Muhterem Hocam, bana karşı bir arkadaşım hata yapmıştı. Ben de ona karşı negatif duygular besledim. O haftayı huzursuz ve mutsuz geçirdim. Sizden affetmekle ilgili anlattıklarını d
Soru
Muhterem Hocam, bana karşı bir arkadaşım hata yapmıştı. Ben de ona karşı negatif duygular besledim. O haftayı huzursuz ve mutsuz geçirdim. Sizden affetmekle ilgili anlattıklarını dinledikten sonra affetmeye karar verdim ve daha o anda bir rahatlama hissettim. Arkadaşımla görüşünce de ona güzel davrandım ve şimdi kendimi mutlu, huzurlu hissediyorum. Bunu nasıl başardığımı anlayamadım ama çok güzel bir duygu. Henüz tâbî değilim. Ama Allah'ın yardımı bana da geliyor mudur?
Cevap
Muhterem hocam, bana karşı bir arkadaşım hata yapmıştı. Ben de ona karşı negatif duygular besledim. O haftayı huzursuz ve mutsuz geçirdim. Sizden affetmekle ilgili anlattıklarını dinledikten sonra affetmeye karar verdim ve daha o anda bir rahatlama hissettim. Arkadaşımla görüşünce de ona güzel davrandım ve şimdi kendimi mutlu, huzurlu hissediyorum. Bunu nasıl başardığımı anlayamadım ama çok güzel bir duygu. Henüz tâbî değilim. Ama Allah'ın yardımı bana da geliyor mudur?
Evet sevgili kardeşlerim Allah'ın kanunları herkes için geçerli. Muhterem Efendimiz şöyle buyuruyor: Daimî zikre ulaşmak kolay değil, evvel Allah'a ulaşmayı dileyip müşe tâbiiyet ve zikir zikir zikir ve daimî zikir dik yokuş ulaşmak kolay değil. Ama daimî zikre ulaşmadan da o standarda gelmeden de affedilebilir mi? Evet aklı devreye koymak suretiyle, iradeyi devreye koymak suretiyle, gayretle o daimî zikirdeki davranışı biz sergilediğimiz an, Allahû Tealâ bunu da bize nasip ediyor. Yani biz de Allah'tan yardım isteyebiliyoruz. Fakat her konuda aslında böyle olması lazım. İnsanlar 'ben haklıyım' diye kısas tatbik edebilirler. Kısasın ötesi zaten zulümdür. Ama kabul edelim ki Allah'a îmân eden birini yaşamak isteyen hiç kimse zulmetmek istemez. Kısası tatbik eder ama o kişi kısası tatbik eden insan henüz nefs tezkiyesi yapmamıştır.
Allah'ın bizden beklediği şey af ve kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek. İşte Allahû Tealâ resûlüne bunu bildiriyor. Hep hepimizin hedefi Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmak, Kur’ân ahlakıyla ahlaklanmak, Resûlullah'ın sünnetini yaşamak. 'Resûlullah'ın sünneti nedir?' derseniz, A'râf Suresi'nin 199 âyet-i kerimesinde Allah emrediyor Peygamber Efendimiz'e "Sen afet ve cahillerden yüz çevir."
7/7/ARÂF-199 Huzil afve ve’mur bil urfi ve a’rıd anil câhilîn(câhilîne).
Affı ahzet (affı kendine usül edin) ve irfanla emret ve cahillerden yüz çevir.
Öyleyse görüyorsunuz ki, kısas başvurulması gereken bir hal değil. Allahû Tealâ ona öyle bir hak tanıyor ama affederseniz bu sizin için daha hayırlıdır. İşte Şûrâ Suresinin 43 âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bunu açıklıyor.
26/ŞUARÂ-43 Kâle lehum mûsâ elkû mâ entum mulkûn(mulkûne).
(Musa (A.S) onlara): “Atacağınız şeyi atın.” dedi.
"Elbette kim sabreder ve bağışlarsa gerçekten bu en büyük işlerdendir". Öyleyse affedip bağışlamak daima mutlu olmak isteyen herkesin yerine getirmesi gereken Allah'ın bir emridir. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor: "Af barışın zekâtıdır." Demek ki, biz barış içerisinde bir hayat yaşamak istiyorsak, etrafımızdaki insanların bize karşı yanlış davranışları zulümlerini affeden olmak lazım. Herşeyin bir zekâtı var. Mesela oruç bedenin zekâtıdır diyor Peygamber Efendimiz ve daha niceleri... İlmin zekâtı öğretmektir. Paranın zekâtı zaten belli. Ama affetmek de barışın zekâtıdır. Barış içerisinde mutlu huzurlu bir hayatı yaşamak istiyorsak, affedenlerden olmamız lazım.