Muhterem Hocam, ateist olan bir kişiye nasıl tebliğ yapabiliriz?

Soru

Muhterem Hocam, ateist olan bir kişiye nasıl tebliğ yapabiliriz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, ateist ile ateist olmayan arasında bir fark yok. Ateiste de diyeceksin ki Allahû Tealâ seni bir nefsle, bir fizik bedenle, bir ruhla, serbest irade ve aklın sahibi olarak yarattı. Ateist olmayan da... Ateistle ateist olmayan arasında tek fark, ateist olmayan kişi mesela Allah’a inanıyor ama Allah’a inanmasına rağmen Allah’la bir ilişki içinde değil. Muhtemeldir ki Hz. Ömer’in ifadesi:

Hz. Ömer (R.A.)

"Beni en çok şaşırtan şey, Bir kimsenin Allah’ı bilip O’na isyan etmesi. Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi. Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir."

“Şaşarım bu insana ki Allah’ı biliyor ama isyan ediyor.” Bu Allah’ı bilip isyan eden kişi kimdir? Ateist de Allah’a isyan ediyor, ateist olmayan, Allah’ı bilen de Allah’a isyan ediyor. Ateist Allah’a da inanmıyor, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına inanıyor mu? İnanmıyor. Farz olduğuna da inanmıyor ve dilemiyor. Onun durumu bu. Ama ateist olmayan da Allah’a inanıyor, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasının farz olduğuna inanıyor ama Allah’a ulaşmayı dilemiyor. İkisinin arasında bir fark yok. Sonuç aynı. İkisinin gideceği yer cehennem.

O zaman o kişiye Allah’ın varlığından bahsetmemiz lazım. İşte bir ateist Şems’e geliyor, diyor ki: “Yahu siz Allah’tan bahsediyorsunuz, görmediğiniz Allah’ı anlatıyorsunuz. Eğer Allah varsa bana göster.” diyor. “Siz Müslümanlar Allah vardır dersiniz ama göstermezsiniz. Varsa gösterin, görelim, inanalım. Siz şeytanın ateşten yaratıldığını söylüyorsunuz. Sonra da onun ahirette cehenneme atılıp ateşle azap edeceğine inanıyorsunuz. Hiç ateş ateşe azap eder mi? Üçüncü sual: Siz herkes dünyada yaptıklarının cezasını ahirette çekecek, orada mahkeme kurulacak, hesap sorulacak diyorsunuz. Bırakın insanları nasıl isterlerse öyle yaşasınlar, ne istiyorlarsa yapsınlar. Ayrıca mahkemeye ne gerek var?”

İşte Şems-i Tebrizî elindeki kerpici adamın başına vuruyor. Bu ateist: “Vah başım!” diyerek doğru posta kadının yanında yerini alıyor ve bu diyor ki: “Kerpiçle benim kafama vurdu. Benim kafam acıyor, şikâyete geldim.” Adam acı içinde kıvranıyor. “Senden şikâyetçidir, işin aslı nedir?” diyor kadı Şems’e.

Şems-i Tebrizî de anlatıyor: “Ben,” diyor, “suallerin cevabını verdim. Birinci cevap: Bu adam bana ‘Allah varsa göster, göreyim ki inanayım.’ dedi. Ben de buna olan herşey baş gözüyle gözükmez. İşte misali dedim, başına darbe vurup acıttım. Şimdi bana bu felsefeci başındaki acıyı göstersin, göreyim.” Filozof şaşırarak, yani ateist: “Başımda acı var ama gösteremem.” dedi. Şems-i Tebrizî: “İşte bu acı gibi Allahû Tealâ da vardır fakat baş gözüyle görülmez, ancak akılla bilinir, kalple tanınır.”

“İkinci cevap: Bu adam, ‘Sizler şeytan ateşten yaratıldı, ahirette ateşe atılacak, ateşle azap görecek diyorsunuz. Ateş ateşe ne zarar verir?’ Ben de topraktan yaratılan bu insana topraktan yapılmış bir kerpiçle vurdum. Bak, toprak nasıl acı veriyor. Biraz daha hızlı vursaydım öldürürdü. Demek ki ateş ateşe azap eder.”

“Ve üçüncü sual: Bu adam bana ‘Bırakın insanları, dünyada herkes istediği gibi yaşasın. Niçin ahirette mahkeme, hesap ve ceza var?’ Ben de onun başına vurmak istedim ve vurdum. Onun için hemen mahkemeye koştu. Ben ona şunu demek istedim: Bu dünyada herkes istediğini yaparsa âlemi zulüm kaplar. Kendisine zulüm yapılan birçok insan var ki zayıftır ve zalimden hakkını alamaz. Herkes mahkeme bulamaz. İşte Allah ahirette mahkeme kurup herkese yaptığı hesabını soracak, zalimden mazlumun hakkını alacak, gereken cezayı verecek. Adalet yerini bulacak.” dedim.

Ateist bu cevaplar karşısında hayret etti, mahcup oldu, söz söyleyemez hâle düştü ve: “Ben sorduğum soruların cevaplarını şimdi aldım, anladım.” dedi. O zaman ateiste de aynı bu misali vermek isteyebilirsiniz. İnşaallah verebilirsin.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 12 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma6