Muhterem Hocam, bazı insanlar bütün dini vecibelerini yerine getirmelerine rağmen mutsuzlar. Bunun nedenini açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, bazı insanlar bütün dini vecibelerini yerine getirmelerine rağmen mutsuzlar. Bunun nedenini açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, bütün dinî vecibelerini yerine getirmiyorlar. Çünkü bazı vasıta emirleri yerine getiriyorlar. Bu vasıta emirler İslâmın beş şartı ama İslâmın beş şartı bir bütünü ifade etmiyor, eksik:
Mesela İslâmın beş şartının içerisinde farz olan Allah’a ulaşma dileği yok. Allahû Tealâ ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması olan hidâyeti 73 âyet-i kerimede açıklamış. 19 fiille; Kur’ân-ı Kerim’in en önemli konusu hidâyettir ve hidâyet 73 âyeti kerimede açıklanıyor, 19 tane fiille. 12 kere üzerimize farz kılıyor.
Kur'ân’DA 73 ÂYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAHA ULAŞMASI
1. Hûdallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (Hidâyete Ermek), Ehdi Kum (Hidâyet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âli İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38
2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb) Rûm-31, Rad-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kâf-8
3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak) Yûnus-7, Bakara-46, Hûd-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm -8, Fussilet-54
4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zât’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22
5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58
6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33
7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36
8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47
9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50
10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14
11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25
12. İlâllâhil Masîr (Dönuş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42
13. Râciûn, Yercîûn (Dönuş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21
14. Yehdî (Hidâyet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (Hidâyet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (Hidâyete Erdİrir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdînâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şûrâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fâtiha 6-7, En’âm-87
15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedîne (Hidâyete Ermiş Olanlar) Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56
16. Fe Kad Hudiye (Hidâyet Olunmuştur), Huden (Hidâyete Erdiren), Ve Huda Hu (Hidâyet Etti), Hudû (Hidâyet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları Hidâyete Erdirdi) Âli İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18
17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınacağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40
18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mu’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75
19. Ahsenü’l Hüsnâ (Allah’ın Zât’ına Ulaşmak) Yûnus-26
Bugün İslâmın beş şartını yerine getirenlerin muhtevasında Allah’a ulaşma dileği yok. İkincisi, Bu İslâmın beş şartını yerine getirenlerin ikinci safhası mürşide tâbiiyette yok. Yani nefs tezkiyesi yok. Mürşide tâbî olmadıkları için, nefs tezkiyesi olmadığı için, tövbenin onlara kazandıracağı yedi tane ni'metin sahibi değiller.
Öyle olunca da, mürşid önünde yapılan tövbede Allahû Tealâ yedi nimet vermesine karşılık, mürşide tâbiiyeti reddettikleri için Allah'a ulaşma dileği olmadığı için, reddettikleri için, o zaman mürşid önünde yapılan tövbe de yedi nimeti Allah'tan alamıyorlar. Sadece yaptıkları ameller karşılığında bire on kazanıyorlar.
7 NİMET
1. Devrin İmamının Ruhu Gelir
MU’MİN – 15: Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah’a ulaşmayı dilediği için Allah’ın da Kendisine ulaştırmak istediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrinden tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
2. Kalbe İman Yazılır.
MUCÂDELE – 22: İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine imânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek...
3. Günahlar Sevaba Çevrilir
FURKÂN – 70: Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine imân yazılıp, imânı artan) ve salih amel yaparsa, o takdirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Allah, Gafur’dur...
4. Ruh Vücudu Terk Eder
NEBE – 39: İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbi olunduğu gün), Hak günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder. (Allah’a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.
5. Fizik Vücut Allah’a Kul Olmaya Başlıyor.
RA’D – 36: Kendilerine kitâp verilenler sana indirilene sevinirler. Gruplardan, onun bir kısmını inkâr edenler şöyle de: “Ben, sadece Allah’a kul olmakla ve O’na şirk koşmamakla emrolundum. O’na davet ediyorum ve dönüşüm O’nadır (meabım, sığındığım, dönüş yerim O’dur).”
6. Salih Amel (Zikir) Başlaması
ZUMER – 23: Allah, İhdas ettiği (nurlarını) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişer ikişer (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşabih olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır). İşte bu, Allah’ın hidâyetidir, dilediğini onunla hidâyete erdirir...
7. İradenin Güçlenmesi
BAKARA – 257: Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları tağuttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar...
Halbuki mürşid önünde yapılan tövbeyi yapmış olsalardı. Devrin imamının ruhu başlarının üzerine bir koruyucu fanus olarak gelip yerleşecekti. Devrin imamının ruhu gelir gelmez bunların kalbine Allah îmânı yazacaktı. Îmân yazıldığı zaman nefs tezkiyesi başlayabilecekti. O güne kadar işlediği bütün günahları Allah sevaba çevirecekti. Ruh vücudu terk edip Sıratı Mustakîme ulaşacaktı, Seyr-i süluka başlayacaktı. Fizik vücut şeytana kul olmaktan kurtulmaya başlayacaktı. nefs, kalbine ulaşan nurlarla, zikirle tezkiye olmaya başlayacaktı, salih amel işleyip iradesi güçlenecekti. Ama bunların hiçbiri olmuyor.
Öyleyse olmamasının akabinde sadece İslâmın beş şartıyla yetinmeleri, İslâmın beş şartının içinde Allah’a ulaşma dileği yok, ve mürşide tâbiiyet yok, nefs tezkiyesi yok. Çünkü mürşide tâbiiyet yoksa o kişi hiçbir zaman nefsini tezkiye edemez. Böyle olunca da ne kadar vasıta emirleri yerine getirseler dahi insanı huzursuz ve mutsuz kılan başkaları değil; nefsindeki afetlerdir. O afetlerin azalması oranında kişi mutlu olur. Ama nefslerinin afetleri vasıta emirleri yerine getirmekle azalmıyor. Afetlerin azalması yapılan zikirle ve bu zikrin Allah’ın katından kalbine ulaştırdığı nurlar sayesinde gerçekleşir. O yoksa kişi hep huzursuz ve mutsuz bir hayat yaşayacaktır.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, bugün İslâmın beş şartı eksik, “Yarım doktor candan eder, yarım imam da dinden eder.” İslâm’ın beş şartının insanları dinden ettiğini kesin bilmemiz lazım. Mesela İslâmın beş şartını yerine getirenler onunla cennete gireceklerine o kadar inanıyorlar ki, inandıkları zannı bilmiyorlar. Halbuki kim hangi ameli yerine getirirse getirsin, üç tane âyet-i kerime Allah’a ulaşmayı kalben dilemeyenlerin amelinin boşa gidiyor. İşte hemen söyleyelim:
18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
39/ZUMER-65 Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.
10/YÛNUS-45 Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidâyete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).
7/ARÂF-147 Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhirati habitat a’mâluhum, hel yuczevne illâ mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve onlar ki; âyetlerimizi ve ahirete ulaşmayı (hayatta iken ruhun Allah’a ulaşmasını) tekzip ettiler (yalanladılar) ve onların amelleri, heba oldu (boşa gitti). Onlar, yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılır?
Üç tane âyet-i kerime. Likâallahı dilemeyenlerin ameli boşa gidiyor. Likâallah yok İslâm'ın beş şartında, bakın Likâallahı inkâr edenler ameli boşa gidiyor. Likâallahı dilemeyenler, şirkte olanlar ameli boşa gidiyor, Likâallahı yalanlayanlar ameli boşa gidiyor. Şimdi Likâallah, Likâallah ve Likâallah, Allah yok, ameller boşa gidiyor. Allah razı olsun.