Muhterem Hocam, bir insanın cennete ya da cehenneme gitmesini belirleyen unsur nedir?

Soru

Muhterem Hocam, bir insanın cennete ya da cehenneme gitmesini belirleyen unsur nedir?

Cevap

Bir insanın cennete gitmesini belirleyen unsur, kazandığı sevapların kaybettiği günahlardan fazla olmasıdır. Bunu sağlayan şart nedir? Bir insanın kazandığı derecelerin kaybettiği derecelerden fazla olması, günahlarının örtülmesine bağlıdır. Enfâl Suresinin 29. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:

8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız, sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

İşte Kur'ân-ı Kerim'in bütününe baktığımız zaman kimin günahları örtülmüşse, onun kazandığı dereceler kaybettiği derecelerden fazladır ve Mu'minûn Suresinin 102. âyet-i kerimesine göre gideceği yer cennettir.

23/MUMİNÛN-102 Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).

O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.

Ama kimin kaybettiği dereceler kazandığı derecelerden fazladır, onlar da ameli boşa gidenlerdir. Allahû Tealâ Yûnus Suresi 45, Kehf Suresi 105 ve Zumer Suresi 65. âyetlerinde ameli boşa gidenlerden bahsediyor.

10/YÛNUS-45 Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).

Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).

18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).

İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

39/ZUMER-65 Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).

Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.

Kimdir o ameli boşa gidenler? Takva sahibi olmayan şirkte olanlar. Öyleyse Enfâl Suresi 29. âyetine göre takva sahibinin günahlarını örtüyor. Kazandığı dereceler kaybettiği derecelerden fazla, gideceği yer cennet. Ama şirkte olanların ameli boşa gidiyor, kaybettiği dereceler kazandığı derecelerden fazla. İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), 500 yıl ibadet yapan birisini, "Benim rahmetimle mi yoksa kendi amelinle mi?" deyince, bugünkü geleneksel din tatbikatında islâmın 5 şartı yerine getiriliyor ve ameliyle kurtuluşa ulaşılacağını zannediyorlar. Ama Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîsinde şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmîzi 3022, Ahmed bin Hanbel Müsned 16042, Hakim Müstedrek, İbni Hibban.

"…Size Allah’ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum:

Dinlemeyi, İtaat etmeyi, Cihad etmeyi, Hicret etmeyi ve Cemaat olmayı.

Kuşkusuz ki, kim cemaatten bir karış ayrılırsa, Andolsun ki, İslâm bağını boynundan çıkarmış olur. Ancak cemaate tekrar dönerse bu müstesna.

Kim cahiliye davasını iddia ederse (cahiliye sistemlerini müdafaa ederse) kuşkusuz ki o, cehennemlik kimselerdendir.

Bunun üzerine bir adam:

−Ey Allah’ın Resûlü (S.A.V), bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır? diye sordu.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:

−"Namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. Siz, Allah’ın davasına, Allah’a davet ediniz! Çünkü Allah, size Müslümanlar, mü’minler ve Allah’ın kulları diye isimlendirmiştir."

Cemaat demek ki kurtuluşun esasıdır. Cemaat rahmettir, tefriki azaptır.

HADÎS-İ ŞERİF.

Kaynak: Ahmed bin Hanbel Müsned 4/375, İbn Ebi’d-Dünya, Tergib ve Terhib 2/402.

“…Cemaat rahmettir. Ayrılık (Tefrika) azaptır!”

Öyleyse tevhidde olanlar, dînde fırkalara ayrılmaktan kurtulanlar, onlar kurtuluşta olanlardır. İşte Rûm Suresinin 31. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:

30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

İşte şirkte olanlar onlar, ameli boşa gidenlerdir. Onlar dinde fırkalara ayrılanlardır. Amelleri boşa gittiğine göre günahları sebebiyle gidecekleri yer cehennem. Kimin ameli boşa gitmişse onun kaybettiği dereceler kazandığı derecelerden daima fazladır ve gideceği yer cehennem. Ama öte yandan 99 kişinin katili bir insan o da eğer Allah'a ulaşmayı diliyor, takva sahibi ise hiçbir pozitif ameli olmamasına rağmen günahları örtüldüğü için o kişinin tek bir dilekle gideceği yer cennet. Cennet veya cehenneme inanan herkes için hedef, Allah'ın cennetine girmektir. Cennetin şifresi Allah'a ulaşmayı dilemektir.

Cenneti hak edenler Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir. Başka ölçülerin hiçbirisi geçerli değildir. Öyle insanlar var ki cennetlik amel işlerler ama cehenneme gideceklerdir. İşte cennetlik amel işleyip cehenneme gidenler, onlar ameli boşa gidenlerdir. Onlar Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Öyle insanlar var ki cehennemlik amel işlerler ama cennete gideceklerdir. Onlarda takva sahibi, günahları örtülen insanlardır. O sebeple Yûnus Suresi 7. ve 8. âyetlerde de:

10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Kazançları sebebiyle kişinin gideceği yer cehennem. Allah'a ulaşmayı dilemediği için.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 24 Ekim 2026Son güncelleme: 24 Ekim 20265 dk okuma0