Muhterem Hocam, bir insanın kalpten Allah'a ulaşmayı dileyip ermiş evliya olmaması mümkün müdür?

Soru

Muhterem Hocam, bir insanın kalpten Allah'a ulaşmayı dileyip ermiş evliya olmaması mümkün müdür?

Cevap

Bir insanın kalpten Allah'a ulaşmayı dileyip de ermiş evliya olmaması mümkün değil. Çünkü kalpten Allah'a ulaşmayı dilemek, o bizim vazifemiz. Ondan sonra hakkımız olan ruhumuzun Allah'ın Zat'ına ulaştırmasını onu Allahû Tealâ gerçekleştiriyor.

Zumer 53'te: “Ey nefslerine karşı haddini aşan kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.”

O günahlar hep nefisten, günahlar işleyen, her türlü bataklara saplanmış, her türlü kötülüğün içerisinde kendini kaybetmiş bir insan, öyle de olsa Allahû Tealâ diyor ki: Allah'ın rahmetinden ümit kesme.

39/ZUMER-53 Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).

De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."

Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyenler, onlar tek dileğin sahibi olan, kalben Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir. Şûrâ 13'te: "Allah dileğini seçer ve seçtiklerinden kim O'na ulaşmayı dilerse, onların ruhunu da Kendisine ulaştırır." Fâtır 5'te ise: "Allah'ın vaadi haktır." Yani Allah'ın vaadi nedir? Kim kalben Allah'a ulaşmayı dilerse, Allah onun ruhunu mutlaka Kendisine ulaştırır, Allah'ın vaadi. "Sakın dünya hayatı sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın şeytan da sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın."

42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

35/FÂTIR-5 Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).

Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.

İşte iki tane düşmanımız var. Birisi nefsimiz, diğeri de şeytan. Allahû Tealâ uyarıyor: "Sakın şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın." Ne yapsın? Kalben Allah'a ulaşmayı dileyin ve sakın da dünya hayatı sizi aldatmasın.

Hz. Ömer'in sözü: “Şaşarım o insana ki Allah'ı biliyor ama isyan ediyor. Şaşarım o insana ki şeytanı biliyor ama itaat ediyor. Ve şaşarım o insana ki dünyayı biliyor, ona meyil ediyor.”

Öyleyse evliya olmak dünyada en kolay şeylerden birisidir. Çünkü evliyalık Allah'ın garantisi altındadır. Allahû Tealâ evliyalık kapısını herkese açmıştır. Kim bu hedefe ulaşmak isterse, kalbî bir talebi olması halinde Allahû Tealâ mutlaka yardım edecektir ve onu ermiş evliya yapacaktır.

Yunus Emre: “Evliyalık bir dilektir, bilene düğün dernektir.” Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20263 dk okuma0