Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dileme daveti sadece Kur’ân-ı Kerim’in bir emri midir?

Soru

Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dileme daveti sadece Kur’ân-ı Kerim’in bir emri midir?

Cevap

"Hayır sevgili kardeşlerim. Bütün kutsal kitaplarda Âdem (A.S)’dan son nebî, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e gelene kadar Allahû Tealâ kesin bu hükmünü bütün peygamberlere vermiştir.

Şimdi Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ’nın çokça bahsettiği ulûl’azm nebîlerinin şeriatı aynı şeriat. E bu şeriatın olmazsa olmaz şartı Allah’a yönelmek. Yani kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek. İşte Şûrâ 13 bunu açıkça ifade ediyor:

KUR’ÂN ÂYETLERİ İLE YAŞANAN HANİF DİNİ 7 SAFHA - 1. Safha: Allah’a Ulaşmayı Dilemek

NUH (A.S) – ŞÛRÂ-13: … Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriatı); “Dini ikame edin ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır.

İBRAHİM (A.S) – HÛD-75: Muhakkak ki İbrahim (A.S), cidden çok halim (yumuşak huylu), çok acıyandır (yalvarandır), Allah’a yönelmiş bir kimsedir.

MUSA (A.S) – EN’ÂM-154: Sonra Musa (A.S)’a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herşeyi açıklayan ve rahmet olan ve hidayete erdiren kitabı (Tevrat’ı) verdik. Böylece onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar (iman ederler).

İSA (A.S) – ŞÛRÂ-13: … Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır.

HZ. MUHAMMED (S.A.V) – ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Bakın, Nuh (A.S)’ın şeriatında Şûrâ 13 var. İbrâhîm (A.S)’ın şeriatında da Allah’a yönelmek var. Musa (A.S)’ın şeriatında da Allah’a ulaşmayı dilemek, En’âm 154 var. İsa (A.S)’ın şeriatında da Allah’a yönelmek var ve Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in şeriatında da Allah’a ulaşmayı dilemek var. Yani Allahû Tealâ resûlleri hep bu hakikatle göndermiş.

En’âm Suresi'nin 48.âyet-i kerimesi:

6/ENÂM-48 Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.

Kimler için müjdeci? Kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler için müjdeci ama dilemeyen için de uyarıcı. Yani kalben ulaşmayı dilememek cennetin kilidi, cehennemin anahtarı oluyor. Ulaşmayı kalben dilemek cehennemin kilidi, cennetin anahtarı oluyor.

İnsan zaten kâinatı insan vücudu şeklinde yaratmış ve dünyada, dünya kâinatın kalbi. Burada Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, ona cennetin kapısı açılıyor ama cehennem kilitleniyor. Ulaşmayı dilemeyen için ulaşmayı dilememek cennetin kilidi oluyor ama cehennemin kapıları açılıyor.

En’âm Suresi'nin 38.âyet-i kerimesi:

6/ENÂM-38 Ve mâ min dâbbetin fîl ardı ve lâ tâirin yatîru bi cenâhayhi illâ umemun emsâlukum, mâ farratnâ fîl kitâbi min şey’in summe ilâ rabbihim yuhşerûn(yuhşerûne).

Ve yeryüzünde yürüyen hayvanlardan ve iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa (4 ayaklı) hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki; sizin gibi ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rab’lerine haşrolunacaklar (olunurlar).

Allahû Tealâ herkesi Zat’ına davet ediyor ama Allah dalâlette olanlara işittirmiyor, hidayette olanlara işittiriyor. Niye dalâlette bırakıyor? Başlangıçta herkes dalâlette, kalben ulaşmayı dilemediği için. Öyleyse Allahû Tealâ kalben ulaşmayı dileyenlere işittiriyor, dilemeyenlere de işittirmiyor.

Mulk Suresi'nin 8-9-10. âyet-i kerimeleri:

67/MULK-8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).

(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.

67/MULK-9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).

Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

67/MULK-10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).

Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.

Allahû Tealâ onlara neden işittirmemiş ve aklettirmemiş? Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için. Ulaşmayı dileselerdi Allahû Tealâ onlara mutlaka işittirir.

Öyleyse her hâlükârda bütün insanlar için, bütün devirlerde o kavmin ana lisanıyla peyderpey, araya bir boşluk girmeden, fetret devri olmadan Allah onları vazifeli kılıyor ve onlar diyorlar ki: “Duyduk duymadık demeyin, kalpten ulaşmayı dileyin.”

Resûlün davetine icabet ediyor, söyledikleri âyetlere îmân ediyorlarsa o zaman Allahû Tealâ ulaşmayı dileyen kişinin engelleri varsa kaldırıyor ve onlar işiten, gören, idrak eden, cennet kapısı kendisine açılan kişi oluyor. Ama ulaşmayı dilemediği takdirde bu sefer engeller konuluyor. O noktadan itibaren kişinin yaptığı her amel boşa gidiyor. Çünkü ameli boşa gidenler onlar sağır, dilsiz ve körler. Birçok âyet-i kerimede Allahû Tealâ bunu dile getiriyor.

Allahû Tealâ Allah’a ulaşmayı dilemek mefhumuyla bütün insanlığa bir cennet davetiyesi çıkartıyor ve bütün resûlleri hem müjdelemek hem de uyarmak üzere gönderiyor. Resûl diyor ki: “Hayattayken Allah’a ulaşmayı dilersen cehennemden mutlaka kurtulursun.”

Nitekim içinde yaşamakta olduğumuz çağa damgasını vuracak olan konu budur. İnsanlar yaşadıkları dinin eksikliklerini görecekler, Allah’a ulaşmayı dileyecekler, ruhlarını Allah’a ulaştıracaklar. Daha ötesini dileyenler, daha ötesine ulaşabileceklerini de öğrenecekler. Çünkü Allah’a ulaşmayı dilemek cennetin anahtarı, aynı zamanda Kur’ân-ı Kerim’in de giriş kapısıdır. Diğer konuları da bir bir öğreneceklerdir inşaallah."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 12 Eylül 2026Son güncelleme: 15 Ekim 20265 dk okuma1