Muhterem Hocam, Allahû Tealâ’nın gönderdiği bütün peygamberlerin, başlangıçta Allah’tan rahmet ve mağfiret dilemesi ve hidayete ermesiyle insanları Allah’a davet ettiklerini söyley

Soru

Muhterem Hocam, Allahû Tealâ’nın gönderdiği bütün peygamberlerin, başlangıçta Allah’tan rahmet ve mağfiret dilemesi ve hidayete ermesiyle insanları Allah’a davet ettiklerini söyleyebilir miyiz? Bütün insanların Allah’tan rahmet ve mağfiret dilemedikçe peygamberlerin izinden gidemeyecekleri doğru mudur?

Cevap

Evet. Gerçekten de Kur’ân-ı Kerim’de yapmış olduğumuz araştırmalar bizi bu neticeye ulaştırıyor. Âdem (A.S)’dan başlayan, son nebî olan Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e gelene kadar Allahû Tealâ’nın Kur’ân-ı Kerim’de zikrettiği bütün nebî resûller, kavimlerini rahmete ve mağfirete davet etmişler.

Mağfiret, günahların sevaba çevrilmesi. Rahmet ise günahların örtülmesi. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Sahih-i Buhari Cilt-12, 1918.

"Allah’ın rahmeti olmaksızın hiç kimse cennete gidemez.”,

Sahâbe soruyor: “Sen de mi ey Allah'ın Resûl’ü?”,

“Evet, Ben de. Ama Rabbim beni rahmetinin içine gark etti."

Allah’ın rahmeti olmaksızın hiç kimse cennete gidemez. “Sen de mi ya Allah’ın Resûlü?” “Evet, ben de. Ama Rabbim beni rahmetin içine gark etti.” Öyleyse görüyoruz ki Allahû Tealâ’nın dizaynı gayet açıktır. Rahmet, günahların örtülmesidir. Mağfiret ise günahların sevaba çevrilmesidir. Rahmet, günahların örtülmesi mutlak surette Allah’a ulaşma dileğiyle mümkündür. Kişi Allah’a ulaşmayı dilemedikçe Allah onun günahlarını örtmüyor. Mürşidine, 12 tane ihsanla tâbî olmadıkça da günahlarını sevaba çevirmiyor. Öyleyse hidayete ermesiyle insanları Allah’a davet ettiklerini söyleyebilir miyiz? Evet.

Onlar, Allahû Tealâ’nın gönderdiği bütün peygamberlerin başlangıçta Allah’tan rahmet ve mağfiret dilemişler ve hidayete ermişlerdir. İnsanları da bu istikamette Allah’a davet etmişlerdir.

Bütün insanların Allah’tan rahmet ve mağfiret dilemedikçe peygamberlerin izinden gidemeyecekleri doğru mudur? Evet. Yani onlar da Allah’a ulaşmayı dilemedikçe, mürşidlerine tâbî olmadıkça asla hidayete eremezler.

Tüm peygamberlerin mürşidi Cebrâil (A.S)’dır. Yani Allah’a ulaşmayı dilemedikçe, Cebrâil (A.S)’a tâbî olmadıkça onlar da hidayete eremezler. Ama ondan sonra da bu olay, bu kanun bütün peygamberler için geçerlidir. İşte Âdem (A.S), işte Nuh (A.S), işte Hûd (A.S), işte Sâlih (A.S), işte İbrâhîm (A.S), Yusuf (A.S), Şuayb (A.S), Mûsâ (A.S), Dâvud (A.S), Îsâ (A.S) ve Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz.

BÜTÜN PEYGAMBERLER TÖVBEYE, RAHMET VE MAĞFİRETE (ŞEFAATE) DAVET ETMİŞLERDİR - 1

1. ADEM (A.S)

A’RÂF 23 İkisi şöyle dedi:

“Rabbimiz! Biz nefslerimize zulmettik. Eğer Sen bize mağfiret (tövbe) etmez ve bize rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”

BAKARA 37 Sonra Âdem, Rabbinden kelimeler telakki etti (öğrendi) ve Rabbine tövbe etti. Bunun üzerine (Allah), onun tövbesini kabul buyurdu. Muhakkak ki O, Tevvâb’tır, Rahîm’dir.

2. NUH (A.S)

HÛD 47 (Nuh a.s):

“Rabbim! Muhakkak ki ben, onun hakkında benim ilmim (bilgim) olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve Sen, beni mağfiret etmez ve bana rahmet etmezsen, ben hüsrana uğrayanlardan olurum.” dedi.

NUH 10 (Nuh a.s) dedi ki:

“Artık Rabbinizden mağfiret dileyiniz. Muhakkak ki O, Gaffâr’dır (mağfiret edendir).”

3. HÛD (A.S)

HÛD 52 “Ey kavmim! Rabbinizin mağfiretini isteyin. Sonra O’na tövbe edin (mürşidin önünde tövbe edip zikre başlayın). Üzerinize semadan bol yağmur (bol rahmet) göndersin.”

HÛD 50 Ve Âd kavmine, onların kardeşi Hûd (a.s) (şöyle) dedi:

“Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin, O’ndan başka ilâhınız yoktur. Siz ancak iftira edenlersiniz.”

4. SALİH (A.S)

NEML 46 (Salih a.s) dedi ki:

“Ey kavmim! Niçin hasenattan önce seyyiat için acele ediyorsunuz? Allah’tan mağfiret dileseniz olmaz mı? Böylece rahmete ulaşırsınız diye.”

HÛD 61 Ve Semûd kavmine, onların kardeşi Salih (a.s) (şöyle) dedi:

“Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Sizi arzdan yaratan ve orada sizi imar ettiren O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret isteyin. Sonra O’na tövbe edin (Allah’a yönelin). Benim Rabbim muhakkak ki yakındır, dualara icabet edendir.”

5. İBRÂHİM (A.S)

MERYEM 47 “Sana (senin üzerine) selâm olsun.” dedi.

“Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana (çok) lütufkârdır.”

MERYEM 50 Ve onlara rahmetimizden bahşettik (karşılıksız verdik). Ve onları (Hz. İbrahim ve oğullarını), (bütün) dillerde sadık ve âli (üstün, yüce) kıldık.

İBRÂHİM 41 “Rabbimiz! Hesap yapıldığı (görüldüğü) gün beni, annemi, babamı ve mü’minleri mağfiret et. (günahlarımızı affet.)”

6. YAKUB (A.S)

BAKARA 132 Ve İbrahim (a.s) onu (Allah’a teslim olmayı) kendi oğullarına vasiyet etti. Ve Yakub (a.s) da:

“Ey oğullarım! Muhakkak ki Allah, bu dini sizin için seçti. Artık siz, Allah’a teslim olmadan ölmeyin.” diye (vasiyet etti).

BAKARA 133 Yoksa siz Yakub (a.s), öleceği zaman (ona): “Şahit mi oldunuz?”

(O Yakub a.s), oğullarına:

“Benden (ben öldükten) sonra neye (kime) kul olacaksınız?” demişti.

(Onlar):

“Senin ilâhına ve senin ataların İbrahim (a.s) ve İshak (a.s)’ın ilâhı olan tek ilâha kul olacağız. Ve biz O’na teslim olanlarız.” dediler.

BÜTÜN PEYGAMBERLER TÖVBEYE, RAHMET VE MAĞFİRETE (ŞEFAATE) DAVET ETMİŞLERDİR – 2

7. YÛSUF (A.S)

YÛSUF 98 “Sizin için Rabbimden yakında mağfiret isteyeceğim. Muhakkak ki O, Gafûr’dur, Rahîm’dir.” dedi.

YÛSUF 92 “Bugün size kınama (suçlama) yoktur. Allah size mağfiret etsin. Ve O, Rahîm olanların en çok rahmet (merhamet) edenidir.” dedi.

8. ŞUAYB (A.S)

HÛD 90 Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin (dileyin). Sonra O’na tövbe edin. Muhakkak ki benim Rabbim, rahmet edendir (rahmet nuru gönderen), Vedûd’dur.

9. MÛSÂ (A.S)

A’RÂF 151 Rabbim! Beni ve kardeşimi mağfiret et ve bizi rahmetinin içine al. Ve Sen, rahmet edenlerin en çok rahmet edenisin.

A’RÂF 155 Ve Musa (A.S), ...Sen bizim dostumuzsun. Artık bizi mağfiret et ve bize rahmet (merhamet) et. Sen, mağfiret edenlerin en hayırlısısın.

A’RÂF 161 Ve onlara: “Bu şehirde yerleşin ve dilediğiniz yerden yiyin. Af dilediğinizi söyleyin ve kapıdan secde ederek girin.” denilmişti. Sizin hatalarınızı mağfiret edelim ve muhsinlere daha da artıralım.

10. DÂVUD (A.S)

SÂD 24 (Dâvud a.s): ...Ortaklardan çoğu birbirlerinin hakkına tecavüz ediyorlar. Âmenû olanlar ve amelüssalihat yapanlar hariç. Onlar ne kadar az! Ve Dâvud (a.s), onu imtihan ettiğimizi zannetti. Bunun üzerine Rabbinden mağfiret istedi, rükû ederek secdeye kapandı ve Rabbine yöneldi.

11. İSA (A.S)

MÂİDE 74 Hâlâ Allah’a tövbe edip O’ndan mağfiret dilemiyorlar mı? Ve Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

HADÎD 27 ...Ve Meryemoğlu İsa (A.S)’ı gönderdik ve O’na İncil’i verdik. Ve O’na tâbî olanların kalplerinde refet (şefkat) ve rahmet kıldık. Ve onlar, O’na ruhbanlık ihdas ettiler. Biz, Allah’ın rızasını ibtiga etmekten başkasını onlara farz kılmadık. Oysa O’na hakkıyla riayet etmediler.

12. HZ. MUHAMMED (S.A.V)

ÂL-İ İMRÂN 31 De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret etsin...

NİSÂ 64 ...sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı tövbeleri kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.

MUMTEHİNE 12 ...sana tâbî olmak için geldikleri zaman biâtlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.

Bunun gibi, birçok daha doğrusu 25 tane nebî resûl Kur’ân-ı Kerim’de geçmektedir. Onların hepsi kavimlerini kesinlikle rahmete ve mağfirete davet etmişler. Daveti kabul edenler rahmete mazhar olmuş, birinci kat cennetin sahibi olmuşlardır. mürşidlerine tâbî olanlar da mağfirete sahip olmuşlar. Günahları sevaba çevrilmiş.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20266 dk okuma0