Muhterem Hocam, bazı insanlar mal, mülk ve geçim konusunda hiçbir sıkıntı yaşamıyor. Onların bu durumu nasıl değerlendirilmelidir?
Soru
Muhterem Hocam, bazı insanlar mal, mülk ve geçim konusunda hiçbir sıkıntı yaşamıyor. Onların bu durumu nasıl değerlendirilmelidir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, mal, mülk ve geçim sıkıntısı bu dünyaya ait olan şeylerdir. Ama üç günlük dünya hayatı için insanlar gayret üstüne gayret ki nitekim şu an içinde bulunduğumuz asırda insanlar çocuklarını dünyevileşmeye göre eğitiyorlar.
Anne babalar varını yoğunu çocuğuna yatırım yapıyor ve onu dünyaya göre yetiştiriyor. Onun bir meslek sahibi olmasını, onun mal sahibi, mülk sahibi vs. olmasını istiyor. Ama mal sahibi, mülk sahibi, geçim derdi olmayan insanların da kesinlikle iç dünyalarında, nefs, ruh arasında devamlı bir kavga var.
Bu kavga sebebiyle huzursuz ve mutsuz, yanlışları yaptığı için sıkıntılı. Peşinden başkaları da ona yapacaktır. İntikam alması sebebiyle huzursuz ve mutsuz. Alırsa azap, almazsa başka bir dert.
Yani kısacası bizim huzursuz ve mutsuz olmamız mal, mülk, geçim derdi sebebiyle değil. Bizi huzursuz ve mutsuz eden nefsimizin manevî kalbindeki hastalıklardır. Hepimiz huzur ve mutluluğu arıyorsak o zaman nefsimizin manevî kalbindeki hastalıkları kesinlikle temizlememiz lâzım.
İşte Hicr Suresi’nin 26. âyet-i kerimesinde AllahûTealâ hepimizi, bay ve bayan bir fizik bedenle yaratmış.
HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
Şems Suresi’nin 7. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bay ve bayan hepsimizi bir nefesle dizayn etmiş.
ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
Ve Secde 9’da hepimize doğar doğmaz Zat’ından ruh veriyor.
SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhid
Öyleyse hepimiz denge içerisinde 19 âfetle mücehhez olan nefs, 19 hasretle mücehhez olan ruh, serbest irade ve aklın sahibi olarak hayata başlıyoruz. Ama Allahû Tealâ kimseyi başıboş bırakmamış. Boşuna da yaratmamış. Ne yapıyor insanlardan? Bu yarattığı nefs sahibi, fizik vücut sahibi, ruh sahibi, serbest irade ve akıl sahibi kişinin Kendisi’ne dost olmasını ve kul olmasını istiyor. Kul olması, dost olması. İblis de bunların kendisine dost olması ve kul olmasını istiyor. Ve Allah Tealâ 1. etapta iblise müsaade ediyor. Tâhâ 123’te:
TÂHÂ-123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
Yani başlangıç noktasında herkes bu durumda. Hem şeytanın kulu, hem şeytanın dostuluğu var.
“Siz ve şeytan birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin. Benden size hidayetim gelecek.”
Öyleyse burada biz varız. Burada da şeytan var. Ve şeytan 7 âyet-i kerimede insanların baş düşmanı.
ŞEYTANIN ADIMLARINA TÂBÎ OLMAYIN
1. BAKARA-208 Ey âmenû olanlar! Hepiniz SİLM'e dahil olun (teslim olma dairesi içine girin). Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, size apaçık düşmandır.
2. BAKARA-168 Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz şeylerden yiyin. Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.
3. EN'AM-142 …Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.
4. İSRA-53 Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.
5. NÛR-21 Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde muhakkak ki o (şeytan), fuhşu ve münkeri emreder…
6. YÂSÎN-60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o size apaçık bir düşmandır.
7. ZUHRÛF-62 Ve şeytan sakın sizi, (Sıratı Mustakîm'den) men etmesin. Muhakkak ki o, sizin için apaçık düşmandır.
“Şeytan sizin için apaçık bir düşmandır. Ona kul olmayın demedim mi? Şeytan, ona tâbî olmayın. O apaçık bir düşmandır.”
“O insana apaçık düşmandır. Apaçık bir düşmandır. Fuhşiyatı, münkeri emreder.” Tüm bu âyetlerde şeytanın apaçık bir düşman olduğu zikrediliyor.
Başlangıç noktasında herkes bu durumda şeytanın kulu ve şeytanın dostu. İşte, şeytanın kulu ve şeytanın dostu olan insanları da Allahû Tealâ kendisine kul olsun, dost olsun diye yaratıyor. Ve ne yapıyor? Tâhâ 123’e göre Kat’ından hidayetçiler gönderiyor.
Evet. Slaytımızda. Hidayetçi, siz ve şeytan birbirinize düşman iken, “Kat’ımdan size hidayetçiler gelecek.” Yani mürşid gelecek. Mürşid’in birbirinden farklı 19 isimden bir tanesi de hidayetçi.
Mürşid’in âyetlerde geçen birbirinden farklı 19 tane ayrı ismi.
KUR’ÂN-I KERİM’DE GEÇEN MÜRŞİD’LERİN 19 AYRI İSMİ
1. İMAM
ENBİYA-73, İSRA-71, SECDE-24
2. HALİFE
BAKARA-30, ENAM-165, NUR-55
3. VELÎ RESÛL
ÂLİ İMRÂN-81, BAKARA-101, BAKARA-252
4. TABÎB EL KULÛP
ÂLİ İMRÂN-103, ÂLİ İMRÂN-164, ENFÂL 24, CUMA-2, RA’D-28
5. MÜJDELEYİCİ VE NEZİR
HÛD-2, HÛD-25, FURKÂN-51, BAKARA-119, BAKARA-213, NİSÂ-165, KEHF-56, FURKÂN-56, İSRÂ-105, FUSSİLET-4
6. HİDAYETÇİ
A’RÂF-186, HACC-8, MUMİN-33, TÂHÂ-123, BAKARA-38
7. EHLİ ZİKİR
NAHL-43, ENBİYÂ-7
8. MÜNADİ MEHDİ
ÂLİ İMRÂN-193, KAF-41, A’RÂF-44, RA’D-33, YÂSÎN-21, ZUMER-36
9. SADIK
BAKARA-177, ÂLİ İMRÂN-17, TEVBE-119
10. SÂLİH
ÂLİ İMRÂN-114, İSRÂ-25, CİNN-11
11. SULTAN
RAHMÂN-33
12. HİKMET SAHİBİ ÂLİM
BAKARA-269, ZUMER-9, ÂLİ İMRÂN-18
13. EHLİBEYT
AHZÂP 33
14. VELÎYYEN MURŞİDÂ
KEHF-17
15. VELÎYYİN VE LÂ ŞEFÎİ
SECDE-4
16. VELÎYYUN HAMÎM
FUSSİLET-34
17. VELÎYYİN VE LÂ NASÎR
ŞÛRÂ-8, BAKARA-107, BAKARA-120, TEVBE-74
18. VELÎYYİN VE LÂ VÂK
RA’D-37
19. VELÎYYUL MU'MİNİN VELÎYYUL HAMÎD
ÂLİ İMRÂN-68, ÂLİ İMRÂN-122, ŞÛRÂ-28
Evet. Hidayetçi. Bakın, Taha 123 de bunun içinde. “Benden size hidayetçi yani mürşid gelecek. Kim hidayetime tâbî olursa, …” hidayetçi ne diyor? İnsanları Allah’a davet ediyor ve hidayetin insan ruhunun dünya hayatında Allah’a ulaşmak olduğunu ifade ediyor. “Kim hidayetime tâbî olursa,” yani ruhunu hayattayken Allah’a ulaştırmayı dilerse “o delalette kalmaz ve şakîlerden de olmaz.” buyuruluyor.
“O zaman mal, mülk ve geçim konusunda hiçbir sıkıntı yaşamıyor. Bunların bu durumu nasıl?” Onların bu durumu, öyle olması halinde siz onları sıkıntısız zannediyorsunuz. Ama Allahû Tealâ insanları insanlarla imtihan ediyor. Bu mal, mülk ve geçim derdi olmayan insanlar da insanlarla birlikte yaşıyor ve insanların ona karşı davranışlarına, o nefsindeki âfetler sebebiyle hep ters davranabilir.
Evet. Mal, mülk ve geçim derdi yok. Ama insanlarla olan imtihanında hep sınıfta kalıyor. Olabilir. O zaman hep huzursuz ve mutsuz, bir çatışma içerisinde. Allahû Tealâ’nın da muradı, herkesi Kendisi’ne kul olsun, dost olsun, mutlu olsun, diye yaratmış.
O zaman mutlu olmak istiyorsa ne yapması lâzım? Kişinin kalben Allah’a ulaşmayı dilemesi ve mürşidine tâbî olması lâzım.