Muhterem Hocam, bir din adamı, bir kişinin duaları tecvit kurallarına riayet etmeden okumasının namazın bozulmasına sebep olabileceğini söyledi. Bu doğru mudur? Bizlere açıklar mıs

Soru

Muhterem Hocam, bir din adamı, bir kişinin duaları tecvit kurallarına riayet etmeden okumasının namazın bozulmasına sebep olabileceğini söyledi. Bu doğru mudur? Bizlere açıklar mısınız?

Cevap

"Külliyen yanlıştır. Allahû Tealâ herşeyi Kur’ân-ı Kerim’e koymuş. İşte Kur’ân-ı Kerim’de 7 tane âyet-i kerime: “Biz bu kitapta her misali verdik.” “Hiçbir şey eksik bırakmadık.” (En’âm 38), “Sana herşeyi açıklamak için biz bu Kur’ân’ı indirdik.”

KUR'ÂN'DA HER KONU AÇIKLANMIŞ

1. ZUMER - 27: Ve andolsun ki, bu Kur’ân’da insanlar için bütün meselelerden örnekler verdik. Umulur ki, böylece onlar tezekkür ederler.

2. EN’ÂM - 38: ...Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rab’lerine haşrolunacaklar (olunurlar).

3. NAHL - 89: Ve sana, herşeyi beyan eden (açıklayan), hidayete erdiren ve rahmet olan Kitab’ı, müslümanlara (Allah’a teslim olanlara) müjde olarak indirdik.

4. EN’ÂM - 67: Her haber için kararlaştırılmış bir zaman vardır. Ve yakında bileceksiniz.

5. BAKARA - 269: (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl'elbabtan başkası tezekkür edemez.

ŞÛRÂ - 51: Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illa vahiy ile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek. Allah, bilir ve hikmet sahibidir.

6. ENBİYÂ - 7: Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.

BAKARA - 186: Ve kullarım sana, Benden sordukları zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana îmân etmiş olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).

7. FURKÂN - 33: Ve sana hak ile ve en güzel (ahsen) tefsir ile ulaştırdığımızdan (meselelerden) başka bir meseleyi sana getirmediler.

Kur’ân’da her haberin bir gerçekleşme zamanı var. Ve en ahsen tefsirini Allah bu Kur’ân’la sana verdi buyuruyor. herşey Kur’ân’da yer almasına rağmen, Kur’ân’ı herkes okumalıdır. Ama okuduğu zaman bilmediklerini de kime sormaları gerektiğini Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’e koymuştur. Enbiyâ 7’de “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” Zikir ehli kimdir? Zikir ehli, hikmet sahibi âlimlerdir. Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz de “Hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Taberânî, Muvatta, İlim, 1.

"Hikmet sahibi ulemanın (âlimin) meclisinde (sohbetinde) bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz kılındı. Muhakkak ki Allah bu meclislerde hikmet nuruyla ölü kalpleri diriltir. Yağmur suyuyla ölü toprakları dirilttiği gibi ölü kalpleri bu şekilde Allah diriltir."

İşte, her devirde Kur’ân’ı öğretmekle vazifeli olan hikmet sahibi âlimler vardır. Onlar Allah’tan vahiy alıyorlar. Şûrâ 51’de:

42/ŞÛRÂ-51 Ve mâ kâne li beşerrin en yukellimehullâhu illâ vahyen ev min verâi hıcâbin ev yursile resûlen fe yûhıye bi iznihî mâ yeşâu, innehu aliyyun hakîm(hakîmun).

Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahyile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek. Allah, bilir ve hikmet sahibidir.

İşte hikmet sahibi âlime Allahû Tealâ vahyediyor. Ve okuyan kişi, "Bilmiyorsanız zikir ehline sorun." Enbiyâ 7'den ötürü mutlaka Kur'ân'ı bilmediklerimizi zikir ehlinden öğrenmemiz gerektiğini buyuruyor. Bakara 186'da: "Kullarım sana Benden sordularsa; Ben onlara yakınım. Dua edenin davetine icabet ederim. Ama onlar da Benim davetime icabet etsinler." İşte burada namazın veya duaların tecvitle okunmasına dair hiçbir işaret yok. Tam tersi, duanın kabulünün ön şartı var: Kim Bizden dünyayı talep ederse Biz ona veririz ama onun âhiretten nasibi yoktur. Ama kim Bizden âhireti isterse, o zaman onun bir şartı var: Bizim davetimize icabet etmesi lâzım, diyor Allahû Tealâ. Hangi âyet-i kerimede? Bakara 186'da. "Onlar da Bizim davetimize icabet etsinler, mü'min olsunlar ve böylece irşada ulaşsınlar.

Öyleyse öncelikle kişinin Allah'ın davetine icabet etmesi gerekir. Allah'ın daveti; ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşması. O zaman bir kişinin duaları tecvit kurallarına riayet etmeden okuması namazın bozulmasına sebeptir olayı, Kur’ân âyetlerinin hiçbirisine uymuyor. Bu bir hurafedir, sonradan uydurulan bir bid’attir. "Tecvit kurallarına riayet etmeden kıraatler kabul edilmez." olayı dine sonradan, Kur’ân-ı Kerim’e muhalif olarak sokulmuş bir bid’attir; bir zandır; bir hurafedir; bâtıl bir sözdür, hiç alâkası yoktur. Kur’ân’ın hiçbir yerinde ""Tecvitle Kur’ân okumadığınız takdirde duanız kabul olmaz."" diye bir âyet-i kerime yok.

Furkan Sûresi'nin 32–33. âyetlerine baktığımız zaman bu konuyu şu şekilde yanlış anlıyorlar: ""Kâfirler, ‘Kur’ân ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi?’ dediler. İşte bu onu, Kur'ân'ı senin idrakine sabitlemek içindir. Onu kısım kısım tertipleyerek beyan ettik, okuduk."" Bunu tecvitle yorumlayanlar var; doğru değildir.

25/FURKÂN-32 Ve kâlellezîne keferû lev lâ nuzzile aleyhil kur’ânu, cumleten vâhideten, kezâlike li nusebbite bihî fuâdeke ve rattelnâhu tertîlâ(tertîlen).

Ve kâfirler: “Kur’ân ona, bir defada bütün (toplu) olarak indirilmeli değil miydi?” dediler. İşte bu, O’nu (Kur’ân’ı) senin idrakine tesbit etmemiz (sabitlememiz) içindir. Ve O’nu, kısım kısım tertipleyerek beyan ettik (okuduk).

25/FURKÂN-33 Ve lâ ye’tûneke bi meselin illâ ci’nâke bil hakkı ve ahsene tefsîrâ(tefsîren).

Ve sana hak ile ve en güzel (ahsen) tefsir ile ulaştırdığımızdan (meselelerden) başka bir meseleyi sana getirmediler.

Sahâbenin tekâmülüne, gelişim basamaklarına paralel olarak âyet âyet indirilmiş, adeta 7 safha 4 teslimi yaşayan sahâbe, böylece Kur'ân'ın bütününe tâbî olarak, Allah onların kalbine Kur'ân-ı Kerim'i bu şekilde nakşediyor. Her biri hamele-i Kur'ân oluyorlar.

Öyleyse tecvitle Kur'ân'ı okumak hayır, ama "Tecvit kuralına uymayan kıraat kabul edilmez." olayı bütünüyle, kökten Kur'ân'a aykırı, yanlış, Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20265 dk okuma0