Muhterem Hocam, Allahû Tealâ’nın indinde tövbe kavramının önemi nedir?

Soru

Muhterem Hocam, Allahû Tealâ’nın indinde tövbe kavramının önemi nedir?

Cevap

Muhterem misafirler, sevgili kardeşlerim; Allahû Tealâ “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” dediği zaman günah işlemeyen melekler, insanın günah işleyen nefsine işaret ederek “Kan dökecek, fesat çıkaracak birisi nasıl bizden önde olabilir?” deyince Allahû Tealâ, “Sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu. Ve yine bir başka Hadîs-i Şerif’te; günah işlemeseydiniz, günah işleyen ama tövbe istiğfarda bulunan bir toplum yaratılırdı, buyuruluyor.

Buradan anlaşılıyor ki başlangıç noktasında nefsimizin manevî kalbinde 19 tane hastalık var:

ORTAK AKIL

Başlangıçta NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

NEFS TEZKİYESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE (FAZİLET) DÖNER,

RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır. NEFS 19 FAZİLET ile AKLA Ulaşır.

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekînet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

Şeytanın da bu 19 afete %100 tesir etmesi sebebiyle insanoğlu günah işler; herkes günah işler. Günahın arkasından önemli olan nedir? Önemli olan, kişinin duyduğu pişmanlık hissinin kişiyi götüreceği yerdir. Elbette bu tövbedir, kişinin tövbe etmesidir. Sahâbe için Allah’ın söylediklerine bakın: “Eğer siz günah işlemeseydiniz, sizi değiştirir, yerinize günahlar işleyen ama Bize Rab olarak tövbe ve istiğfar konusunda müracaat eden insanlar getirirdik.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizî, Da’avât 105, (3533).

“Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allahû Tealâ sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı.”

Allahû Tealâ’dan tövbe istiğfarda bulunmak için günahınızın olması veya olmaması arasında fark yoktur. Her an Allah’tan, belki farkına bile varmadığınız yanlışlıklarınız için tövbe istiğfarda bulunmalısınız. Her an Allahû Tealâ’nın sizden istediği budur. Hadîs-i Şerif’te buyuruluyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.

“Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir.”

Yaratılışımıza baktığımız zaman başlangıç noktasında ahsen olan ruhumuzdur; Allah’ın bütün emirlerine itaat eder, yasak olan fiilleri işlemez. Ama şeytan nefsin afetlerine tesir ederse, o afetlere uyan, nefsine uyan kişi şeytanın emrini yerine getirecektir. Nefsin manevî kalbindeki 19 tane hastalık sebebiyle kişi şeytanın kölesi durumundadır. Ama Allahû Tealâ, nefsin ezeldeki yemini ile tezkiye ve tasfiye olmasını istiyor, Allah’a teslim olmasını istiyor. Fizik vücutta şeytanın kulu durumundayken, Allahû Tealâ şeytana kul olmaktan kurtulup Allah’a kul olmamızı buyuruyor. Bütün peygamberler, bütün resûller hep insanları rahmete ve mağfirete davet etmişler. Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinin 132. âyet-i kerimesinde:

3/ÂLİ İMRÂN-132: Ve atîûllâhe ver resûle leallekum turhamûn(turhamûne).

Ve Allah’a ve Resûl’e itaat edin, umulur ki böylece siz rahmet olunursunuz.

Kişinin Allah’ın rahmetine mazhar olması, Allah ve Resûl’üne itaatten geçer. Resûl’ün insanları Allah’a davet ettiğini görüyoruz.

ALLAH’A DAVET EDENLER

1. ENFÂL-24: …Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!

BAKARA-139: De ki: ‘Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.’

2. YÛSUF-108: De ki: ‘Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.’

3. YÛNUS-25: Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.

İSRÂ-53: Ve kullarıma de ki: ‘En güzeli söylesinler!’ Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.

4. NAHL-125: Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir.

5. HACC-67: …Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.

6. KASAS-87: Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!

7. FUSSİLET-33: Allah’a davet eden ve sâlih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

Bu daveti kabul edenler, Allah’ın rahmetine mazhar olanlardır. Peşinden mutlaka Allah onları mürşide ulaştıracaktır ve mürşidin önünde tövbe ile bu olay, yani mağfiret gerçekleşir. İşte bu sebeple her devirdeki devrin imamı, her devirdeki ardı arkası kesilmeyen kavim resûlleri ve velî mürşidler hep insanları Allah’a davet ederler ve tövbeye, yani rahmete ve mağfirete davet ederler.

BÜTÜN PEYGAMBERLER TÖVBEYE, RAHMET VE MAĞFİRETE (ŞEFAATE) DAVET ETMİŞLERDİR - 1

1. ÂDEM (A.S)

A’RÂF-23:

İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz! Biz nefslerimize zulmettik. Eğer Sen bize mağfiret (Tövbe) etmez ve bize rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”

BAKARA-37: Sonra Âdem, Rabbinden kelimeler telakki etti (öğrendi) ve Rabbine tövbe etti. Bunun üzerine (Allah), onun tövbesini kabul buyurdu. Muhakkak ki O, Tevvâb’tır, Rahîm’dir.

2. NUH (A.S)

HÛD-47:

Nuh (A.S): “Rabbim! Muhakkak ki ben, onun hakkında benim bir ilmim (bilgim) olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve Senin, beni mağfiret etmen ve Senin bana rahmet etmen olmazsa ben hüsrana uğrayanlardan olurum.” dedi.

NÛH-10: Nuh (A.S): Ve dedim ki:

“Artık Rabbinizden mağfiret dilediğinizi, söyleyin. Muhakkak ki O, Gaffâr’dır (mağfiret edendir).”

3. HÛD (A.S)

HÛD-52: “Ya kavmim! Rabbinizin mağfiretini isteyin. Sonra O’na tövbe edin (mürşidin önünde tövbe edip zikre başlayın). Üzerinize sema(dan) bol yağmur (bol rahmet) göndersin…”

HÛD-50: Ve Âd kavmine, onların kardeşi Hûd (A.S) (şöyle) dedi: “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin, O’ndan başka ilâhınız yoktur. Siz ancak iftira edenlersiniz (uyduranlarsınız).”

4. SALİH (A.S)

NEML-46: Salih (A.S) dedi ki: “Ey kavmim! Niçin hasenattan önce seyyiat için acele ediyorsunuz? Allah’tan mağfiret dileseniz olmaz mı? Böylece rahmet olunasınız, diye.”

HÛD-61: Ve Semûd kavmine, onların kardeşi Salih (A.S) (şöyle) dedi: “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Sizi arzdan yaratan ve orada size imar ettiren O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret isteyin. Sonra O’na tövbe edin (Allah’a yönelin). Benim Rabbim muhakkak ki yakındır, (dualara) icabet edendir.”

5. İBRÂHÎM (A.S)

MERYEM-47: “Sana (senin üzerine) selâm olsun.” dedi. “Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana (çok) lütufkârdır.”

MERYEM-50: Ve onlara rahmetimizden bahşettik (karşılıksız verdik). Ve onları (Hz. İbrâhîm ve oğullarını), (bütün) dillerde sadık ve âli (üstün, yüce) kıldık.

İBRÂHÎM-41: “Rabbimiz! Hesap yapıldığı (görüldüğü) gün beni, annemi, babamı ve mü’minleri mağfiret et. (Günahlarımızı affet.)”

6. YÂKUB (A.S)

BAKARA-132: Ve İbrâhîm (A.S) onu (Allah’a teslim olmayı) kendi oğullarına vasiyet etti. Ve Yâkub (A.S) da:

“Ey oğullarım! Muhakkak ki Allah, bu dini sizin için seçti. Artık siz, Allah’a teslim olmadan ölmeyin.” diye (vasiyet etti).

BAKARA-133: Yoksa siz Yâkub (A.S), öleceği zaman (ona): “Şahit mi oldunuz?”

(O, Yâkub (A.S)) oğullarına: “Benden (ben öldükten) sonra neye (kime) kul olacaksınız?” demişti.

(Onlar): “Senin ilâhına ve senin ataların İbrâhîm (A.S) ve İshak (A.S)’ın ilâhı olan tek ilâha kul olacağız. Ve biz O’na teslim olanlarız.” dediler.

Görüyorsunuz ki bütün peygamberler, temel olan rahmete ve mağfirete davet etmişlerdir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 20 Ekim 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20267 dk okuma0