Muhterem Hocam, bir imtihan halindeyken acziyetimizin farkına varıyoruz ve Allah’a yöneliyoruz. İmtihan bitince tekrar eski halimize dönüyoruz. Hayatımızın her anında Allah’a nasıl
Soru
Muhterem Hocam, bir imtihan halindeyken acziyetimizin farkına varıyoruz ve Allah’a yöneliyoruz. İmtihan bitince tekrar eski halimize dönüyoruz. Hayatımızın her anında Allah’a nasıl yönelebiliriz?
Cevap
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor. Diyor ki: “Darlıktaki gibi bollukta da zikret.” Gerçekten de az evvel ifade ettiğim gibi sıkıntıyla karşılaştığımız zaman, bizi aşan böyle birtakım tesir edici olaylarla karşılaştığımız zaman hemen Allah’a sarılabiliyoruz. Allah’a dua ediyoruz. Allah’a sığınıyoruz. Hatta Yûnus Suresinin 12. âyet-i kerimesinde:
10/YÛNUS-12: Ve izâ messel insâned durru deânâ li cenbihî ev kâiden ev kâimâ(kâimen), fe lemmâ keşefnâ anhu durrahu merre ke’en lem yed’unâ ilâ durrin messehu, kezâlike zuyyine lil musrifîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve insana bir darlık (musîbet, sıkıntı) isabet ettiği (dokunduğu) zaman, yatarken, otururken veya ayaktayken Bize dua etti (eder). Fakat onun sıkıntısını ondan giderdiğimiz zaman ona isabet eden darlıkta (sıkıntıda) Bize dua etmemiş gibi döndü (döner). İşte böylece müsriflere, yapmış oldukları şeyler süslendi.
Böyle davranan insanlar israf içinde olanlardır. Marifet ne? Marifet darlıktaki gibi bollukta da zikretmek. Öyleyse Allahû Tealâ rahmetiyle bizi esenliğe ulaştırdığı zaman ne yapmamız lâzım? Zikretmemiz lâzım. Çünkü Rabbimiz şöyle buyuruyor. Âli İmrân Suresinin 191. âyet-i kerimesinde:
3/ÂLİ İMRÂN-191: Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
Onlar (ulûl'elbab, lüblerin, Allah’ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah’ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): “Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan’sın, artık bizi ateşin azabından koru."
“Ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken Allah’ı zikrediyorlar.” Sevgili kardeşlerim, Allah’ı zikretmek Allah’la beraber olmak demektir. Allah bizimle beraberse hiçbir olay bize zor gelmez. Hiçbir olay bize imkânsız gelmez. Hiçbir olay bize ağır gelmez. Kullar için imkânsız olan şeyler Allah için çok kolay. Hayatın, olayın cinsi ne olursa olsun üstesinden gelmek istiyorsak mutlaka kalben ulaşmayı diledikten sonra zikre başlayacağız. Hele hele bir Allah’ın sevgilisiyle beraber olduğumuz zaman nurun alâ nur.
Niye öyle diyorum? Çünkü Dâvud (A.S) hayatın özetini şu duayla veriyor: “Yâ Rabbim! Senden Senin sevgini istiyorum. Seni sevenlerin sevgisini istiyorum. Senin sevgine vesile olacak amel istiyorum.” İşte hayatı bize cennet haline getirebilecek, hayatın bütün anlarını mutluluk içinde geçirebilecek olan özet. Bu özet Allah’ı sevmek, Allah’ın sevdiğini sevmek ve Allah ve Resûl’ünün sevgisine vesile olan ameli sevmek. Bunu yaptığımız zaman dört dörtlük bir hayatı yaşamaya başlarız. Allah razı olsun.