Muhterem Hocam, belli bir yaştan sonra Allah’a yakın olmanın mümkün olmadığı doğru mudur?

Soru

Muhterem Hocam, belli bir yaştan sonra Allah’a yakın olmanın mümkün olmadığı doğru mudur?

Cevap

Hayır, doğru değil. Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Şartlar ne olursa olsun Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” Yıllarınız boşuna geçmiş olabilir ama hangi yaşta olursanız olun aklınız başınıza geldiyse o zaman sizin için mutluluk başlıyor demektir. Mutluluğunuzun sırrı Allah’ı sevmektedir. Allah’ı sevenler onlardır ki 'Seven sevdiğine koşar.' kaidesi gereğince Allah’a ulaşmayı dilemişler ve aradaki engeli aradan kaldırmışlardır.

Öyleyse kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse Allahû Tealâ mutlaka Rahîm esmasıyla tecelli ediyor.

Fâtır 5’te Allahû Tealâ diyor ki: “Yâ eyyühen nâsu inne va’dallâhi hakkun.” Allah’ın vaadi haktır. Yani kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse onun ruhunu Kendisi'ne ulaştırır.

35/FÂTIR-5: Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).

Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.

İşte bu noktada eğer olay buysa, kalben Allah’a ulaşmayı dilediğiniz an mutlaka Allah sizin ruhunuzu Kendisi'ne ulaştırır. 99 kişiyi öldüren bir insan, 100'e tamamlıyor ama “Ben tövbe edersem tövbem kabul edilir mi?” diyor. Bu kişi nasıl birisidir? Bu kişi Allah’a ulaşmayı dileyen, mürşid önünde tövbe etmeyi arayan birisidir. Ve birisi "Elbette" diyor. “Sen falan yerde Allah dostları var, oraya gidersen tövbeni gerçekleştirirsin." "Elbette.” diyor, onun bir dediğini iki etmiyor ve gidiyor oraya. Ve hedefine ulaşmadan ölüyor. Ama Allahû Tealâ onun cennetlik olduğunu söylüyor. 99 kişinin katili olmasına rağmen kalben Allah’a ulaşmayı dilediği için. Çünkü Allahû Tealâ kimin tövbesini kabul ediyor? Kalben Allah’a ulaşmayı dileyen kişinin tövbesini kabul ediyor.

Ne diyor Allahû Tealâ Nisâ 64’te?

4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).

Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah'ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka herşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah'tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah'ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl'ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.

Yani Allah’a ulaşmayı dileselerdi günahları örtülürdü. Resûl de onlar için mağfiret dileseydi o zaman günahlarını sevaba çevirirdi.

İşte Allah’tan hoşlanmak, Allah’ı sevmek… Ve devam ediyor inşaallah.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20262 dk okuma3