Muhterem Hocam, âmenû olanlar kimlerdir?

Soru

Muhterem Hocam, âmenû olanlar kimlerdir?

Cevap

Âmenû kelimesinin lügat mânâsı inanmaktır. Bugün İslâm ülkelerinde Kur’ân âyetlerinde geçen âmenû olmak deyince Allah’a inanmak anlaşılıyor. Ama âmenû olmak için Allah’a inanmak yetmiyor. Bir insanın âmenû olabilmesi mutlaka dört şartın sağlanmasını gerektiriyor. Bir, Allah’a inanacak. İki, ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaşmasına inanacak. Üç, bunun farz kılındığına inanacak. Dört, Allahû Tealâ’nın bunu garanti etmiş olması sebebiyle kendisinin de mutlaka Allah’a ulaşacağına inanacak. Bu vasıflara sahip olan insan âmenû olmuştur.

Gerçekten hem Yûnus Suresinin 63. âyet-i kerimesinde hem de Hûd 29’a baktığımız zaman:

“Ben bu âmenû olanları yanımdan kovmam. Mutlaka onlar Rab’lerine mülâki olacaklardır.”

11/HÛD - 29

Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).

Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.

Yine Yûnus 63’te: “Ellezîne âmenû.” Onlar âmenû, takva sahibi olmuşlardır.

10/YÛNUS - 63

Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).

Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

Ama takva sahiplerinin de yine Bakara 223’e göre Allah’a ulaşmayı dileyenler olduğu görülüyor. O zaman ister âmenû olup takva sahibi olan Allah’a ulaşmayı dileyenler olsun, ister âmenû olup Allah’a mülâki olmayı dileyenler olsun, bizi aynı sonuca ulaştırıyor.

2/BAKARA-223 Nisâukum harsun lekum, fe’tû harsekum ennâ şi’tum ve kaddimû li enfusikum vettekûllâhe va’lemû ennekum mulâkûh(mulâkûhu), ve beşşiril mu’minîn(mu’minîne).

Kadınlarınız sizin için tarladır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle yaklaşın. Ve kendiniz için (derecelerinizi arttıracak ameller) takdim edin. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na mülâki olacağınızı (kavuşacağınızı) bilin. Ve mü’minleri müjdele.

Yani âmenû olan kişi inanç itibarıyla da mü’min olabilir. Ama dört şartı sağlayan âmenû olanlar, dünya hayatını yaşarken mutlaka ruhlarının Allah’a ulaşacağından emindirler. Allah’ın verdiği söz gereğince Allah sözünde hulf yoktur. Allah katında söz değiştirilmez.

İster Şûrâ 13 ister Ra’d 27’de olsun, “ve yehdî ileyhi men yunîb”, yönelenleri, ki yönelen de Rûm 31’e göre “munîbîne ileyhi” olanların da takva sahibi olduğu, Allah’a ulaşmayı dileyenleri ifade ettiğini görüyoruz. Aynı zamanda bunun şirkten kurtuluş olduğunu da biliyoruz.

42/ŞÛRÂ - 13

Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

30/RÛM - 31

Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 24 Ekim 2026Son güncelleme: 24 Ekim 20263 dk okuma2