Muhterem Hocam, âmenû olmadan kurtuluşun gerçekleşmeyeceği söylenebilir mi?

Soru

Muhterem Hocam, âmenû olmadan kurtuluşun gerçekleşmeyeceği söylenebilir mi?

Cevap

Evet. Kur’ân’ın özeti olan Asr Suresine baktığımız zaman bunu görüyoruz. Allahû Tealâ asra, zamana yemin ediyor. İnsanlar hüsrandadır. Ama hüsrandan kurtulanlar âmenû olanlardır.

103/ASR - 1

Vel asri.

Asra yemin olsun.

103/ASR - 2

İnnel insâne le fî husr(husrin).

Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.

103/ASR - 3

İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabrı.

Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah’a ruhu ulaşıp Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.

Yine Yûnus 63’ü ifade edebiliriz.

10/YÛNUS - 63

Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).

Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

Öyleyse Yûnus 7-8’de âyetlerden gâfil olanlar, Hucurât 14’te “Biz de âmenû olduk.” Bunlar için dilden âmenû olmak olabilir ama dilin söylediği kalpte olmaması hasebiyle onlar inanç itibarıyla mü’min olabilirler ama kalp şartları itibarıyla mü’min değiller.

10/YÛNUS - 7

İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10/YÛNUS - 8

Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

49/HUCURÂT - 14

Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: ""Teslim olduk."" deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûl'üne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.

İslâm’ın 7 safhasında da hep âmenû olanları görüyoruz. Sadece âmenû olanlar Allah’ın hedeflerine ulaşabilirler. Âmenû olmak Allah’a ulaşmayı dilemektir.

Allah’a ulaşmayı dilediğimiz 3. basamaktan, âmenû olmanın en sonu olan Bihakkın takvaya ulaştığımız 28. basamağın 6. mertebesine kadar takva olayına paralel bir şekilde âmenû olmak da devam eder.

Allah’ın hükmü açıktır. Bir insan âmenû olmadıkça, Allah’a ulaşmayı dilemedikçe cennete giremez.

Nitekim Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizi Huccetü’l İslâm İmam Gazali, İhya’u Ulumi’d-dîn, 3. cilt, s. 425

“Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı: Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan şeydir.

Allah’a yemin ederim ki îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe îmân etmiş olamazsınız.

Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayın…”

Öyleyse her hâlükârda âmenû olmanın gerçekten Allah’a ulaşmayı dileyenler olduğunu görüyoruz. Ve Allah’a ulaşmayı dilemeden, âmenû olmadan da hiç kimsenin cennete gidemeyeceğini âyetler bize açıkça ifade ediyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 24 Ekim 2026Son güncelleme: 24 Ekim 20263 dk okuma0