Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmak için O'na dua etmek yeterli mi? Dua eden herkes Allah'ın farz kıldığı ulaşma emrini yerine getirmiş oluyor mu?
Soru
Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmak için O'na dua etmek yeterli mi? Dua eden herkes Allah'ın farz kıldığı ulaşma emrini yerine getirmiş oluyor mu?
Cevap
Hayır. Dua, başka bir deyimle kul olmak, duanın kabul edilerek ruhun yükselerek Allah'a ulaşmasıdır. Allah'a ulaşmayı dileyenin duasını Allah kabul ediyor. Nereden biliyoruz? İşte Resûlullah bunun tarifini veriyor.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, Da'vât, 112.
"Kul olmak, duanın kabul edilerek ruhunun yükselerek Allah'a ulaşmasıdır."
Öyleyse Allahû Tealâ kimin duasını kabul ediyor? Dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin duasını kabul ediyor. Kimdir kul? Duası Allah katında kabul olan. İşte duası kabul olanlar var, bir de duası kabul olmayanlar var. Furkan Suresi'nin 77. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: “Duanız olmasa Allah katında bir kıymetiniz yok.” buyuruyor.
25/FURKÂN-77 Kul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ(lizâmen).
(Onlara): “Rabbim, dualarınız olmasa size değer vermez. Oysa siz yalanlamıştınız. Fakat (azap) kaçınılmaz olacak.” de.
O zaman kimdir mü’min, kimdir kâfir? Kâfir, Allah'ın duasını kabul etmediği kişidir. Kimdir mü’min? Duası kabul olan. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor: “Faydasız ilimden, yükseltmeyen amelden, doymayan nefsten ve kabul olmayan duadan Sana sığınırım.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, Daavât, 68.
"Faydasız ilimden Allah'a sığınırım."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, Zikir, 73; Tirmizî, Daavat 69, (3478); Nesai, İstiâze 2, (8, 255).
“Allah’ım! Faydasız ilimden, ürpermeyen bir kalpten, doymak bilmeyen nefsten ve kabul olunmayacak duadan Sana sığınırım.”
Öyleyse demek ki bazıları var, dua ediyor ama dua Allahû Tealâ'ya ulaşmıyor. Allah onun duasını kabul etmiyor. Mesela bütün cehennemlikler duası kabul edilmeyenlerdir. Nereden biliyoruz? Allahû Tealâ bunu Mü'min Suresinin 49. ve 50. âyet-i kerimelerinde söylüyor. Bakın, Mü'min 49'da bütün cehennemliklerin duası kabul edilmeyenler olduğunu görüyoruz. Cehennemlikler, cehennem bekçilerine sual soruyor:
40/MUMİN-49 Ve kâlellezîne fîn nâri li hazeneti cehennemed’û rabbekum yuhaffif annâ yevmen minel azâb(azâbi).
Ve ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine şöyle dediler: "Rabbinize dua edin. Azaptan bir günü bize hafifletsin."
Kimdir bu cehennemin azabını yaşayanlar? Kâfirler. Şimdi cehennem bekçileri onlara ne diyorlar? Cehennem bekçileri dediler ki:
-Resûlleriniz size beyyinelerle gelmediler mi?
Cehennemlikler:
-Evet.
dediler. Bekçiler:
-Öyleyse siz dua edin, siz yalvarın. Kâfirlerin duası sadece dalâlettir.
40/MUMİN-50 Kâlû e ve lem teku te’tîkum rusulukum bil beyyinât(beyyinâti), kâlû belâ, kâlû fed’û, ve mâ duâul kâfirîne illâ fî dalâl(dalâlin).
(Cehennem bekçileri) dediler ki: "Resûlleriniz, size beyyineler ile gelmediler mi?" "Evet." dediler. (Bekçiler): "Öyleyse siz dua edin (siz yalvarın) dediler." Kâfirlerin duası, sadece dalâlettir (dalâletin içindedir).
Öyleyse küfürde oldukları için Allah onların duasını kabul etmiyor. Küfürde olanlar kimlerdir? Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Allah'a ulaşmayı dileselerdi, dünya hayatını yaşarken Allah onları mutlaka resûllere, mürşidlerine ulaştırırdı. Bakın, cehennem bekçilerine (meleklere) diyorlar ki: “Dua edin, Rabbiniz azabı hafifletsin.”
Cehennem bekçilerinin konuştukları kişiler kimler? Cehennemlikler. Ama melekler diyorlar ki: “Size dünya hayatını yaşarken Resûl gelmedi mi?” “Geldi.” diyorlar. O zaman geldiyse ve sen cehennemdeysen, sen onun davetini kabul etmemişsin demek ki. Kâfirlerin duası boşunadır.”
Her devirde duası kabul edilen devrin imamı şefaat etme yetkisine sahiptir. İşte, “O Resûl gelmedi mi size?” diyor. Nereden biliyoruz? Necm Suresinin 26. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: "Nice melekler vardır ki, şefaatleri devrin imamının talebi olmadan kimseye bir fayda vermez." diyor.
Necm 26: “Ve göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri hiçbir şeyle, hiçbir şekilde fayda vermez. Allah'ın dilediği ve razı olduğu, tasarruf rızasına sahip kimseye (devrin imamına) izin vermesinden sonrası hariç.”
53/NECM-26 Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ.
Ve göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri (hiç)bir şeyle (hiçbir şekilde) fayda vermez. Allah’ın dilediği ve razı olduğu (tasarruf rızasına sahip) kimseye (devrin imamına) izin vermesinden sonrası hariç.
Yani devrin imamıyla birlikte arşı tutan melekler de o tövbe merasiminde bulunurlar. Tövbe merasiminde,
1. şahit: Allah
2. şahit: Devrin imamı
3. şahit: Devrin imamının ruhu
4. şahit: Arşı tutan melekler
5. şahit: Mürşidin kalp gözü
6. şahit: Kirâmen Kâtibîn
7. şahit: Amel defteri
TÖVBE MERASİMİNDE KİŞİNİN ŞEFAATİNDE 7 ŞAHİT VARDIR
1. ALLAH
Âli İmrân-18 Allah, şehâdet etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şahit oldular) ki, O’ndan başka ilâh yoktur. O, Azîz’dir, Hakîm’dir.
2. DEVRİN İMAMI
Âli İmrân-81 … “İkrar ettiniz mi ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik” dediler. (Allahu Teâlâ): ‘Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim” buyurdu.
3. DEVRİN İMAMININ RUHU
Mücâdele-22 … Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir).
4. ARŞI TUTAN MELEKLER
Mu’min-7 Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı), Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve O’na îmân ederler. Ve âmenû olanlar için (Allah’tan) mağfiret dilerler:…
5. MÜRŞİDİN KALP GÖZÜ
Yûsuf-108 De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.”…
6. KİRAMEN KÂTİBİN MELEKLERİ
İnfitâr-11 Şerefli yazıcılar (kaydediciler) olarak.
7. AMEL DEFTERİ
Nûr-24 O gün onlara, dilleri, elleri ve ayakları (hayat filmleri) yapmış olduklarına şahitlik edecek.
Amel defterine herşey kaydolunuyor. Kirâmen Kâtibîn melekleri de aksiyonlarımızı ve düşüncelerimizi filme alıyorlar. Dolayısıyla devrin imamı, günahların sevaba çevrilmesi istikametinde Allah'tan mağfiret talebinde bulununca Allah onun duasını kabul ediyor ve arşı tutan melekler de bu söyleyişe katılıyorlar. Mü'min Suresinin 7. âyet-i kerimesi bunu söylüyor.
Allahû Tealâ Bakara 186'da diyor ki: "Dua edenin davetine icabet ederim ama onlar da Bizim davetimize icabet etsinler, mü'min olsunlar ve böylece irşada ulaşsınlar."
2/BAKARA-186 Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
İşte dünya hayatını yaşarken Allah'ın davetine icabet etmeyenler cehennemde meleklerden şefaat bekliyorlar ama Allahû Tealâ da az evvel söylediğim ayet-i kerimede bunun mümkün olmadığını söylüyor: “Kâfirlerin duası boşunadır.”
Ra'd 21'de ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasını açıklıyor. Ama ruhun dünya hayatında Allah'ın Kendisine ulaştırması için Şûrâ 13'te o kişinin Allah'a yönelmesi, Allah'a ulaşmayı dilemesi lâzım. Allahû Tealâ Allah'a ulaşma dileğini 12 kere üzerimize farz kılmıştır. Yaratılış itibarıyla bunu Allah Teâlâ bize emrediyor.
42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır)
13/RAD-21 Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).
Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ
(İlk üç âyeti kerime; Nisâ-58, Mâide -7, En’âm-152, ruh ile birlikte fizik vücut ve nefsin de Allah’a teslimini farz kılar.)
1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder....
2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın...
3. 6/ENÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
5. 13/RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar...
6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır...
8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...
10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.
11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
HADÎS-İ ŞERİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki; (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.”
Kaynak: Acluni keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669) - 14.Basamak
Kulu Rabbine yaklaştıran en büyük müessese duadır. Dua davettir. Nitekim Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Dua edenin davetine icabet ederiz. Ama onlar da Bizim davetimize icabet etsinler.” Allah'ın daveti Allah'ın Zat'ına davettir. Davete icabet etmek evvela Allah'a ulaşmayı dilemektir. Bizi hayata bağlayacak olan, bizi cennete ulaştıracak olan temel dua bu duadır. İnsan hayatının manevî tekâmülünün başlangıç noktasında bu dua vardır: “Ya Rabbim, ben Sana ulaşmak istiyorum. Ruhumu ölmeden evvel Sana ulaştırmak istiyorum.” diyerek Allah'a talepte bulunur.
Duası olanlar ve duası olmayanlar. Allah'a ulaşmayı dilemedikleri için duası olmayanların hepsinin gideceği yer cehennem. Duası olanlar, Enfâl 29'a göre Allah onların günahlarını örtüyor ve mutlak surette onlar cennete gideceklerdir.