Muhterem Hocam, Allah’a ruhumuzu nasıl ulaştırabiliriz?

Soru

Muhterem Hocam, Allah’a ruhumuzu nasıl ulaştırabiliriz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, ruhumuzu Allah’a ulaştıran Allah’tır. Ama ruhumuzun Allah’a ulaşabilmesi için Allahû Tealâ kalbimizdeki bir dileğe bakar. Şu dünya üzerinde 8 milyar 250 milyon insan varsa, şu an itibariyle ruhlarını Allah’a ulaştırmayı diliyorlarsa, doğru istiyorlarsa o zaman kalpten Allah’a ulaşmayı dileyecekler. Allah bu talebi kimin kalbinde görürse Rahîm esmasıyla ona tecelli ediyor ve çok kısa süre içerisinde, 7-8 aylık süre içerisinde o kişinin ruhunu Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor. Ra’d 27 bunun kesin ispat vasıtasıdır. Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesi bir ispat vasıtası daha. Onun gibi çok âyet var.

ŞÛRA – 13 … allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

…Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).

Kur’ân-ı Kerim’de ruhun Allah’a ulaşması meyanında tam 73 âyet-i kerime var. Ve bunun 12 tanesinde de Allah farz etmiş:

KUR’ÂN’DA 73 AYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI

1. Hudallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (Hidayete Ermek), Ehdi Kum (Hidayet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âli İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38

2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb)

Rûm-31, Ra’d-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kaf-8

3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak)

Yûnus-7, Bakara-46, Hûd-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm -8, Fussilet-54, En’âm-154

4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zât’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22

5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58

6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33

7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36

8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47

9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50

10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14

11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25

12. İlâllâhil Masîr (Dönüş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42

13. Râciûn, Yercîûn (Dönüş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21

14. Yehdî (Hidayet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (Hidayet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (Hidayete Erdirir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdînâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şuarâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fâtiha 6-7, En’âm-87

15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedîne (Hidayete Ermiş Olanlar)

Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56

16. Fe Kad Hudiye (Hidayet Olunmuştur), Huden (Hidayete Erdiren), Ve Huda Hu (Hidayet Etti), Hudû (Hidayet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları Hidayete Erdirdi)

Âli İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18

17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40

18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mu’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75

19. Ahsenûl Hüsnâ (Allah’ın Zât’ına Ulaşmak) Yûnus-26

12 farz âyette Allah emaneti geri istiyor ve sadece Allah’ın bizden istediği, bize ait olan kesim bir dilek. Vazifemiz Allah’a ulaşmayı kalben dilemek. Geri kalan, elzem olan, ruhun Allah’a ulaşması için gerekli olan ne varsa Allah bunu üstleniyor, üzerine alıyor ve garanti ediyor. Dolayısıyla bir kişi ruhunu dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaştırmak istiyorsa kalben ulaşmayı dileyecek. Kalben ulaşmayı dilediği an Allah o kişinin ruhunu Kendisine ulaştırmak üzere Rahîm esmasıyla tecelli ediyor ve peş peşe ona 7 furkan veriyor. O hâlde de bırakmıyor. Kalbine hidayetle ulaşıyor. Kalbi Kendisine çeviriyor. En’âm 125’e göre Allahû Tealâ göğsünden kalbine nur yolu açıyor. Ve Zümer 22’ye göre açılan nur yolundan zikretmeye başladığı zaman kalbine rahmet giriyor. Hadîd 16’ya göre huşû sahibi oluyor.

İKİNCİ 7’Lİ BASAMAK

14. Basamak: MÜRŞİDE BAĞLANMAK (TÂBÎ OLMAK) ÂLİ İMRÂN 31, ÂLİ İMRÂN 164, MERYEM 43,

YÂSÎN 21, MU’MİN 38, ZUHRÛF 61, CUMA 2

13. Basamak: MÜRŞİDİN ARANMASI BAKARA 45-46, MÂİDE 35, FÂTİHA 5-6, BAKARA 153, CİNN 14,

NAHL 9

12. Basamak: HUŞÛNUN OLUŞMASI HADİD 16, MU’MİNUN 1-2

11. Basamak: KİŞİNİN ZİKİR YAPMAYA BAŞLAMASI ZUMER 22

10. Basamak: KİŞİNİN GÖĞSÜNDEN KALBİNE NUR YOLUNUN AÇILMASI EN’ÂM 125

9. Basamak: KALBİN ALLAH’A DÖNMESİ KAF 33

8. Basamak: ALLAH’IN KALBE HİDAYETLE ULAŞMASI TEGÂBUN 11

Huşû sahibi olan kişi perşembeyi cumaya bağlayan gece hacet namazını kılıp mürşidini Allah’tan isterse Allah ona mürşid gösteriyor. Mürşide tâbiiyetle birlikte 7 kalp şartı, 7 ihsan, 7 ni’met ve bununla paralel Allah zikri ona sevdiriliyor. Namazı sevdiriliyor, orucu sevdiriliyor, zekâtı sevdiriliyor. Yani bütün ibadetleri Allahû Tealâ ona sevdiriyor.

Böylece emmare, levvame, mülhime, mutmainne, raziye, marziye ve tezkiye kademelerini bir bir geçerek her kademede kişinin kalbi %7 nurlanıyor. %49 fazilet, %2 rahmet, toplam %51 nurlandığı zaman o kişinin ruhu Allah’a vasıl oluyor. Ermiş evliyadan oluyor. Ve ermiş olan kişiyi Allahû Tealâ dostluğuna kabul ediyor. Bakara 257’de Allah âmenû olanların dostudur, onları zulmetten çıkartır:

2/BAKARA-257 Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

Ama kâfirler de kimin dostudur? Tagutun dostudur. Tagut; insan şeytanlar ve cin şeytanlar. Şeytanların hepsi cin. Ama Allahû Tealâ insan şeytanlardan da bahsediyor ki o insan şeytanlar kendileri Allah’a ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mâni olan insanlar. Örneğin Nisâ Suresinin 167, 168, 169. âyet-i kerimelerinde:

4/NİSÂ-167 İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).

Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.

4/NİSÂ-168 İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan).

Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.

4/NİSÂ-169 İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).

Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.

Dolayısıyla her devirde cin şeytanlarla birlikte insan şeytanlar var. İnsanları Allah yolundan saptırıyorlar. Ve bu insan şeytanlar Allah tarafından seçilmiyor. İşte Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesinde bahsi geçen seçilmeyenler, Allah’ın kendilerinde hayır görmediği, kendisi dilemeyen, başkasının dilemesine mâni olan insanlar; bunlar seçilmiyorlar. Bunlar lânetlik olan insanlar. Her devirde insanların %10’dan azı.

42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Resûlullah’ın (S.A.V) hadîste zikrettiği gibi:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbn Mâce, Sünnet, 19.

“Öyle insanlar vardır ki (âdeta) hayrın anahtarları, şerrin sürgüleri gibidir. Kimisi de şerrin anahtarları ve hayrın sürgüleri gibidir. Ne mutlu! Yüce Allah’ın, hayrın anahtarlarını ellerine verdiği o kimselere! Ve yazıklar olsun Yüce Allah’ın şerrin anahtarlarını ellerine verdiği o kimselere!”

Ama her devirde hayrın anahtarı, şerrin kilidi olan insanlar da var. Kimlerdir bunlar derseniz; hayrın anahtarı, şerrin kilidi olanlar devrin imamıdır, kavim resûlleridir, velî mürşidlerdir, muhlislerdir, ulûl’elbabdır.

DEVRİN İMAMINI TEMSİL EDEN HİDAYETE VESİLE OLANLAR

1. ZAHİDLER (Ruh Teslimini Gerçekleştirenler)

CUMA-10 Artık namazı kaza ettiğiniz zaman yeryüzüne yayılın ve Allah’ın fazlından isteyin ve Allah’ı çok zikredin. Umulur ki, böylece siz felâha erersiniz.

2. MUHSİNLER (Fizik Vücudu Teslimi Yapanlar)

ÂLİ İMRÂN-20 Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” …

3. ULÛL’ELBAB (Nefsini Allah’a Teslim Edenler)

ÂLİ İMRÂN-7 ...Ve onun te’vilini Allah'tan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O’na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl’elbab.

4. MUHLİSLER (Vekil Mürşidler)

HİCR-40 ”Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”

5. SALİHLER (İradelerini Allah’a Teslim Edenler)

NİSÂ-69 ...Allah’ın kendilerine ni’met verdiği nebîlerle ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler...

ENBİYÂ-105 Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.

6. VELÎ MÜRŞİDLER

TEVBE-71 ...Ma’ruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûl’üne itaat ederler. ...

7. KAVİM RESÛLLERİ

NAHL-36 Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). ...

KASAS-68 Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.

Ama bunları muhsinlere diyebiliyor muyuz? Hayır. Çünkü bir kişinin hayrın anahtarı, şerrin kilidi olabilmesi için daimî zikir gerekli. Diğerleri de sadece kendilerine verilen yardım kadar o vazifeyi yapabilir. Ama asıl olan, hayrın anahtarı şerrin kilidi olan insanlar, onlar daimî zikir ve üstü olan insanlardır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20269 dk okuma0