Muhterem Hocam, ben namazımı kılıyorum ama sohbetinizde “gizli şirk” diye bir anlatımınızı duydum. Ben namaz kılan birisi olarak böyle bir risk içinde olabilir miyim? Bu ko

Soru

Muhterem Hocam, ben namazımı kılıyorum ama sohbetinizde “gizli şirk” diye bir anlatımınızı duydum. Ben namaz kılan birisi olarak böyle bir risk içinde olabilir miyim? Bu konuyu nasıl idrak edebilirim?

Cevap

Evet, sevgili kardeşim Allah Kur’ân-ı Kerîm’de söylüyor. İki kişi namaz kılıyor. Birisi Mü’minûn Suresinin 1. ve 2. âyet-i kerimelerinde namazı huşû içinde kılmak var.

NAMAZLARINDA HUŞÛ DUYANLAR

1. MU’MİNÛN-1: Mü’minler felâha ermiştir.

BAKARA-46: Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

2. MU’MİNÛN-2: Onlar, namazlarında huşû duyanlardır.

BAKARA – 45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiâne (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

NAMAZLARINDAN GAFİL OLANLAR

3. MÂÛN-4: İşte o namaz kılanlara yazıklar olsun.

4. MÂÛN-5: Onlar ki, namazlarından gâfil olanlardır.

Onlar namaz kılarlar ama namazlarını ne kılarlar? Huşû içinde kılarlar. Huşû içinde namaz kılan kişi kimdir? Bakara-46.

Yani “Ben huşû içinde kılıyorum. Senin marifetin ne kardeşim? “Ben öyleyim yani." Bu yeterli değil. Mutlak surette karşılığını yerine getirmen lâzım, Allah’a ulaşmayı dilemen lâzım. O zaman kalpten bu dileğin sahibiysen huşû içinde namaz kılıyorsun. Ama öte yandan birisi daha namaz kılıyor ama o namazını sehv içinde kılıyor.

“Dini yalanlayanı gördün mü?” O dini yalanlayan kişi ne yapıyor? Yetimin hakkını vermiyor, yoksulu doyurmuyor, miskine hakkını vermiyor. Yani siz miskinin hakkını vermeyince namaz kılarsanız namaz ne olur? Sehv içinde olur.

Şimdi sevgili kardeşlerim, dikkat edin. Allahû Tealâ namazı hep zekâtla anıyor. Yani terazinin bir kefesinde zekât var, terazinin diğer kefesinde namaz var. Eğer siz zekâtınızı vermiyorsanız, namaz yerine ulaşıyor mu? Ulaşmıyor. O zaman o kişi namazı kılıyor, namazı sehv içinde. Buna dair birçok kıssalar anlatılmış.

Behlül Dânâ, bir Allah dostu manavcılık yapıyor. Heybenin bir kefesinde kavunlar var, diğer kefesinde karpuzlar var. Kıyamda dururken sırtında problem yok. Her iki taraf dengede duruyor. Kavunlar heybenin bir kefesinde, karpuzlar diğer kefesinde. Rükûya giderken de kurtarıyor, fena değil, oluyor. Ama secdeye gittiği zaman kavunlar, karpuzlar mescide dağılıyor. Bundan rahatsızlık duyan cami cemaati var ve Behlül’ü şikâyet ediyorlar. Behlül de diyor ki: “Gelin bakalım, durun. Sizinkilerin kavunları, karpuzları mescitte yok. Benimkisi ise mescitte dolaşıyor.” Yani Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişinin kavunları, karpuzları nerede? Hep dışarıda. Hatta bir kıssa anlatıyorlar. Tartışmaya başlamışlar: “Kaç rekât namaz kıldık?” Herkes tartışma içerisindeyken birisi diyor ki: “Üç rekât kıldık. Çünkü ben her rekâtta bir kapı kapatıyorum.” Yani demek ki aslında namazda neyle meşgul? O işlerle.

Evet, sevgili kardeşlerim, işte böyle.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20262 dk okuma0