Muhterem Hocam, bazı hocaları dinliyorsun, diğer hocaların söyledikleriyle zıt bir noktaya geliyor. Bütün yollar aynı yere gidiyorsa bu bilgilerin de bizi bir hedefe ulaştırması lâ
Soru
Muhterem Hocam, bazı hocaları dinliyorsun, diğer hocaların söyledikleriyle zıt bir noktaya geliyor. Bütün yollar aynı yere gidiyorsa bu bilgilerin de bizi bir hedefe ulaştırması lâzım. Allah’ın ilmi neden farklı şekillerde anlatılmaktadır?
Cevap
Şimdi eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa, o zaman Yûnus 7-8’e göre o âyetlerden gâfildir. Ama âyetlerden gâfil olan insanlar, insanlara din anlatıyorlar.
10/YÛNUS - 7
İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
İşte Câsiye Suresinin 23. âyet-i kerimesinde: “Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Allah onu ilim, onun faydasız ilmi üzere dalâlette bıraktı. İşitme hassasını ve kalbini mühürledi. Basar hassasının üzerine gışavet adı verilen perde yerleştirdi.”
45/CÂSİYE - 23
E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveten, fe men yehdîhi min ba’dillâhi, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
Burada görüyoruz ki gerçekten faydasız ilmin sahibi insanlar var. Bir de Allah’ın emrettiği şekilde tebliğ yapanlar var.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde diyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Deylemî, El-Firdevsü bi Me’sûru’l-Hitâb, c. 6, s. 56/7449 (Beyrut);
Ramûze’l-Ehadîs, c. 2, s. 463/3.;I. Gazâlî, İhyâu Ulûmiddîn,I cilt, sh. 154.
“Her âlimle değil, sizi beş şeyden sakındırıp, beş şeye çağıran âlimle oturunuz.
-Riyadan ihlâsa,
-Kibirden tevazuya,
-Düşmanlıktan nasihate,
-Şüpheden yakîne,
-Dünyaya rağbetten zühde.
Evet, riyadan ihlâsa, kibirden tevazuya, düşmanlıktan nasihate, şüpheden yakîne ve dünyaya rağbetten zühde çağıranlarla beraber olun.
Öte yandan Zumer 9’da: “Hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn.” Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
39/ZUMER - 9
Em men huve kânitun ânâel leyli sâciden ve kâimen yahzerul âhırete ve yercû rahmete rabbih(rabbihî), kul hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb(elbâbi).
Gece boyunca secde ederek ve kıyamda (ayakta) durarak kanitin olan, ahiretten çekinen (korkan) ve Rabbinin rahmetini dileyen mi? De ki: "(Hiç) bilenle bilmeyen bir olur mu? Ancak ulûl’elbab (daimî zikir sahipleri) tezekkür eder."
Birisi Allah’ın kendisine öğrettiği ilmi insanlara anlatıyor Kur’ân’dan. Öbürü ise insanların yazdığı kitaplardan öğrendiklerini, emaniyye bilgileri insanlara anlatıyor. Câsiye 23’te bu tip insanların faydasız ilmin sahibi olduğu zikrediliyor.
Allahû Tealâ Enbiyâ Suresinin 7. âyet-i kerimesinde: “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun.”
21/ENBİYÂ - 7
Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
Ve Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman tekâmül basamaklarının hepsine göre “El ulemâu veresetül enbiyâ.” Âlimler, resûllerin varisleridir.
7 safha varis olduğunu görüyoruz. En üst noktada her devirde vekâleten devrin imamı bir kavim resûlü vardır. Onun dışında 6 grup varis görüyoruz. 6 grup varis; velî resûller, mârufla emreden, münkerden nehyeden velî mürşidler, hikmetin ötesini öğrenenler, hikmeti öğrenen ve öğretenler, Kur’ân’ın ruhunu öğrenen, öğreten, tebliğ edenler ve Kur’ân’ın lafzını öğrenen, öğreten, tebliğ edenler olmak üzere her devirde 7 grup varis görüyoruz.
7 SAFHA VARİSLER (ALLAH’A DAVET EDENLER)
ÂLİMLER
1. KUR’ÂN'IN LAFZINI ÖĞRENENLER VE ÖĞRETENLER VE TEBLİĞ EDENLER
CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. ...
2. KUR’ÂN'IN RUHUNU ÖĞRENENLER VE ÖĞRETENLER VE TEBLİĞ EDENLER
ÂLİ İMRÂN-20 … “Ben ve bana tâbi olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik.” O kitab verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah'a) teslim ettiniz mi?” de. Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir...
3. HİKMETİ ÖĞRENENLER VE ÖĞRETENLER VE TEBLİĞ EDENLER
NİSÂ-113 … Ve Allah, sana Kitab'ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Ve Allah'ın senin üzerindeki fazlı çok büyüktür.
ULÛL’ELBAB
ÂLİ İMRÂN-7 … onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab.
MUHLİSLER
HİCR-40 ”Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”
4. HİKMETİN ÖTESİNİ ÖĞRENENLER VE ÖĞRETENLER VE TEBLİĞ EDENLER
BAKARA-151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
5. MÂRUFLA EMREDEN MÜNKERDEN NEHYEDENLER VE TEBLİĞ EDENLER
ÂLİ İMRÂN-104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.
6. VELÎ RESÛLLER VE TEBLİĞ EDENLER
ARÂF-62 Size Rabbimin risalelerini (gönderdiklerini) tebliğ ediyorum (ulaştırıyorum). Ve size nasihat ediyorum (öğüt veriyorum). Ve sizin bilmediğiniz şeyleri ben Allah’tan öğreniyorum (biliyorum).
HALİFELER
7. VEKALETEN DEVRİN İMAMLARI VE TEBLİĞ EDENLER
SECDE-24 Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları
Bilenler ikiye ayrılıyor: Bir, Allah’ın öğrettikleri; iki, Allah’tan öğrenenlerin öğrettikleri kişiler.
Bütün nebîler Allah’ın öğretisine muhataptır. Nebînin olmadığı devrelerde huzur namazının imamlığına tayin edilenler de Allah’ın öğretisinin en üst seviye sahipleridir.
Bilmeyenler bilenlerden öğreneceklerdir. Bilenler Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Allah’a ulaşmayı dilemeyen herkes faydasız ilmin sahipleridir. Bu kişilerin herşeyi emaniyyedir ve sadece zanna dayanır. Bunlar Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlardır.
Hazreti İsa (A.S) Yuhanna 16:13’te diyor ki: “Fakat o hakikat ruhu gelince size her hakikatte yol gösterecek. Zira kendinden söylemeyecek.”
O hakikat ruhu gelince size her hakikate yol gösterecek. Kendiliğinden söylemeyecek. Fakat her ne işitirse söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir. O beni yüceltecektir. Çünkü benimkinden alacak ve size bildirecektir.
Tevrat’ta da Yeremya 3:15: “Size gönlüme göre çobanlar vereceğim. Sizi bilgiyle, sağduyuyla güdecek.”
Allah razı olsun.