Muhterem Hocam, Allah'ın affı ve mağfireti herkes için geçerli midir?

Soru

Muhterem Hocam, Allah'ın affı ve mağfireti herkes için geçerli midir?

Cevap

Evet, şu büyük hakikati hiç unutmamamız lâzım. Allahû Tealâ bütün insanların dostudur. Nefret ettiği, gazap duyduğu hiç kimse yoktur. Allahû Tealâ'nın intikamı sadece adalettir. Şu dünyada en büyük kötülükleri işlemiş olanları bile affetmeye hazırdır. Üstelik de onların günahlarını sevaba çevirerek affetmeye hazırdır.

Ama Allah'ın kanunları var. Bir insan Allah'a ulaşmayı dilemedikçe Allah'ın affı hiçbir zaman o kişiyi cennete götürecek bir özellik kazanmıyor. O büyük günahları işleyenlerden kim Allah'a ulaşmayı diler ve mürşidine ulaşıp tövbe ederse, günahları affedilir ve sonra sevaba çevrilir.

Öyleyse Zumer Suresi'nin 53. âyet-i kerîmesinde: "Ey nefislerine karşı haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz."

39/ZUMER-53 Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).

De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: "Allahû Tealâ beni rahmet için gönderdi, lanet için değil." O hâlde Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) rahmet peygamberidir. Ve kim Allah'a ulaşmayı dilerse, mutlak surette Allahû Tealâ o kişinin üzerine Rahîm Esmasıyla tecellî ederek gerekli olan o kişideki değişiklikleri vücuda getirmek suretiyle mutlaka onu 1. kat cennetine alır. O güne kadar işlediği bütün günahları örter. Enfâl Suresi'nin 29. âyet-i kerîmesi bunu söylüyor.

Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfine baktığımız zaman, evvelki hadîse baktığımız zaman ne görüyoruz?

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İmâm Müslim, Müslim b. Haccâc, Sahîhu Müslim.

“Ben Muhammed’im, Ahmed’im, el-Mukaffî’yim (nebîler silsilesinin sonuncusuyum), el-Hâşir’im, Nebiyyü’r-Rahmeyim (Rahmet ve Şefkat Peygamberiyim) ve Tevbe Nebîsiyim.”

"Ben Muhammed'im, Ahmed'im, el-Mukaffî’yim, nebîler silsilesinin sonuncusuyum. El-Hâşir'im, Nebiyyü'r-Rahme'yim; rahmet ve şefkat peygamberiyim ve Tevbe Nebîsi'yim."

İşte Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz: "Her peygamberin bir duası var. Benim de duam var. Siz bunu muttakîlere zannedersiniz. Hayır, o ümmetimin büyük günah işleyenlerinedir."

O hâlde kişinin günahı ne olursa olsun, büyük-küçük günahların hepsi... Kim kalben Allah'a ulaşmayı dilerse, Enfâl Suresi'nin 29. âyetine göre onun bütün günahlarını Allahû Tealâ örtüyor, birinci kat cennetine alıyor.

8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Yetmez; onu mutlaka Allahû Tealâ mürşidine ulaştırıyor. Furkân Suresi'nin 70. âyetine göre: tövbe eden, mü’min olan ve ıslah edici amellere başlayanların günahları örtülmekle kalmıyor; o günahları Allah sevaba çeviriyor.

25/FURKÂN-70 İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).

Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o o o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).

Bu sebeple Fâtır Suresi'nin 5. âyetinde: "Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın şeytan da sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın."

35/FÂTIR-5 Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).

Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.

Görüyorsunuz ki dünya hayatının kendisini aldattığı insanlar var; bir de şeytanın Allah'ın affına güvendirerek aldattığı insanlar var. 7 tane âyet-i kerîmede Allahû Tealâ:

ŞEYTANIN ADIMLARINA TÂBÎ OLMAYIN

1. BAKARA-208 Ey âmenû olanlar! Hepiniz SİLM'e dahil olun (teslim olma dairesi içine girin). Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, size apaçık düşmandır.

2. BAKARA-168 Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz şeylerden yiyin. Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.

3. EN'AM-142 …Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.

4. İSRA-53 Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.

5. NÛR-21 Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde muhakkak ki o (şeytan), fuhşu ve münkeri emreder…

6. YASİN-60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o size apaçık bir düşmandır.

7. ZUHRÛF-62 Ve şeytan sakın sizi, (Sıratı Mustakîm'den) men etmesin. Muhakkak ki o, sizin için apaçık düşmandır.

"Sakın şeytanın adımlarına tâbî olmayın." Şeytanın adımlarına tâbî olanlar, Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Dünya hayatının kendisini aldattığı insanlar da onlar; mürşide tâbî olmayan insanlar.

İşte tebliğ kendisine ulaşıyor.

Hz. Ömer (R.A.)

"Beni en çok şaşırtan şey, Bir kimsenin Allah’ı bilip O’na isyan etmesi. Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi. Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir."

Şaşarım o insana ki Allah'ı biliyor ama isyan ediyor; Allah'a ulaşmayı dilemiyor.

Şaşarım o insana ki şeytanı biliyor ama itaat ediyor.

Şaşarım o insana ki dünyayı biliyor ama ona meylediyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma2