Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmayı dilemeyen bir insan da kurtuluşa ulaşabilir mi?
Soru
Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmayı dilemeyen bir insan da kurtuluşa ulaşabilir mi?
Cevap
Hayır. Allah'a ulaşmayı dilemeyen bir kişi hangi ameli yaparsa yapsın, Kehf 103, 104, 105'e göre amelleri boşa gidiyor.
18/KEHF-103 Kul hel nunebbiukum bil ahserîne a’mâlâ(a’mâlen).
De ki: “Ameller açısından en çok hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi?”
18/KEHF-104 Ellezîne dalle sa’yuhum fîl hayâtid dunyâ ve hum yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â(sun’an).
Onlar, dünya hayatında amelleri (çalışmaları) sapmış (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, güzel ameller işlediklerini zannediyorlar.
18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
Likâallah'ı Allah'ı yalanlayanlar, Yûnus 45'e göre onlar hüsranda kalıyor.
10/YÛNUS-45 Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).
Hüsranda olanların durumunu Allahû Tealâ Mu'minûn Suresi'nin 103. âyet-i kerimesinde gideceği yerin cehennem olduğunu bildiriyor.
23/MUMİNÛN-103 Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
Ama kim ki Allah'a ulaşmayı dilerse o zaman Allahû Tealâ onun günahlarını Enfâl 29'a göre örtüyor.
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Ve tek bir dilek, o dilek bütün günahları örttüğü için o kişinin sevapları günahlarından fazla olan bir kişi oluyor Mu'minûn 102'ye göre. Ve gideceği yer cennet.
Şu eşitliği hiç unutmayalım. Hafızamıza, kalbimize yazalım: Allah'a ulaşmayı dilemek eşittir Allah'ın cennetine girmeyi dilemek, O da eşittir Allah'ın cennetine mutlaka girmek. Kim böyle bir dileğin sahibi olmuşsa, hiçbir amelde bulunmadan ölmüşse bu kişi mutlaka cennete girecektir.
Nasıl turnusol kâğıdı asit ve baz ortamı birbirinden ayırılıyorsa, Allah'a ulaşma talebi de cennetle cehennemi mutlaka birbirlerinden ayırıyor. Allahû Tealâ'nın dizaynı bu şekilde. Allah razı olsun.