Muhterem Hocam, Allah’ın uğruna kâinatı yarattığı ve en sevdiği Peygamber Efendimiz (S.A.V) bile “Benim mürebbim, öğretmenim olmasaydı Rabbime arif olamazdım.” buyurmasına rağmen

Soru

Muhterem Hocam, Allah’ın uğruna kâinatı yarattığı ve en sevdiği Peygamber Efendimiz (S.A.V) bile “Benim mürebbim, öğretmenim olmasaydı Rabbime arif olamazdım.” buyurmasına rağmen bugünkü din tatbikatında mürşide karşı cephe alınmasının sebebi nedir?

Cevap

İblis, insanlara tesir etmek suretiyle onları mürşide karşı kışkırtıyor.

HADÎS-İ ŞERİF

“Levlel mürebbî lemâ areftü rabbî.”

“Benim mürebbim (mürşidim) olmasaydı ben de Rabbime ârif olamazdım.”

Şeytanın tuzaklarına bakacak olursak net olarak bunu görüyoruz.

Mesela Fâtiha Suresinin 5. âyet-i kerimesinde “İyyâke na’budu”, sadece Sana kuluz ve “iyyâke nestaîn”, istianeyi sadece Senden isteriz. “İhdinâs sırâtel mustakîm”, bizi Sıratı Mustakîm’e ulaştır.

FÂTİHA SURESİ

1/FÂTİHA - 1

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Rahmân ve rahîm olan Allah'ın ismi ile.

1/FÂTİHA - 2

El hamdu lillâhi rabbil âlemîn (âlemîne).

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.

1/FÂTİHA - 3

Er rahmânirrahîm(rahîmi).

Rahmân’dır, Rahîm’dir.

1/FÂTİHA - 4

Mâliki yevmid dîn(dîne).

Din gününün mâlikidir.

Öyleyse Sıratı Mustakîm’e ulaşmak mutlaka mürşid iledir. Mürşid ile insan Sıratı Mustakîm’e ulaşacaksa, şimdi A’râf Suresinin 16-17. âyet-i kerimelerine baktığımız zaman iblis Sıratı Mustakîm’in üzerine oturuyor ve insanların Sıratı Mustakîm’e ulaşmasına mâni oluyor.

7/A'RÂF - 16

Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).

(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mâni olmak için) oturacağım.” dedi.

7/A'RÂF - 17

Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).

Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.

“Bundan sonra beni azdırmana karşılık Senin Sıratı Mustakîm’inin üzerinde onlara karşı oturacağım.” Yani insanların Sıratı Mustakîm’e ulaşmasına mâni olan iblistir.

Öyleyse mâni olmak için ne yapacaktır? İrşad makamını kötüleyecektir ve irşad makamına tâbî olmak şirktir diyecektir. Nitekim insanlara da bunu söylüyor. Sağdan, soldan, önden, arkadan giriyor ve onların küfürde kalmasını sağlıyor.

Öyleyse sebebi, zaten 19 tane negatif özelliğin sahiplerinden bir tanesi bu kişinin şeytanın kulu ve dostu olmasıdır.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın âyetlerinden gâfildir. — Yûnus 7 / Nahl 78

2. Şirktedir. — Zümer 65

3. Küfürdedir. — Sebe 20

4. Dalâlettedir. — Ra’d 27

5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. — Bakara 18-171 / Zuhruf 40 / En’âm 39-122 / Enfâl 8-24

6. Fısktadır. — Bakara 26

7. Şeytanın kulu ve dostudur. — Bakara 257 / Zümer 17

8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. — En’âm 43

9. Zalimdir (nefsine zulmedendir). — Mâide 51 / İbrâhîm 27

10. Cahildir (akletmeyendir). — Bakara 13 / Bakara 142

11. İsyandadır. — Yûnus 11

12. Sebîl-i Gayy’dadır. — A’râf 146

13. Fitnededir. — A’râf 27 / Enfâl 28

14. Birbirine düşmandır. — Âli İmrân 103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). — Zümer 65

16. Takva sahibi değildir. — Rûm 32

17. Mü’min değildir. — Sebe 20

18. Hidayette değildir. — Yûnus 45

19. Gideceği yer cehennem. — Mu’minûn 103 / A’râf 178

İşte şeytanın kulu ve dostu olanlara Allah’ın âyetleri açıklandığı zaman bunları dikkate almazlar ve Allah’ın aslî kanununu rahatlıkla çiğneyebiliyorlar ve “Mürşidlere tâbî olmak şirktir, kul ile Allah arasına kimse giremez.” safsatasıyla insanları meşgul ediyorlar.

Mürşide tâbî olmak farzdır. Allahû Tealâ 7 âyet-i kerimede mürşide tâbiiyeti açıklıyor: Âli İmrân 31, Âli İmrân 164, Meryem 43, Yâsîn 21, Mü’min 38, Zuhruf 61 ve Cuma 2. Bu âyetlerin hepsi mürşide tâbiiyeti açıklıyor.

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBÎL-İ REŞAD ÜZERİNDE

1. BAKARA - 46: …Rab’lerine muhakkak mülâki olacaklarına… yakîn derecesinde inanırlar.

BAKARA - 156: …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.

2. BAKARA - 249: …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâki olacaklarını kesin olarak bilenler…

3. EN’ÂM - 154: …Onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar…

4. RA’D - 2: …Âyetleri ayrı ayrı açıklar ki böylece Rabbinize mülâki olmaya yakîn hasıl edersiniz.

5. KEHF - 110: …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın…

6. ANKEBÛT - 5: Kim Allah’a mülâki olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…

7. İNŞİKÂK - 6: Ey insan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâki olursun.

**ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARÎK-İ VE SIRAT-I MUSTAKÎM ÜZERİNDE**

1. ÂLİ İMRÂN - 31: …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin…

2. ÂLİ İMRÂN - 164: Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder...

3. MERYEM - 43: …Bana tâbî ol. Seni, Sıratı Seviyye’ye hidayet edeyim.

RA’D - 7: …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.

4. YÂSÎN - 21: (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.

5. MÜ’MİN - 38: Ve âmenû olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”

6. ZUHRUF - 61: …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sıratı Mustakîm’dir.

7. CUMA - 2: Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder...

Ama mürşide tâbî olanların öncelikle birinci safhada yerine getirmeleri gereken şey ne? Allah’a ulaşmayı dilemek gerekir.

İşte Bakara 46: Onlar mülâki olacaklarına inananlardır. Bakara 249: Mülâki olacaklarını kesin bilenlerdir. En’âm 154: Rablerine mülâki olacaklarına inanırlar. Ra’d 2: Rablerine mülâki olmaya yakîn hasıl ederler. Kehf 110: Rabbine mülâki olmayı diler. Ankebût 5: Allah’a mülâki olmayı arzu ederler ve vesaire. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 25 Ekim 2026Son güncelleme: 25 Ekim 20265 dk okuma0