Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dileyen kişi bu yolda karşılaşacağı ağır imtihanlara gerçekten hazır mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dileyen kişi bu yolda karşılaşacağı ağır imtihanlara gerçekten hazır mıdır?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, herşey o kadar yanlış anlaşılıyor ki!

Allah’a ulaşmayı kalben dilemek, vazifemiz bu. Ondan sonrası herşey Allah’ın garantisinde.

İmtihan sadece ne zamana kadar var? O kişi kalben Allah’a ulaşmayı dileyene kadar. Bu sebeple musîbetlerin hepsi bir hedefe dönüktür. Kalben Allah’a ulaşmayı dilememize dönüktür.

Nitekim Tevbe Suresinin 126. âyet-i kerimesinde:

9/TEVBE-126: E ve lâ yeravne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merraten ev merrateyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne).

Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini art arda tekrar etmiyorlar).

Demek ki Allah Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemeyen, zikre başlamayan insanları senede iki kere imtihan ediyor. Gayesi ne? Gayesi onların Allah’a ulaşmayı dilemesi ve zikre başlaması. Ama yapmıyorlar.

Fakat herkes böyle midir? Evet. Her devirde insanların %90’dan fazlası böyle ama %10’dan azı bu imtihanlardan ders alıyorlar.

Allah Tealâ bunları nereden açıklıyor? Bakara Suresinin 155, 156 ve 157. âyet-i kerimelerinde açıklıyor.

155’te ne diyor?

“Sizi mutlaka korkuyla, açlıkla, mal, can ve ürün eksiltmesiyle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele.”

Kimdir o sabredenler?

Ruhun iki şekilde Allah’a ulaşacağına emin olanlar. Yani ders alanlar kimlerdir? Musîbetlerden ders alanlar, ruhun iki şekilde Allah’a ulaşacağına emin olanlardır. Biri hayattayken, diğeri de ölümle.

2/BAKARA-155: Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cû’i ve naksin minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).

Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.

2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

“İnnâ lillâhi” biz Allah içiniz. “Ve innâ ileyhi râciûn” ruhumuz Allah’a tekrar dönecek. İşte bunların üzerine:

2/BAKARA-157: Ulâike aleyhim salavâtun min rabbihim ve rahmeh(rahmetun), ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).

İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.

"Bunların üzerine salâvât ve rahmet vardır. Hidayete erecek olanlar da bunlardır."

O zaman Allah’ın garantisinde olması hasebiyle o kişiyi karşılayacak imtihanlar var mı? Hayır. İmtihanlar oraya kadar. Diledikten sonra Allah’tan gelen yardımla Allah Tealâ, kim Allah’a ulaşmayı dilerse onu o hedefe ulaştıracağını garanti ediyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20263 dk okuma0