Muhterem Hocam, bazı insanlar cennet ve cehenneme inanmıyor. “Allah bir kitap indirmedi” diyor. Kur’ân âyetleriyle anlatıyoruz fakat Kur’ân’a inanmadıkları için bir tesiri de olmuy

Soru

Muhterem Hocam, bazı insanlar cennet ve cehenneme inanmıyor. “Allah bir kitap indirmedi” diyor. Kur’ân âyetleriyle anlatıyoruz fakat Kur’ân’a inanmadıkları için bir tesiri de olmuyor. Bu konuda ne yapabiliriz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor hadîsinde: “Allah beni tebliğci olarak gönderdi, zorlayıcı olarak değil.”

HADÎS-İ ŞERÎF

Kaynak: Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 66; Müslim, Talâk, 35.

“Allah beni tebliğci olarak gönderdi; zorlayıcı olarak göndermedi.”

Ve yine 3 âyet-i kerimede: “Onlar inanmıyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin.” Kehf Suresi 6. âyet-i kerimesi, Nahl Suresi 37. âyet-i kerimesi ve ona bağlı olan âyetler, Yûsuf Suresi'nin 103. âyet-i kerimesi.

18/KEHF-6: Fe lealleke bâhiun nefseke alâ âsârihim in lem yu'minû bi hâzel hadîsi esefâ(esefen).

Bu durumda eğer onlar, (Kur'ân-ı Kerim'deki) bu sözlere inanmazlarsa, onların arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin.

16/NAHL-37: İn tahris alâ hudâhum fe innallâhe lâ yehdî men yudıllu ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).

Sen, onların hidayete ermesini çok istemene rağmen muhakkak ki Allah, dalâlette bıraktığı kimseyi (onlar Allah'a ulaşmayı dilemedikçe) hidayete erdirmez. Ve onlar için bir yardımcı da yoktur.

12/YÛSUF-103: Ve mâ ekserun nâsi ve lev haraste bi mu’minîn(mu’minîne).

Ve sen (onların mü'min olmalarını) çok istesen bile, insanların çoğu mü'min olmazlar.

Yani insanlar serbest iradenin sahibidir ama hepsi tebliğe muhatap olur. Sonuçta o inanmadıkları cennet ve cehennemde mutlaka hepsi toplanırlar. İşte “Cennet ve cehenneme inanmıyorum.” diyenler için; ölünce onların da pişman olduklarını ve dünyaya geri gelip cennet için çalışmak istediklerini görüyoruz. (Secde 11 ve 12.)

32/SECDE-11: Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn(turceûne).

De ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği, sizi vefat ettirecek (öldürecek). Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."

32/SECDE-12: Ve lev terâ izil mucrimûne nâkısû ruûsihim inde rabbihim, rabbenâ ebsarnâ ve semi’nâ ferci’nâ na’mel sâlihan innâ mûkinûn(mûkinûne).

Ve keşke mücrimleri, Rablerinin huzurunda başlarını eğerek: "Rabbimiz, biz gördük ve işittik. (Bundan sonra) bizi (dünyaya) geri döndür, salih amel yapalım. Muhakkak ki biz, mukinun (yakîn hasıl edenler) olduk." (derken) görseydin.

Öyleyse ölüm haktır. Meselâ bu vatandaşlar (cennet ve cehenneme inanmayanlar) ölüme herkes inanıyor. Çünkü ölümden kurtulan yok. Ölüm haktır. Nasıl ölüm haksa, cennet de haktır, cehennem de haktır. "Sen çok istesen de bazı insanlar mü'min olmazlar."

12/YÛSUF-103: Ve mâ ekserun nâsi ve lev haraste bi mu’minîn(mu’minîne).

Ve sen (onların mü'min olmalarını) çok istesen bile, insanların çoğu mü'min olmazlar.

12/YÛSUF-106: Ve mâ yu’minu ekseruhum billâhi illâ ve hum muşrikûn (muşrikûne).

Ve onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a inanmazlar.

Nahl 37 keza öyle.

16/NAHL-37: İn tahris alâ hudâhum fe innallâhe lâ yehdî men yudıllu ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).

Sen, onların hidayete ermesini çok istemene rağmen muhakkak ki Allah, dalâlette bıraktığı kimseyi (onlar Allah'a ulaşmayı dilemedikçe) hidayete erdirmez. Ve onlar için bir yardımcı da yoktur.

Kehf 6, Şuarâ 3, Şuarâ 103, Zühruf 88.

18/KEHF-6: Fe lealleke bâhiun nefseke alâ âsârihim in lem yu'minû bi hâzel hadîsi esefâ(esefen).

Bu durumda eğer onlar, (Kur'ân-ı Kerim'deki) bu sözlere inanmazlarsa, onların arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin.

26/ŞUARÂ-3: Lealleke bâhıun nefseke ellâ yekûnû mu’minîn(mu’minîne).

Onlar mü'min olmuyorlar diye, neredeyse kendini helâk edeceksin.

26/ŞUARÂ-103: İnne fî zâlike le âyeh(âyeten), ve mâ kâne ekseruhum mu’minîn(mu’minîne).

Muhakkak ki bunda elbette bir âyet (ibret) vardır. Fakat onların çoğu (buna rağmen) mü'min olmadılar. Bunlar mü'min olmuyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin.

43/ZUHRÛF-88: Ve kîlihi yâ rabbi inne hâulâi kavmun lâ yu’minûn(yu’minûne).

O'nun (Hz. Muhammed (S.A.V)'in): “Ey Rabbim, bunlar gerçekten mü'min olmayan bir kavimdir.” demesine andolsun.

Yani 7 âyet-i kerime bu konudadır. Öyleyse bir kimseyi inandırmak konusunda zorlamak gibi bir görevimiz yok. İnsanlar tebliğe muhatap olurlar. Ulaşmayı dilemedikleri takdirde herkesin gidebileceği tek bir yer var, cehennemdir. O cehennemliklere cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyor: "Size davetçi, tebliğci geldi mi, gelmedi mi?” Hepsi itiraf ediyor, "Geldi. Öyleyse azap sözü onların üzerine hak oldu."

Kimdir bu azap sözü üzerine hak olanlar? Resûlü yalanlayanlar. Resûl gelmiş: “Allah’a ulaşmayı dileyin. Dilerseniz cennet müjdesi. Dilemediğiniz takdirde gideceğiniz yer cehennemdir.” demesine rağmen onlar Resûlü yalanlamışlar. Şu anda yaptıkları gibi o zaman da azap sözü onların üzerine hak olmuş.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1