Muhterem Hocam, “Âyetlerde resûl kelimesini mürşid olarak çevirmek doğru değil. Kur’ân’da resûl her zaman peygamberdir. Hiçbir tefsirde bu hayat, bu âyet mürşidi anlatıyor diye bir yorum yok” diyen izleyicimize ne buyurursunuz?
Soru
Muhterem Hocam, “Âyetlerde resûl kelimesini mürşid olarak çevirmek doğru değil. Kur’ân’da resûl her zaman peygamberdir. Hiçbir tefsirde bu hayat, bu âyet mürşidi anlatıyor diye bir yorum yok” diyen izleyicimize ne buyurursunuz?
Cevap
Tamam. Şimdi beraberce bakalım.
Allahû Tealâ Kur’ân âyetlerinde mürşidin 19 ayrı ismini kullanıyor.
KUR'ÂN-I KERİM'DE GEÇEN MÜRŞİDLERİN 19 AYRI İSMİ 1. NEBÎ BAKARA-213, ÂLİ İMRÂN-81, AHZÂB-7, BAKARA-121, BAKARA-136 2. İMAM ENBİYÂ-73, İSRÂ-71, SECDE-24 3. HALİFE BAKARA-30, EN’ÂM-165, NÛR-55 4. VELÎ RESÛL ÂLİ İMRÂN-81, BAKARA-101, BAKARA-252 5. MÜJDELEYİCİ VE NEZİR HÛD-2, HÛD-25, FURKÂN-51, BAKARA-119, BAKARA-213, NİSÂ-165, KEHF-56, FURKÂN-56, İSRÂ-105, FUSSİLET-4 6. HİDAYETÇİ A’RÂF-186, HACC-8, MUMİN-33, TÂHÂ-123, BAKARA-38 7. EHLİ ZİKİR NAHL-43, ENBİYÂ-7 8. MUNADİ MEHDİ ÂLİ İMRÂN-193, KAF-41, A’RÂF-44, RA’D-33, YÂSÎN-21, ZUMER-36 9. SADIK BAKARA-177, ÂLİ İMRÂN-17, TEVBE-119 10. SALİH ÂLİ İMRÂN-114, İSRÂ-25, CİNN-11 11. SULTAN RAHMÂN-33 12. HİKMET SAHİBİ ÂLİM BAKARA-269, ZUMER-9, ÂLİ İMRÂN-18 13. EHLİ BEYT AHZÂB 33 14. VELİYYEN MURŞİDÂ KEHF-17 15. VELİYYİN VE LÂ ŞEFÎİ SECDE-4 16. VELİYYUN HAMÎM FUSSİLET-34 17. VELİYYİN VE LÂ NASÎR ŞÛRÂ-8, BAKARA-107, BAKARA-120, TEVBE-74 18. VELİYYİN VE LÂ VÂK RA’D-37 19. VELİYYUL MU'MİNİN VELÎYYUL HAMÎD ÂLİ İMRÂN-68, ÂLİ İMRÂN-122, ŞÛRÂ-28
Nebî: Allah’ın peygamberi. Allah’ın kendisine şeriat kitabı verdiği nebî, mürşid mi değil mi? Mürşid. İmam: Allah’ın huzur namazı imamı olarak tayin ettiği kişi, mürşid mi değil mi? Mürşid (Burada da zaten biz âyetleri de gösteriyoruz). Halife: "Ben yeryüzüne bir halife kılacağım." Mürşid mi değil mi? Velî resûl: Âli İmrân 81. Bir velî resûldür. Ve bizzat bu velî resûl, bize resûlün (velî resûllerin) mürşid olacağını her kavimde; bizzat onun açıklaması, ifadesidir bu. Âli İmrân 81’de. Neden? Çünkü Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) son nebî. Bir daha nebî gelmeyecek.
33/AHZÂB-40 Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen). Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
“Resûlullah (S.A.V) Efendimiz içinizden hiçbir erkeğin babası değildir. O Allah’ın Resûl’üdür ve (nedir?) Nebîlerin Hatemi’dir.
Ama Nebîlerin Hatemi olan Resûlullah (S.A.V)’den sonra nebî gelmeyeceğine göre, Âli İmrân 81’e baktığımız zaman:
3/ÂLİ İMRÂN-81 Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tansurunnehu, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne). Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Tealâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
Ulûl'azm nebîlerinden misak aldık. Size kitap, hikmet verdik. Sizden sonra bir Resûl’ümüz gelecek. Ulûl'azm nebîleri arasında Peygamber Efendimiz (S.A.V) var mı? Var tabiî. Ahzâb 7'ye göre var:
33/AHZÂB-7 Ve iz ehaznâ minen nebîyyîne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsâbni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan). O zaman ki; Biz, nebîlerden onların misaklerini almıştık. Ve senden ve Hz. Nuh’tan ve Hz. İbrâhîm’den ve Hz. Musa’dan ve Meryemoğlu Hz. İsa’dan ve onlardan ağır bir misak aldık.
O zaman, “Sizden sonra resûl gelecek.” dediği zaman, bu gelen resûl, nebî resûl olmadığına göre nedir? Velî resûl’dür.
Nitekim hem Kur’ân âyetinin (birçok âyetinde)… Örneğin bu zat-ı muhteremler Kur’ân’ın bütününe sahip olmadıkları için hep bu şekildeki anlayışların sahibi.
Allahû Tealâ Yâsîn Suresinin 13, 14, 15, 16, 17. âyetlerine baktığımız zaman:
36/YÂSÎN-13 Vadrıb lehum meselen ashâbel karyeh(karyeti), iz câe hel murselûn(murselûne). Ve onlara, o şehrin halkını misal ver. Onlara resûller gelmişti.
36/YÂSÎN-14 İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebûhumâ fe azzeznâ bi sâlisin fe kâlû innâ ileykum murselûn(murselûne). Onlara iki (resûl) göndermiştik. Fakat ikisini de tekzip ettiler (yalanladılar). Bunun üzerine (onları) üçüncü (resûl) ile azîz kıldık (destekledik). O zaman onlar: "Muhakkak ki biz, size gönderilmiş resûlleriz." dediler.
36/YÂSÎN-15 Kâlû mâ entum illâ beşerun mislunâ ve mâ enzeler rahmânu min şey’in in entum illâ tekzibûn(tekzibûne). Dediler ki: "Siz, bizim gibi beşerden başka bir şey değilsiniz. Ve Rahmân bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
36/YÂSÎN-16 Kalû rabbunâ ya’lemu innâ ileykum le murselûn(murselûne). (Resûller) dediler ki: "Bizim, gerçekten size gönderilmiş resûller olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
36/YÂSÎN-17 Ve mâ aleynâ illel belâgul mubîn(mubînu). Ve bizim üzerimizde açıkça tebliğden (bildirmekten) başka bir şey (sorumluluk) yoktur.
Aynı kasabaya birden fazla resûl gönderiyor (ardı arkası). “İki resûlü gönderdik. Onları yalanladılar. Üçüncüsüyle takviye ettik. O resûller, “Biz, size Allah’ın gönderilen resûlleriyiz.” Hayır, diyor, “Siz, bizim gibi insandan başka değilsiniz." Kaldı ki Allah da size hiçbir şey indirmemiştir. İnanmıyoruz.”
Bunlar inkârcılar. Bunlar Mulk Suresinin 8, 9, 10. âyet-i kerimesinde:
67/MULK-8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun). (Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
67/MULK-9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin). Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
67/MULK-10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri). Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.
Cehenneme girdikleri zaman cehennem bekçileri “Size resûl (nezir) gelmedi mi? Geldi” diyorlar. İtiraf ediyorlar. Amel defterlerine artık kaydedilmiş vaziyette. “Ama onları işitseydik ve akletseydik bugün cehennemde olmazdık.” Demek ki gelmiş, resûl tebliğini yapmış, uyarısını yapmış ama kişi dikkate almamış. Dünyanın peşinden gitmiş. Dikkate almayınca o zaman cehennemi hak etmiş.
Şimdi bunlar velî resûl mü, değil mi? Aynı zaman dilimi içerisinde birden fazla nebî resûl olmayacağına göre, bunların hepsi birer velî resûl. Yetmez, Âli İmrân Suresinin 179. âyet-i kerimesinde ne diyor?
3/ÂLİ İMRÂN-179 Mâ kânallâhu li yezerel mu’minîne alâ mâ entum aleyhi hattâ yemîzel habîse minet tayyib(tayyibi), ve mâ kânallâhu li yutliakum alâl gaybi ve lâkinnallâhe yectebî min rusulihî men yeşâu fe âminû billâhi ve rusulihî, ve in tu’minû ve tettekû fe lekum ecrun azîm(azîmun). Allah, habis olanı (kötüyü), temiz olandan (mü'min olanı, mü'min gözükenden) ayırıncaya kadar mü'minleri, sizin bulunduğunuz hâl üzere (mü'min olanla mü'min gözükenin bir arada olduğu bir durumda) terk edecek değildir. Ve Allah sizi gayba muttali edecek (gaybı bildirecek) değildir. Ve lâkin Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer (gaybı o resûlüne bildirir). O halde, Allah'a ve O'nun resûllerine îmân edin. Ve eğer âmenû olur ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin için "Büyük Ecir" vardır.
"Biz, velî resûller arasından seçtiğimiz bir kişi var. Ona gaybı bildiririz." Yani ne demektir? O dönemde yaşayan ne kadar kavim varsa, hepsinin içinde bir velî resûl var ve onlardan bir tanesini vekâleten devrin imamı olarak tayin ediyor.
O zaman burada da velî resûller var. Peygamberler var mı? Aynı zaman dilimi içinde. Mümkün değil. Yani âyetler bütünüyle bizim söylediklerimizi tarif ediyor. Yetmez. Âyetlerle nebî resûllerin 10 tane özelliği ile velî resûllerin 10 tane özelliğini mukayese ediyoruz. Bakın! Aradaki farklara bakalım. O âyetlerle söylüyoruz. Yani bu zavallı muhterem kardeşlerimiz bu âyetlere baksınlar.
NEBÎ (PEYGAMBER) RESÛLLER, ŞERİAT KİTABI VERİLENLER 1. Nebî kelimesi sadece Peygamberler için kullanılır. ÂLİ İMRÂN-81 2. Sadece insanlardan seçilirler. BAKARA-213 3. Aynı soydan gelirler. MERYEM-58 4. Aynı anda 2 nebî olmamıştır. FURKÂN-35 5. Aralarında fetret devri vardır. MÂİDE-19 6. Şeriat kitabı sahibidirler. ÂLİ İMRÂN-81 7. Nebî Resûllerin 5 görevi vardır. BAKARA-151 8. Nebî Resûl Asaleten hepsi devrin imamıdır. ENBİYÂ-73 9. Asaleten şefaat yetkisine sahiptir. MERYEM-87 10. Peygamber Efendimiz son Nebîdir. AHZÂB-40, BAKARA-213
VELÎ RESÛLLER, PEYGAMBERLERİN ŞERİAT KİTABI İLE AMEL EDENLER 1. Resûl, Peygamberler dışındaki kişiler için de kullanılmıştır. YÛSUF-50, NEML-35 2. İnsanlardan, Meleklerden ve Cinlerden olabilirler. HACC-75, EN’ÂM-130 3. Farklı soydan gelirler. ÂLİ İMRÂN-179, İBRÂHÎM–4 4. Aynı anda bütün kavimlerde velî resûller vardır. NAHL-36, İBRÂHÎM-4, MU’MİNÛN-44, YÂSÎN -13-14-16-20 5. Fetret devri yoktur art arda gelir. MU’MİNÛN-44 6. Nebîlere verilen şeriat kitaplarıyla hükmederler. ÂLİ İMRÂN-81 7. Velî resûllerin 4 görevi vardır. ÂLİ İMRÂN-164, CUMA-2 8. Velî resûllerin içlerinden biri Vekâleten Devrin imamı olarak seçilir. SECDE-24 9. Vekâleten şefaat yetkisi vardır. ENBİYÂ-28 10. Kıyâmete kadar devamlı resûller gelecektir. ÂLİ İMRÂN-81
Nebî kelimesi Kur’ân-ı Kerim’de sadece peygamberler için kullanılır. Nerede bir nebî varsa, o peygamberdir. Ama resûl kelimesi peygamberin dışında cinler için de kullanılmış, insanlar için de kullanılmış. Hatta insanların vazifeli kıldığı kişilere de resûl demişler.
KUR’ÂN’DAKİ RESÛLLER (ELÇİLER) A. MELEK RESÛLLER 1. Allah’ın Hidayet Görevi Vermediği Melek Resûller 1a. Kiramen Kâtibin Melekleri: Zuhrûf-80 1b. Ölüm Melekleri: En‘âm-61 2. Allah’ın Hidayet Görevi Verdiği Melek Resûller 2a. Cebrail (A.S): Tâhâ-96, Şûrâ-51, Hacc-75 B. Allah’ın Görevli Kıldığı CİN RESÛLLER: En‘âm-130 C. İNSAN RESÛLLER 1. Allah’ın Hidayetle Görevli Kıldığı Kavim Resûlleri (Velî Resûller) 1a. Velî resûller her kavme kendi lisanları ile art arda gelmişlerdir: Cuma-2, Zumer-71, Yâsîn-14, A‘râf-35, Tâhâ-134, Mumin-78, Bakara- 87, Nahl-36, İbrâhîm-4, Fâtır-24, Mu’minûn-44 1b. Devrin İmamı Velî Resûller: Secde-24, Âlî İmrân-179 2. Allah’ın Hidayetle Görevli Kıldığı Nebî Resûller (Peygamberler) 2a. Peygamber Efendimiz (S.A.V) son nebîdir (peygamberdir): Ahzâb-7, Ahzâb-40, Âli İmrân-81, Enbiyâ-73 2b. Devrin İmamı Nebî Resûller: Âli İmrân-164, Enbiyâ-73 3. İnsanların Görevlendirdiği Resûller 3a. Kralın Elçisi: Yûsuf-50 3b. Sebe Melikesi Belkıs’ın Elçisi: Neml-35
Yani Firavun’un zindanında yatan kişi, içki satan kişi ne diyor? “Biz, resûlümüzü ona gönderdik.” Buradaki mânâsı ne? Elçilik, görevli bir elçilik; yani haberi bir yerden bir yere ulaştıran kişi.
Ama nebî kelimesi başka; peygamberin dışında kullandığı bir canlı, başka bir mahlûk yok.
Devam ediyoruz. Sadece insanlardan seçilir nebî resûller. Ama velî resûller insanlardan, cinlerden seçilebiliyor ve meleklerden de seçilebiliyor.
Gelelim nebî resûller aynı soydan, İbrâhîmi soydan geliyorlar. Velî resûller her kavmin içerisinde var.
Aynı anda iki nebî resûl olmamıştır (Furkân 35). Genellikle Hz. Musa (A.S), Hz. Harun (A.S)'ı zikrediyorlar. Furkân 35’te Allahû Tealâ neyi gösteriyor? Normal standartlarda Hz. Harun (A.S)'ın, Hz. Musa (A.S)'ın veziri olduğu, yardımcısı olduğunu ifade ediyor Rabbimiz.
25/FURKÂN-35 Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve cealnâ meahû ehâhu hârûne vezîrâ(vezîren). Ve andolsun ki Musa (A.S)’a Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ve onunla beraber kardeşi Harun’u, (ona) vezir (yardımcı) kıldık.
“Biz onu kendisine yardımcı kıldık.”
Devam ediyoruz. Aralarında fetret dönemi var nebî resûller de (Mâide 19). Ama öyle resûller arasında fetret dönemi yok. Mu’minûn 44'te, ardı arkası kesilmeksizin Allah vazifeli tayin ediyor
23/MUMİNÛN-44 Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne). Sonra Biz, resûllerimizi art arda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.
Nebî resûller şeriat kitabının sahibidirler. Velî resûller, nebî resûllere verilen şeriat kitabıyla amel ediyorlar.
Efendimiz’den biliyoruz. Ne diyor Âli İmrân 81’de? "Senden önceki Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e, Hz. İsa (A.S)'a, Hz. Musa (A.S)'a, Hz. İbrâhîm (A.S)'a, Hz. Nuh (A.S)'a gönderilen şeriatı sen tasdik ediyorsun." Yani onların kitaplarıyla amel ediyorsun.
3/ÂLİ İMRÂN-81 Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tansurunnehu, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne). Ve Allah, nebîlerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Tealâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
Nebî resûllerin 5 görevine karşılık, velî resûller 4 görevin sahibi.
Nebî resûller asaleten devrin imamları; velî resûller vekâleten.
Asaleten şefaat yetkisine sahip; velî resûller vekâleten ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) son nebî. Kıyâmete kadar bir daha nebî gelmeyecek.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, bunları da âyetlerle söylüyoruz. Sen bütün bu açıklamaya rağmen hâlâ bunu diyorsan, o da senin bileceğin bir iş. Allah razı olsun.