Muhterem Hocam, "Allah'ı seven bir insan geçim sıkıntısı çekmez çünkü o ibadetle meşgul olur, Allah da onun yolunu açar." deniliyor. Bir insan Allah'a yaklaştıkça dünyevî sıkıntıla
Soru
Muhterem Hocam, "Allah'ı seven bir insan geçim sıkıntısı çekmez çünkü o ibadetle meşgul olur, Allah da onun yolunu açar." deniliyor. Bir insan Allah'a yaklaştıkça dünyevî sıkıntılardan da kurtulur mu?
Cevap
Evet. Allahû Tealâ, Yûnus Suresi'nin 62, 63 ve 64. âyet-i kerimelerinde: "O Allah'ın evliyaları için korku yoktur. Onlar mahzun olmazlar. Onlar âmenû olup, takva sahibi olmuşlardır." 3. safha takva. "Onlar için dünyada da ahirette de müjdeler vardır."
10/YÛNUS-62 E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?
10/YÛNUS-63 Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.
10/YÛNUS-64 Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhırati, lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.
Dünyadaki müjde %51, ahiretteki müjde 3 tane cennet. Ra'd Suresi'nin 28. âyet-i kerimesi: "Kalpler Allah'ı zikretmekle mutmain olur." Bakara Suresi'nin 200. âyet-i kerimesinde ise: "İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Rabbimiz! Bize dünyada ver.' derler. Onun ahirette nasibi yok."
13/RAD-28 Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
2/BAKARA-200 Fe izâ kadaytum menâsikekum fezkurûllâhe ke zikrikum âbâekum ev eşedde zikrâ(zikren), fe minen nâsi men yekûlu rabbenâ âtinâ fîd dunyâ ve mâ lehu fîl ahirati min halâk(halâkın).
Böylece (hacca ait) ibadetlerinizi (ve kuralları) tamamladığınız zaman, artık atalarınızı zikrettiğiniz gibi, hatta daha kuvvetli bir zikirle Allah’ı zikredin. Fakat insanlardan kim: “Rabbimiz bize dünyada ver.” derse, ahirette onun bir nasibi yoktur.
Allah’ın evliyâsı için korku yoktur. "Ne korkusu yoktur?" Cehennem korkusu yoktur. Dünyada da açlık ve geçim sıkıntısı onlar için geçerli değildir. Onlar mahzun olmazlar. Nefs-i mutmainnede kişi doyuma ulaşır. Allah'ın verdiği şeyler onu tatmin etmektedir. Burada kişi emindir. Allah'ın verdikleri onun bütün ihtiyaçlarına cevap verecek durumdadır.
Aslında dilediğine çok vermek, dilediğine az vermek konusu Allah'a aittir. İnsanların davranış biçimlerine göre Allah'ın kendisine ulaştırmak istediği hakkında onlara vereceği dersler vardır. Kısmakla veya genişletmekle o dersleri insanların algılaması Allah'ın talebidir. Bunu bir vasıta olarak kullanır. Öyleyse Allah'tan alır ve insanlara verirsek Allahû Tealâ'nın bunu artırdığını görüyoruz.