Allah’a ulaşmak zikrullah yoluyla mı gerçekleşir?
Soru
Allah’a ulaşmak zikrullah yoluyla mı gerçekleşir?
Cevap
Evet. Allahû Tealâ Fâtır 18’de:
35/FÂTIR-18 Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salât(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsihî, ve ilâllâhil masîr(masîru).
Ve yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
"Kim tezkiye olursa kendi nefsi için tezkiye olur ve ruhu Allah’a ulaşır." Öyleyse nefs tezkiyesiyle ruh Allah’a ulaşır. Ama nefsi tezkisini vücuda getiren de zikirdir. Nereden biliyoruz tezkiyenin zikirle olduğunu? Demek ki mutmain olmak, nefs tezkiyesinin 4. kademesi. Ve nefs tezkiyesinin 4. kademesi mutmain olma, zikirle olduğunu ifade ediyor Allahû Tealâ. Yani Allah’ın zikriyle nefs tezkiye oluyor. Allah’ın zikriyle nefs tezkiyesi olsa, nefsi tezkiyesiyle de ruh ancak Allah’a ulaşır. Dolaylı olarak zikrullahla, ruh Allah’ın Zat’ına ulaşıyor.
Allah’a ulaşabilmek için yapmamız lâzım gelen en önemli şey: zikirdir. Zikir yaptıkça nefsimizin içindeki bütün afetleri yok ederek onların yerine faziletleri doldurmaya başlarız. Nefsimizin kalbine afetlerin yarısı yok olduğunda ise ruhumuz Allah’a ulaşır. Bu herkese verilmiş bir haktır. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ onu mutlaka bu noktaya ulaştırır. O kişi hidayete mutlaka erer. Allahû Tealâ bunu garanti ediyor. Hangi âyetlerde? Şûrâ 13 ve Ra’d 27’de.
42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dini mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dine ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hazreti İsa (A.S)’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
13/RA'D-27 Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”
Bunun için izlememiz lâzım gelen yol tâbiiyettir ve ondan sonra da zikirlerimizi devamlı artırmaktır. Allah razı olsun.