Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dilemek için Hacet namazı kılmak şart mı? Şartsa her zaman Hacet namazı ile dua edebilir miyiz?
Soru
Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dilemek için Hacet namazı kılmak şart mı? Şartsa her zaman Hacet namazı ile dua edebilir miyiz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, çok iyi olur. Ama Hacet namazı kılmadan da kalben Allah’a ulaşmayı dileyebilirsiniz. Çünkü bu dileğin önünde hiçbir engel yok. Allahû Tealâ’nın bütün zaman parçalarında dinin yegâne kaynağı olarak kabul ettiği Kur’ân-ı Kerîm, Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’e indirilmiştir.
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ahmed b.Hanbel’in Müsned, Tirmîzi
“Yakında, kopkoyu karanlık gece parçaları gibi fitneler olacaktır.” Hz. Ali: “Ey Allah’ın Resûlü! O fitnelerden kurtuluş yolu nedir?” diye sorduğunda, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz buyurdular ki: “Mukaddes ve Yüce olan Allah’ın Kitab’ıdır. O’nda sizden öncekilerin, sizden sonrakilerin haberi ve kendi aranızdakinin hükmü vardır. O, Allah’ın kesin sözüdür. Kim ki, kibrinden dolayı o Kitab’ı terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim de hidayeti O’ndan başkasında ararsa, Allah, o kimseyi dalâlette bırakır. O, Allah’ın sapasağlam bir ipi, apaçık bir nuru ve Sıratı Mustakîm’e ulaştıran hikmet dolu bir haberidir.”
Çünkü Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın kitabıdır. Onda sizden öncekilerin, sizden sonrakilerin haberi ve kendi aranızdaki hüküm vardır. Yani Kur’ân-ı Kerîm bütün zamanların kutsal kitabıdır. Allah’ın kesin sözüdür, Rahman’ın kelâmıdır. Kim kibrinden dolayı o kitabı terk ederse Allah onun belini kırar. Kim de hidâyeti ondan başkasında ararsa Allah o kimseyi dalâlette bırakır. O Allah’ın ipidir, Sıratı Mustakîm’e ulaştıran hikmet dolu haberidir.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın ipidir ve Sıratı Mustakîm’e ulaştıran hikmet dolu haberidir. Allah’ın ipi olması kimler içindir? Kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler içindir. İşte kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse Allahû Tealâ mutlak surette o kişinin üzerine Rahîm esmasıyla tecelli eder.
Sevgili kardeşlerim, işitmek dinlemeyi yani ilmi almayı ifade eder. Ama konuşmak da öğretmeyi ifade eder. Yani evvela öğreniriz, sonra öğretmeye başlarız, konuşuruz. İşte Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâm işitmek üzerinize farzdır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz hep (S.A.V) konuşmuş ve sahâbe de dinlemiş, ilmi almışlar, sonra konuşmaya başlamışlardır.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Taberânî, Muvatta, İlim, 1.
"Hikmet sahibi ulemanın (âlimin) meclisinde (sohbetinde) bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz kılındı. Muhakkak ki Allah bu meclislerde hikmet nuruyla ölü kalpleri diriltir. Yağmur suyuyla ölü toprakları dirilttiği gibi ölü kalpleri bu şekilde Allah diriltir."
Kim konuşmaya başlamış? Kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler, yani işitenler. İşitenler kalpleri diri olanlardır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
“Kulak, işittiğini kalbe boşaltan bir vasıtadır. Kulak işittiğini kalbe boşaltır ama kalpten de konuşmaya başlarsınız.”
Öyleyse Hacet namazıyla Allah’tan dilemek çok güzel olur. Ama her zaman Hacet namazı olmadan da kişi kalpten Allah’a ulaşmayı dilerse Allah Rahîm esmasıyla tecelli eder ve o kişinin bütün engellerini Allah kaldırır. O kişi sağır, dilsiz ve körken. İşiten, gören ve idrak etmeye başlar.
Bakara Suresi’nin 18. âyet-i kerimesinde ulaşmayı dilemeyenler için buyuruluyor:
2/BAKARA-18 Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn(yerciûne).
Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler
Kur’ân âyetlerinin mânâsına varmayanlar sağırdırlar. Âyetler kalbinde olmayanlar dilsizdirler. İrşad makamını irşad makamı olarak görmeyenler kördürler. Ama kim ki kalben Allah’a ulaşmayı dilerse Allahû Tealâ Furkân Suresi’nin 73. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:
25/FURKÂN-73 Vellezîne izâ zukkirû bi âyâti rabbihim lem yahırrû aleyhâ summen ve umyânen(umyânen).
Ve onlara, Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman onlara (âyetlere) karşı kör ve sağır olmazlar.
“Onlara Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, o âyetlere karşı kör ve sağır olmazlar.”
Yani onlar Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Kör ve sağır olanlar onlar kesinlikle Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Allah razı olsun.