Muhterem Hocam, Allah’tan başkasına secde edilmediğine göre Allahû Tealâ, Hz. Âdem’e secde edilmesini niçin emretmiştir? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Allah’tan başkasına secde edilmediğine göre Allahû Tealâ, Hz. Âdem’e secde edilmesini niçin emretmiştir? Açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, evet Allah’tan başkasına secde edilmesini Allahû Tealâ yasaklıyor. Ama Âdem (A.S)'da Allah’ın ruhu var.

Nitekim Allahû Tealâ Bakara Suresinin 34. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:

2/BAKARA-34 Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).

Ve meleklere: “Âdem’e secde edin.” dediğimiz zaman İblis hariç, (onlar) hemen secde ettiler. (İblis) direndi ve kibirlendi. Ve kâfirlerden oldu.

“"Âdem’e secde edin." dediğimizde İblis secde etmedi. O kibirlendi ve kâfirlerden oldu." Âdem (A.S)’ı secdeye lâyık kılan, Allah’ın Zât'ından üfürülen ruhtur. “Ben ona ruhumdan üfürdüğüm zaman, ona secde edeceksiniz.” İşte HİCR 26'da Allahû Tealâ bizi bir fizik bedenle yaratıyor. Sırasıyla sayalım:

HİCR 26'da Allahû Tealâ bizi bir fizik bedenle yaratıyor.

15/HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

HİCR 27'de "Cinleri bundan önce dumansız ateşten yaratmıştık."

15/HİCR-27 Vel cânne halaknâhu min kablu min nâris semûm(semûmi).

Ve cânn; onu, daha önce semûm’un ateşinden yarattık.

HİCR 28'de Allah meleklere sesleniyor: "Ben bir beşer yaratacağım (Yani fizik bedeni yaratacağım.)"

15/HİCR-28 Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî hâlikun beşeren min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Rabbin meleklere şöyle demişti: “Ben mutlaka, "hamein mesnûn olan salsalin"den (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) bir beşer (insan) halkedeceğim.”

HİCR 29'da "Onu bir nefsle dizayn edeceğim."

Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî: Ona ruhumdan üfüreceğim.

Fe kaû lehu sâcidîn: O zaman ona secde edeceksin.

15/HİCR-29 Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn(sâcidîne).

Artık onu dizayn edip, içine ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secde ederek yere kapanın!

Yani Allahû Tealâ'nın Âdem (A.S)'ı, diğer varlıkların Âdem (A.S)'a secde etmesinin arkasında, kendisine üfürülen ruh vardır.

Ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn: Ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secde ederek yere kapanın. Yani Allah'ın ruhunu Âdem (A.S) taşıyor. Öyleyse Allah’tan başkasına secde edilmediğine göre Allahû Tealâ, Hz. Âdem’e secde edilmesini niçin emretmiştir? Allah'ın ruhunu taşıdığı için. Âdem (A.S)'a secde ettikleri zaman Âdem (A.S)'ın fizik bedenine değil, Âdem (A.S)'ın nefsine değil, Âdem (A.S)'ın Allah'ın Zât'ından üfürülen ruhuna secde etmiş olur ki; o ruh Allah'ın Ruhu'dur. Allah razı olsun.

Bu Âdem (A.S)’ın ruhu nasıl gerçekleşti? İşte Allahû Tealâ Âdem (A.S)’ı 3 vücutla yaratıyor ve “Secde edin!” buyuruyor. Bütün melekler secde ediyorlar, İblis secde etmiyor. Allah İblisi huzurundan kovuyor ve Âdem (A.S)’ı da cennetine koyuyor.

ORTAK AKIL

NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekinnet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

2/BAKARA-35 Ve kulnâ yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete ve kulâ minhâ ragaden haysu şi’tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).

Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin, cennette yerleşin. Oradan (oradaki yiyeceklerden) dilediğiniz yerden bol bol yeyin. Ve bu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz.”

BAKARA 36’da şeytan vesvese veriyor:

2/BAKARA-36 Fe ezellehumâş şeytânu anhâ fe ahrecehumâ mimmâ kânâ fîh(fîhi), ve kulnâhbitû ba’dukum li ba’din aduvv(aduvvun), ve lekum fîl ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn(hînin).

Fakat şeytan, ikisinin (ayağını) oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde oldukları şeyden (ni’metten) çıkardı. Ve: “Birbirinize düşman olarak (dünyaya) inin. Sizin için (belli) bir zamana kadar yeryüzünde oturma ve faydalanma (geçimini temin etme) vardır.” dedik.

37. âyette ise Âdem (A.S) da yeryüzüne indikten sonra Allah’tan tövbe kelimelerini aldı:

2/BAKARA-37 Fe telekkâ âdemu min rabbihî kelimâtin fe tâbe aleyh(aleyhi), innehu huvet tevvâbur rahîm(rahîmu).

Sonra Âdem, Rabbinden kelimeleri telakki etti (öğrendi) (ve Rabbine tövbe etti.). Bunun üzerine (Allah), onun tövbesini kabul buyurdu. Muhakkak ki O, Tevvab’tır (tövbeleri kabul edendir), rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).

Tâhâ Suresinin 120. âyet-i kerimesinde de bu olay anlatılıyor. Şimdi buradaki tövbe, Tâhâ 120 ile Bakara 36 birbirinin özdeşi.

20/TÂHÂ-120 Fe vesvese ileyhiş şeytânu kâle yâ âdemu hel edulluke alâ şeceratil huldi ve mulkin lâ yeblâ.

Böylece şeytan, ona vesvese verdi. Dedi ki: “Ey Âdem! Sana, ebedîlik ağacına ve sona ermeyecek bir saltanata, delâlet edeyim mi (ulaşmanı sağlayayım mı)?”

20/TÂHÂ-121 Fe ekelâ minhâ fe bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafıkâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneti ve asâ âdemu rabbehu fe gavâ.

Bunun üzerine ikisi de ondan (o ağaçtan) yediler. O zaman ikisinin de edep yerleri kendilerine açıldı. Cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar. Ve Âdem, Rabbine asi oldu, böylece azdı.

20/TÂHÂ-122 Summectebâhu rabbuhu fe tâbe aleyhi ve hedâ.

Sonra Rabbi, onu seçti. Böylece onun tövbesini kabul etti ve onu hidayete erdirdi.

Bakın nasıl Tâhâ 120 ile Bakara 36 arasında bir ilişki varsa; Bakara 37 ile Tâhâ 122 arasında da bir ilişki var.

Summectebâhu rabbuhu fe tâbe aleyhi: Sonra Rabbi, onu seçti. Böylece onun tövbesini kabul etti ve onu hidayete erdirdi. Hidayete erdiren olarak vazifeli kıldı. Şimdi muhtevaya baktığımız zaman ne görüyoruz? Hidayete erdiren olarak Âdem (A.S)’ı görüyoruz. Allah’ın ruhunu taşıyor, hidayete erdiren kişi olarak.

Sonra Tâhâ 123’te “hadi sen de” Allahû Tealâ katından Âdem (A.S)’ı vazifeli kılıyor ve yeryüzüne hidayetçi olarak gönderiyor. “Siz ve şeytan birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin. Benden size hidayetim gelecek.” Cennetteyken yasak ağaçtan yiyen Âdem (A.S) nefsine uyuyor ama yeryüzüne gönderildiği zaman apaçık olan şeytan bir kere daha devreye giriyor. “Siz ve şeytan, birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin. Benden size hidayetim gelecek.” (Tâhâ 123) “Kim hidayetime tâbî olursa o dalâlette kalmaz ve şâkîlerden de olmaz.” Allah razı olsun.

20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20266 dk okuma13