Muhterem Hocam, bazı insanlara hidâyeti anlatırken, “Hidâyet nasip işi, ne yapayım, Allah bana nasip etmedi. Nasip etseydi ben de hidâyete ererdim.” diyorlar. Hidâyet nasip işi mi,
Soru
Muhterem Hocam, bazı insanlara hidâyeti anlatırken, “Hidâyet nasip işi, ne yapayım, Allah bana nasip etmedi. Nasip etseydi ben de hidâyete ererdim.” diyorlar. Hidâyet nasip işi mi, yoksa talep işi mi?
Cevap
Sevgili kardeşim, niyet ve nasip. Kişinin niyet etmesi ve uygun amel işlemesi halinde nasibi oluşur. “Nasip etmedi.” demek farkında değil aslında “Ben gerekli gayreti göstermedim.” demektir. Ve Hidayetin sanki bir kader olduğu ifade ediliyor. Hayır, kader, bizim irademizin dahli olmadan oluşan, bize tesir eden olaylardır. Dolayısıyla hidayeti talep etmemiz lâzımdır.
Niyet ve nasip. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: “Allah sizin soyunuza, malınıza, şekli şemalinize bakmaz. Kalbinize bakar ve kalpteki niyete paralel işlediğiniz amele bakar.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9 + Müslim, IV, 1987 (M. Fuat Abdülbaki Neşri); Ebû Dâvud, III, 623.
"Allah sizin soyunuza, mallarınıza, şekillerinize bakmaz; devamlı olarak kalbinize ve o kalpteki niyete paralel işlediğiniz amele bakar."
Allah’ın devamlı nazar ettiği kalptir. Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek bir niyettir. Ve niyet eden kişiye Allahû Tealâ mutlaka nasip ediyor. Çünkü söz vermiştir: “Kim Bana yönelirse (ulaşmayı dilerse), onun ruhunu Ben Kendime ulaştırırım.” Şûrâ 13 ve Ra’d 27 âyetlerde.