Muhterem Hocam, Allah'a verdiğimiz yeminlerin muhtevası nedir?
Soru
Muhterem Hocam, Allah'a verdiğimiz yeminlerin muhtevası nedir?
Cevap
Allah'a verdiğimiz yeminleri anlayabilmek için yaratılışımıza bakmamız lazım. Allahû Tealâ bizi bir fizik bedenle yaratmış, bizi bir nefsle dizayn etmiş ve Zat'ından bize ruh üfürmüş ve Allahû Tealâ bu 3 vücudu Allah'a teslim etmemizi istiyor.
HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Allahû Tealâ bize verdiklerini, bizden geriye teslim alması bizim sonsuz mutluluğu yaşamamız içindir. Allah her şeyi bir hedefe dönük yaratmıştır. Fizik Vücud, Nefs ve Allah'ın Zat'ından üfürdüğü Ruhla, Serbest İrade, Akıl standartlar içinde hayatı yaşıyoruz.
Kur'ân-ı Kerîm'in bütününe baktığımız zaman ruhumuz Allah'a Misak vermiş, dünya hayatında Allah'a teslim olacağına dair, fizik vücudumuz Allahû Tealâ'ya Ahd vermiş teslim olacağına dair, nefsimiz Allah'a Yemin vermiş teslim olacağına dair, irademiz de misak vermiş teslim olacağına dair. 7 safha 4 teslimi yaşamamız bizi sonsuz iki cihan saadetine ulaştırıyor.
Allahû Tealâ bizden aldığı yeminleri Araf 172'de açıklıyor.
7/A'RÂF-172 Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne).
Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”
Kur'an-ı Kerim muhtevasına baktığımız zaman sırasıyla Misak Ahd ve Yemin bu yeminleri yerine getirmemiz emir olunuyor. Üzerimize farz kılınıyor. Bu yeminleri yerine getiren kişi için Allah sonucu bildiriyor ve cennetime gir diyor. Allahû Tealâ'a farz kıldığı teslimleri bize yaptırmak gereğini niçin duyuyor. Allah'ın indinde en çok sevilen, insanın mutlu olmasını istiyor. Mutluluğun hedefi olmak üzere bizleri yeminlere davet ediyor. İşte bunların gerçekleştirilmesi tasavvufun ta kendisidir.
MİSAK, AHD VE YEMİN’NİN HATIRLATILMASI
MİSAK
1. RA'D – 20 Onlar, Allah’ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah’a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.
2. RA'D – 21 Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
AHD
3. YÂSÎN – 60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
4. YÂSÎN – 61 Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
YEMİN
5. MUDDESSİR-38 Bütün nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karşılığı olarak) rehinedirler (bağlıdırlar).
6. MUDDESSİR-39 Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.
7. MUDDESSİR-40 Onlar cennetlerdedir. (Diğerlerine) sorarlar.
Misak RA'D – 20/RA'D – 21
Ahd YÂSÎN – 60/YÂSÎN – 61
Yemin MUDDESSİR-38/MUDDESSİR-39/MUDDESSİR-40
Tatbikata geçtiğimiz zaman olay yeminle başlıyor. Allah bizden Allah'a ulaşma dileğini nefsimizin manevî kalbinden yapmamızı istiyor. Örneğin 7 inanç şartının sahibi olan kişi diliyle ne kadar tekrar ederse etsin dili kalbe indirmedikçe Allahû Tealâ o kişi üzerinde işlem yapmıyor. Bu dilek dilden olduğu zaman, kalbe inmediği zaman Allahû Tealâ'nın indinde hiçbir hükmü yok o kişi kendisini cehennemden kurtaramaz.
MÜMİN OLMANIN 7 İNANÇ ŞARTI
1. Allah’a inanmak. BAKARA - 285
2. Meleklerine inanmak. BAKARA - 285
3. Allah’ın Kitaplarına inanmak. BAKARA - 285
4. Resûllerine inanmak. BAKARA - 285
5. Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaştırılmasına inanmak. RAD - 21
6. Hayrın Allah’tan, şerrin insanın nefsinden olduğuna inanmak. NİSA - 79
7. Ba’su ba’del mevt’e, ölümden sonra tekrar canlandırılacağınıza inanmak. BAKARA - 28, 56
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI
1. Kalpteki ekinet alınır. EN’ÂM - 46
2. İhbat konur. HAC - 54
3. Kalp Allah’a döndürülür. KAF - 33
4. Kalbe giden nur yolu açılır. EN’ÂM - 125
5. Kalbin mührü açılır. ZUMER - 22
6. Kalpteki küfür kelimesi alınır. EN’ÂM - 46
7. Kalbe iman yazılır. MUCÂDELE - 22
7 NİMET
1. Devrin İmamının Ruhu Gelir. MU’MİN - 15
2. Kalbe İman Yazılır. MUCÂDELE - 22
3. Günahlar Sevaba Çevrilir. FURKÂN - 70
4. Ruh Vücudu Terk Eder. NEBE - 39
5. Fizik Vücut Allah’a Kul Olmaya Başlar. RA’D - 36
6. Salih Amel (Zikir) Başlar. ZUMER - 23
7. İradenin Güçlenmesi. BAKARA - 257
KALPLERİNDE OLMAYANI DİLLERİYLE SÖYLÜYORLAR
1. ÂLİ İMRÂN-167 …Onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar.”
MÂİDE-41 Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleriyle îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin.
2. YÛNUS-7 Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
3. İSRÂ-44 7 kat gökler ve yeryüzü ve onlarda bulunanlar, O’nu tesbih ederler. O’na hamd ile tesbih etmeyen bir şey yoktur. Ve fakat onların tesbihlerini siz fıkh edemezsiniz…
İSRÂ-45 Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin zaman, seninle âhirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicâb-ı mestûre kıldık.
4. CÂSİYE-23 Hevâsını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışâvet (perde) çekti…
5. FETİH-11 Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar) sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar…
6. HUCURÂT-14 Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi.”
MÜNÂFIKÛN-1 …“Biz şehâdet ederiz. Muhakkak ki sen gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şehâdet eder ki, münafıklar gerçekten yalancılardır.
7. HADÎS-İ ŞERİF …“Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’ân’ı okuyacaklar fakat Kur’ân’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek…”
Kaynak: Müslim 1064/143, Buhârî 6123, 6124, Ebû Dâvûd 4764.
Bunlardan hangisi kalbe inmeli ki Allahû Tealâ üzerimizde işlem yapsın. Allah'a ulaşmayı dilemek ve Ruhun ölmeden evvel Allah'a ulaştırılması. Çünkü ruhun ölmeden evvel Allah'a ulaşması Allah'ın ayetlerinin bir sonucudur. Dünya hayatını yaşarken ruhun ölmeden evvel Allah'a ulaşması hayrın Allah'tan şerin nefsimizden olmasının bir sonucudur. Bütün bunların hepsi tek bir dileğe bizi ulaştıran Allah'ın bir Resûlü olduğunu ifade buyuruyor. O zaman dili kalbe indirmek asıldır.
KALPLERİNDE OLANI SÖYLEYENLER
BAKARA-45: Sabırla ve namazla istiane isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
BAKARA-46: Onlar ki, Rab’lerine muhakkak mülâki olacaklarına ve O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
EN’ÂM-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’i isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir...
EN’ÂM-125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar...
ENFÂL-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan sahibi kılar! Ve sizden günahlarınızı örter ve size mağfiret eder.
HACC-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.
KAF-33: Gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).
Allahû Tealâ Fecr suresinin 27 28 29 ayeti kerimesinde dili kalbe indirenleri, 7 safha 4 teslimi dile getiriyor.
89/FECR-27 Yâ eyyetuhân nefsul mutmainnetu.
Ey mutmain olan nefs!
89/FECR-28 İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten.
Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
89/FECR-29 Fedhulî fî ibâdî.
(Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allah’a ulaştırdığın zaman Bana kul olursun) kullarımın arasına gir.
Nefsimiz yeminni gerçekleştirmesi, misak ve ahddini yerine getirdiği zaman hedefe ulaşabiliriz.
Yeminimizin yerine gelmesi, kişinin kalben Allah'a ulaşmayı dilemesiyle başlar.
Misak ise, ruhumuzun bizden ayrılmasıdır. Bu da ancak mürşide tâbiyetle, nefsin yedi kademede tezkiye edilmesi ve ruhun yedi gök katını aşarak Allah'ın Zat'ına ulaşmasıyla gerçekleşir.
Ruhun Allah'ın Zat'ına ulaşmasıyla kişi Allah'a kul olur. Zaten yaratılış gayemiz de Allah'a kul olmak ve O'na teslim olmaktır. Allah razı olsun.