdır.
Kur’ân-ı Kerim; O, Allah’ın sapasağlam bir ipi, apaçık bir nuru ve Sıratı Mustakîm'e ulaştıran hikmet dolu haberidir. İster Sıratı Mustakîm olsun, ister Kur’ân-ı Kerim, hidâyet ve nur ve hikmet dolu haberidir.
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Ahmed b. Hanbel’in Müsned, Tirmîzi “Yakında, kopkoyu karanlık gece parçaları gibi fitneler olacaktır.” Hz. Ali: “Ey Allah’ın Resûlü! O fitnelerden kurtuluş yolu nedir?” diye sorduğunda, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz buyurdular ki: “Mukaddes ve Yüce olan Allah’ın Kitab’ıdır. O’nda sizden öncekilerin, sizden sonrakilerin haberi ve kendi aranızdakinin hükmü vardır. O, Allah’ın kesin sözüdür. Kim ki, kibrinden dolayı o Kitab’ı terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim de hidâyeti O’ndan başkasında ararsa, Allah, o kimseyi dalâlette bırakır. O, Allah’ın sapasağlam bir ipi, apaçık bir nuru ve Sıratı Müstakîm’e ulaştıran hikmet dolu bir haberidir.”