Muhterem Hocam, ben ilmi açlığa ve zorluğa koydum. İnsanlar ise toklukta ve rahatlıkta arıyorlar fakat bulamazlar şeklindeki söz sahih bir hadîs midir? Kur’ân âyetleriyle açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, ben ilmi açlığa ve zorluğa koydum. İnsanlar ise toklukta ve rahatlıkta arıyorlar fakat bulamazlar şeklindeki söz sahih bir hadîs midir? Kur’ân âyetleriyle açıklar mısınız?

Cevap

“Ben ilmi açlık ve zorluğa koydum.” Değil. Yani şimdi eğer Bakara-185’te Allahû Tealâ diyorsa: “Allah sizin için kolaylık diler. Sizin için zorluk dilemez.”

2/BAKARA-185: Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn(teşkurûne). Ramazan ayı ki, insanlar için hidayete erdirici (hidayete erme, Allah’a ulaşma vesilesi) ve beyyineler (açık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı bâtıldan ayırıcı) olarak Kur’ân, Hüda tarafından onda (o ayın içinde) indirildi. Artık içinizden kim bu aya (yetişir de ramazan ayını görüp) şahit olursa o zaman onu, oruç tutarak geçirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadığı günlerin sayısı) diğer günlerde (oruç tutarak) tamamlanır. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayet erdirdiği şeye karşılık (sizin de) Allah’ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklara) şükredersiniz.

Gelelim öbür tarafa. Allahû Tealâ, “Lâ rahate fid dünya.” diyenlere değil; dünyada rahatlıktır. Allahû Tealâ tam tersi hem insanların dünyada mutluluk yaşamasını istiyor hem ahirette mutluluk yaşamasını istiyor. Yani Allahû Tealâ’nın insanlardan istediği tek şey mutluluk ve mutluluk bu şekilde ki elbette oruç tutacağız, elbette namaz kılacağız, elbette bütün emirleri yerine getireceğiz. Ama asıl olan, belirleyici olan, Resûlullah (S.A.V)’in ifade ettiği şey Kur’ân’dır. Birincil kaynağı Kur’ân, ikincil kaynağı mürşid.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Buhârî, Fezailül Kur’ân 21; Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 57. “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.” “Ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorluklarınızı gideren VELÎNİZ OLAN KİMSEYE KATILINIZ, O MEHDİ’DİR.”

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Muhyiddin-i İbn-i Arabi, Fütuhat’ül Mekkiye, 66. Bab. Kıyamet Alametleri, s. 186. “Mehdi (A.S) döneminde, cahil, cimri ve korkak olan kimse anında âlim, cömert ve cesur olur.”

Neden cahil? Kur’ân’la cehaletimizi gideririz. Neden korkak? Neden korkuyoruz? İblisin ve avanesinin zararlarından. O zaman güvene giriyoruz; devrin imamının ruhu başımız üzerine gelip yerleşiyor. Neden cimri? Biz rızkımızın endişesinden korkuyoruz. Halbuki Allahû Tealâ rızkın endişesini Kendisi garantilemiş. Dolayısıyla olay buysa, bunların hiçbirisi değil. Kalben ulaşmayı dilemek, Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olmak ve zikir yapmak. Cehaletten ilimle, korkaklıktan mürşidle ve cimrilikten de zikirle kurtulabilirsiniz. İşte İbrâhîm-7’de:

14/İBRÂHÎM-7: Ve iz teezzene rabbukum le in şekertum le ezîdennekum ve le in kefertum inne azâbî le şedîd(şedîdun). Ve o zaman Rabbiniz size bildirmişti ki; eğer şükrederseniz (ni’metlerinizi) artırırım, eğer küfredenlerden olursanız muhakkak ki azabım şiddetlidir.

Ama şükrü nasıl yapacağız? Allahû Tealâ bir hadîste diyor ki: “Zikrederseniz şükretmiş olursunuz. Zikretmezseniz küfretmiş olursunuz.” O zaman demek ki zikreden kişi şükredendir. Şükreden kişinin de ni’metini Allahû Tealâ artırıyor. Bakın: “Beni zikretmekle şükretmiş, Beni unutmakla küfretmiş olursun ve şükredersen ni’metimi artırırım.”

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Buhârî, Tevhid 15. “Ey Âdemoğlu! Beni ancak Benden başkasını unutan zikreder. Başkasını unutarak Beni zikret ki, aradaki perdeyi açarak seni zikredeyim. Beni dilinle zikret ki, seni rızamla zikredeyim. Beni kalbinle zikret ki, seni Bana kavuşturarak zikredeyim. Beni küçülerek zikret ki, seni üstün kılarak zikredeyim. Beni bollukta zikret ki, seni darlıkta zikredeyim. Beni mücâdele ile zikret ki, seni müşahede ile zikredeyim. Beni kulca zikret ki, seni Rab’ca zikredeyim. Beni fenâ ile zikret ki, seni Beka ile zikredeyim. Ey Âdemoğlu! Beni unutuyor ve başkasını zikrediyorsun hep. Beni zikreden hayırlı bir dille ikram olunmuşken kalbin başkasıyla meşgul. Eğer Beni bilseydin Benden başkasını zikretmezdin. Ey Âdemoğlu! Beni zikretmekle şükretmiş, Beni unutmakla küfretmiş olursun. Ey Âdemoğlu! Zikrimle ni’met bul ve Benimle ferahla. Ey Âdemoğlu! Kulumda Benim zikrim gâlip durumda olunca; o Bana, Ben de ona âşık olurum. Ey Âdemoğlu! Kim Benim zikrimle meşgul olursa, ona Benden isteyenlere verdiğimden daha üstününü veririm.”

O zaman Allah’tan ne istiyorsak onu zikirle talep etmemiz lâzım. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 8 Ekim 2026Son güncelleme: 8 Ekim 20264 dk okuma1