Muhterem Hocam, 'Allah'a ulaşmak' deyince bir insan sadece 'Ben Müslümanım, ibadet ediyorum.' dememeli. Allah sadece yaptıklarımıza göre değil kalbimize göre de veriyor. Allah'a ulaşabilmek için kalbimizden geçenler de önemli midir?

Soru

Muhterem Hocam, 'Allah'a ulaşmak' deyince bir insan sadece 'Ben Müslümanım, ibadet ediyorum.' dememeli. Allah sadece yaptıklarımıza göre değil kalbimize göre de veriyor. Allah'a ulaşabilmek için kalbimizden geçenler de önemli midir?

Cevap

Tabiî. Allahû Tealâ kalplere bakıyor.

2 tür insan var yeryüzünde:

1- Kalplerinde olanı söyleyenler. Onlar Allah'a ulaşmayı dileyenler. 2- Kalplerinde olmayanı söyleyenler. Onlar da dilinin söylediği kalbinde olmayanlar.

Dilinin söylediği kalbinde olanlar, dilinin söylediği kalbinde olmayanlar… Kur’ân-ı Kerim tabiriyle birisi yalan söylüyor; dilinin söylediği kalbinde olmayanlar. Öbürü ise doğruyu söylüyor. Doğrular hepsi Kur’ân'da yer alıyor yani Kur’ân'ın kelâmını hayatına tatbik ediyor.

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLMAYANLAR Mâide 41: Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin.... Hucurât-14: Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi... Âli İmrân-167: ...onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar... Fetih-11: Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar... Munâfıkûn-1: ...“Biz şehadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şehadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar. Hadîs-i Şerif: “...Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’ân’ı okuyacaklar fakat Kur’ân’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek...” Müslim 1064/143, Buharî 6123, 6124, Ebu Davud 4764

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLANLAR Bakara-45: Sabırla ve namazla istiane isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Bakara-46: Onlar ki, Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına ve O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar. En’âm-125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar... En’âm-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir... Enfâl-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan sahibi kılar! Ve sizden günahlarınızı örter ve size mağfiret eder. Hacc-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidâyet edendir. Kaf-33: Gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).

Allah'a ulaşmayı dilemenin metodu 2 tane temel şart içerir:

1- Dil ile ikrar 2- Kalp ile tasdik.

Öyleyse dilinizle Allah'a müracaat edeceksiniz. Diyeceksiniz ki: "Ya Rabbi! Ben ruhumu ölmeden evvel Sana ulaştırmayı diliyorum.” Ama bunu kalbimizin tasdik etmesi lâzım. Yani dil ile söylemek yetmez. Mutlaka kalbin de bir talebin sahibi olması lâzım. “Allah kalbimden geçeni nasıl olsa biliyor, ben neden Allah'tan isteyeyim?” demek de bir nefsanî tuzaktır.

Allah'ın yardımı sizin îmânınızın ve Allah'tan talebinizin üzerine kurulan bir köprüdür. Dolayısıyla elbette Allahû Tealâ sadece kalbimizdekini değil, ilmi ve rahmeti herşeyi kuşatması hasebiyle herşeyi biliyor. Ama biz kul olarak mutlaka hem dilimizle söyleyeceğiz hem de bu dilin söylediği kalpte olması lâzım. Çünkü kulak işittiğini kalbe boşaltıyor. Resûl'ü dinlediğimiz an, eğer işitenlerdensek o zaman kalbimize indiriyoruz ve o zaman sadece dille değil kalpten de diliyoruz. Öteki türlü sadece dil söylüyor ama dilin söylediği kalbinde yoksa o aslında zanda bulunuyor, zannını ifade etmiş oluyor. Allah'ın bizden istediği, Allah'ın kelâmı olan kalbi niyetin kalpte tecellisi, teşekkül etmesi söz konusudur. Allah o talebi kalbimizde görmüyorsa Allah'ın yardımı söz konusu değil. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma0