Muhterem Hocam, anlaşmazlıkların çözüme kavuşması için zikir ehli insanlara danışmanın önemi nedir?
Soru
Muhterem Hocam, anlaşmazlıkların çözüme kavuşması için zikir ehli insanlara danışmanın önemi nedir?
Cevap
%100 gerekli sevgili kardeşlerim. Anlaşmazlıklar söz konusuysa mutlaka ehl-i zikre müracaat etmemiz lâzım. Enfâl 46 ve Nisâ 59 bunu söylüyor. Enfâl Suresi 46. Âyet-i kerimede:
8/ENFÂL-46 Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe meas sâbirîn(sâbirîne).
Allah’a ve O’nun Resûl’üne itaat edin, niza etmeyin (anlaşmazlığa düşmeyin), yoksa zayıf düşersiniz ve kuvvetiniz (elinizden) gider. Sabredin. Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.
Nisâ Suresi 59. Âyet-i kerimede ise:
4/NİSÂ-59 Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle ve ulil emri minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ(te’vîlen).
Ey âmenû olanlar (îmân edenler)! Allah’a ve Resûl’e ve sizden olan idarecilere (emir verme yetkisinin sahiplerine) itaat edin. Bundan sonra eğer bir hususta ihtilâfa düşerseniz, o taktirde Allah’a ve ahiret gününe îmân ediyorsanız, onu Allah’a ve Resûl’üne götürün. Bu daha hayırlıdır ve tevîl (yorum) bakımından en güzelidir.
Allah’a arz etmenin yolu istihare namazı ve hacet namazından geçer. Mâide Sûresi’nin 90. Âyet-i kerîmesinde:
5/MÂİDE-90 Yâ eyyuhâllezîne âmenû innemâl hamru vel meysiru vel ensâbu vel ezlâmu ricsun min ameliş şeytâni fectenibûhu leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar! Ancak şarap, kumar, (tapınmak için konulan) dikili taşlar (putlar) ve fal okları, şeytanın işlerinden pis şeylerdir. Artık bunlardan kaçının. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Allah’a arz etmenin yolu istihare namazı, hacet namazından geçer. Mâide Sûresi’nin 90. âyet-i kerîmesinde içki, kumar, fal okları şeytanın pis işlerindendir. İnsanlar geleceği farklı yollarla başvurarak istikamet tayini yaparlardı. Bazı okların yasaklanmasından sonra Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz’e Cebrâil (A.S) iki çeşit namaz öğretti. Bunlardan bir tanesi istihare namazı, bir tanesi hacet namazı.
İstihare namazı bir bilinmeyenin Allah’tan sorulması ve öğrenmesiyle gerçekleşir. Hacet namazı bir dileği olan kişinin dileğinin hayata geçmesi istikametinde başvurulan bir vasıta.
İşte her hâlükârda, her ikisinde de nizaya düşen kişilerin mutlak surette Allah’tan emir alabilen, iradesini Allah’a teslim etmiş olan emri alabilen kişilere, adaleti gerçekleştirmek üzere, başvurulması lâzım.
10/YÛNUS-47 Ve li kulli ummetin resûlun, feizâ câe resûluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn(yuzlamûne).
Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.
21/ENBİYÂ-7 Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
57/HADÎD-25 Lekad erselnâ rusulenâ bil beyyinâti ve enzelnâ meahumul kitâbe vel mîzâne li yekûmen nâsu bil kıst(kıstı), ve enzelnel hadîde fîhi be’sun şedîdun ve menâfiu lin nâsi ve li ya’lemallâhu men yensuruhu ve rusulehu bil gayb(gaybi), innellâhe kavîyyun azîz(azîzun).
Andolsun ki resûllerimizi beyyinelerle (açık delillerle, ispat vasıtaları ile) gönderdik. Ve onlar ile beraber kitabı ve mizanı indirdik ki insanlar arasında adaletle hükmetsinler diye. Ve içinde kuvvetli sertlik bulunan demiri indirdik. Ve onda insanlar için pekçok menfaatler (faydalar) vardır. Ve (bu), gaybda (görmeden) kendisine ve resûllerine yardım edecek olan kimseleri, Allah’ın bilmesi (belli etmesi) içindir. Muhakkak ki Allah; Kavî’dir (güçlüdür, kuvvetlidir), Azîz’dir.
Allahû Tealâ diyor ki eğer bir nizaya düşmüşseniz Allah’a ve O’nun resûlüne sunun. Resûl Allah’ın yeryüzündeki vekilidir. Yeryüzündeki vekili Allahû Tealâ resûllerin gelmesiyle beraber adaletin tesis edeceğini, kavga varsa, kargaşa varsa, kaos varsa bunun biteceğini söylüyor.
Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tabarani ve Ebu Nuaymdan, el-Muttaki vr.84b; İbn Asakirden, Suyuti C,II s, 67.
“Dünya hercümerc içinde kaldığında, fitneler zuhur edip yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğüne merhamet etmeyip, büyüğe vakarlı davranmadığında, Allahû Tealâ onlardan adavetin kökünü kazıyarak, dalâlet kalesini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda dini ayakta tutacak, önceden zulümde olan dünyayı adaletle dolduracak olan birini (MEHDİ’yi) gönderecektir.”
Görüyorsunuz ki zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurmak en üst seviyede Mehdi (A.S) içindir.
Eğer bu söylediklerimizi hepiniz mutlaka kılavuz edinirseniz o zaman bu toplum birbirini seven, etrafındaki her insan için fedakârlık yapan insanlardan oluşur.
Allah Resûlü buyuruyor ki, dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak, ehl-i beytten birini Mehdi (A.S) mutlaka gönderecektir.