Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı diledikten sonraki sevgi ile dalâlette olan birinin sevgisi arasında fark nedir? Açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı diledikten sonraki sevgi ile dalâlette olan birinin sevgisi arasında fark nedir? Açıklayabilir misiniz?
Cevap
Onlar sevdiğini zannederler. Böyle bir şey yok. Meselâ bugün akrabalık bağıyla bağlı olanlar var. Kâbil ve Hâbil, muhtemeldir ki aynı babanın çocukları olması hasebiyle onlar da birbirlerini sevdiklerini zannettiler. Ama ne zaman menfaat devreye girdi ki Allahû Tealâ Kendisi'ne ikisinden de kurbanlar istedi ama birisininkini kabul etti. Diğerininkini kabul etmeyince aralarındaki haset devreye girdi. Ve birbirlerini sevdiklerini söyleyenler aslında gerçekte, haset ve düşmanlıkla birbirlerine saldırdılar.
Dolayısıyla Allah sevgisiyle sevmek söz konusudur. O sevgi kimdedir? O sevgi, Allah'a sevgiyle bağlı olanlardadır. Allah herkese Zat'ı'ndan ruh üfürmüş ve hayattayken ruhun Allah'a ulaşmasını istiyor. Allah'a ulaşmayı dilemek, Allah sevgisinin kesin ispatıdır. Çünkü korku değil. Korkuyla olsaydı, o zaman uzaklaşırdı. Korkan korktuğundan kaçar, seven sevdiğine koşar ve sevdiğinin kesin ispatıdır.
Öyleyse Allah'a ulaşmayı dileyen bir insan, (Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli etmek suretiyle) bu Allah sevgisinin hemen sonucunu alıyor. Allahû Tealâ da bu talebi onun kalbinde gördüğü an ona Rahîm esmasıyla tecelli ediyor ve peş peşe 7 Furkan veriyor. Öbüründe ise sevdiğini zanneden kişinin sağır, dilsiz ve kör olması hasebiyle Allah'tan bir sevgi kalbine ulaşmayacaktır. Sevdiğini zanneden birisidir.
Mevlâna müridleriyle bir yerden bir yere giderken bakıyor ki köpek yavruları birbiriyle sarmaş dolaş olmuşlar. Ve müridlerinden bir tanesi: "Efendim," diyor, "Biz bu köpekler kadar bile olamadık. Birbirimizi sevemedik, yani kardeş olamadık." "Sen öyle zannediyorsun, aralarına bir kemik at," diyor. "O zaman görürsün." Gerçekten, atınca köpeklerin birbirine saldırdıklarını görüyoruz.
Öyleyse o kemik aslında sevip sevmediğinin testi, imtihanıdır. Ama kişinin kalbine Allahû Tealâ sevgi göndermişse, onun kalbinde Allah'ın nuru varsa, elbette o Allah'ın nuruyla muhatabını sever, Allah'ın izniyle.
Öyleyse her halükarda olayı bu şekilde değerlendirmek lâzım. Allah'a ulaşmayı dileyen kişi, Allahû Tealâ'nın kalbine gönderdiği %2'lik rahmetle farklı bir konumdadır. Öbüründe ise zikirsizlik sebebiyle kalbi kâsiyet bağlayan kişi farklı bir konumdadır.